Salih nesiller nasıl yetiştirilir?

Salİh ve saliha nesillere her zamankinden daha çok muhtacız. Bu en mühim konuya, topyekûn devlet ve millet olarak seferber olmak zorundayız. Tertemiz bir nesil mutlaka yetiştirilmelidir amma nasıl ve kimlerle? Bilinmelidir ki yeni ve salih bir nesil hemen yetişmez, ancak uzun bir zaman, büyük bir gayret ve topyekûn bir milletin azim ve iradesiyle gerçekleşebilir.

Bir neslin iyi yetişmesi için, ebeveynlerin ve bütün aile efradının en başta beslenme alışkanlıklarına çok dikkat etmeleri gerekir. Helal rızık, bu işin püf noktasıdır. Haramdan, mekruh ve hatta şüpheli gıdalardan şeytandan kaçar gibi kaçılmalıdır. Haramdan beslenen bireylerin yanlışa meyilli yetişmesi kaçınılmazdır. Eve giren para faizden mi, rüşvet ve benzeri haram paradan mı, yoksa helal ve alın teri ile kazanılan bir kazanç olup olmadığı çok iyi takip edilmelidir. Özellikle anneler, eve giren para ve gıda konusunda çok hassas olmalı, beylerinin ve yetişkin çocuklarının kazançlarını mutlaka takip etmeli, haram ve şüpheli şeyleri eve sokmamalıdırlar. Anneler duyarlı ve saliha kadınlar olurlarsa, bu işin temelleri sağlam bir şekilde atılmış ve büyük bir mesafe alınmış olur. Anne, çocuklarının eğitimiyle çok yakından ilgili olduğu için, evlatlarına tabii olarak helal ve haramı da öğretmiş olur. Helalinden yedirip içirmek kadar, bunun eğitimi de o derece önemlidir.

Aile eğitimi veya ailede çocuk eğitimi, salih nesillerin yetiştirilmesinde en büyük faktördür. Okul öncesi dönemde çocukların kişiliği çok büyük oranda şekilleniyor. Bu şekillenme oranı 0-6 yaş grubunda yüzde 85’ler düzeyindedir. Yani bu işin temeli ailedir. Çocuk ailede gördüğünü, duyduğunu ve yapılan şeyi aynen alır. Aile düzgün olur, kul hakkına dikkat edilir, helal ve harama mutlak bir riayet varsa çocuk da bundan payını alır, anne ve babasını aynen taklid eder. Hem beslenme anlamında hem de eğitim anlamında bu böyledir. Ebeveyn “üsve-i hasene” veya çağdaş ifadeyle iyi rol model olursa, bir şey anlatmasına gerek olmadan iyi bir eğitim vermiş olur, helalinden beslenmiş olur. İşin esası, ailenin ve özellikle annenin saliha, bilgili ve duyarlı bir birey olmasında yatıyor. Aynı zamanda anne-babanın (özellikle annenin) bilgi düzeyi iyi olmalıdır. Ev ortamı bir okul gibi olmalı, çocuk gelişimi ve diğer önemli eğitim konularına kısmen de olsa vâkıf olunmalıdır.

Çocuğun ve herkesin eğitimi hayat boyu veya diğer bir ifadeyle beşikten mezara kadardır, hatta beşikten önce ana rahminde başlar. Anne ve babanın evliliği abdestle, besmeleyle, zikir, namaz ve Kur’an’la başlamışsa ve mal kazanma konusunda duyarlı insanlar iseler, hayatları boyunca çocuklarına da her aşamada olumlu etki yapar ve böyle ailelerde çocuklar bu duyarlılıkla yetişmiş olur. İslami hassasiyeti öne çıkan böyle ailelerde çocuk ana rahmine bu temiz fıtratla düşer, mayası İslami olur, çabuk çabuk ileriki zamanlarda harama meyletmez. Böylece çocuk doğmadan önce sağlam temellerle bu süreç başlamış olur. Annenin helal gıdayla beslenmesi, abdestli, besmeleli ve gafil olmayan bir anne olması, çocuğun salih yetişmesinde en büyük faktör olup salih yetişmesi anlamında çok önemli bir temel atılmış olur. Olumlu yönde çocuğun eğitimi müsait hale gelir, geleceğinin müsbet olması için ilk adımlar böylece atılmış olur. Özellikle anneler, çocuğun fıtratını korumuş olur, geleceğini doğru adımlarla kurmaya başlar. Doğduğu gibi ezan ve kametle karşılaşan ve besmelelerle, abdestli olarak emzirilen çocuk için çok güzel bir başlangıç olmuş olur, böylece saliha veya salih olması için hayırlı temeller atılmış olur. Şair İsmet Özel, kadınların hassas olması noktasında: “Kadınlar kocalarına, ben senden çok para değil, helal para kazanmanı istiyorum dese, Türkiye değişir” diyerek, annelerin çok büyük etkisini vurgulamaktadır.

 Güzel bir isim ile isimlendirilen çocuk, aile sürecinde de iyi bir eğitim alıp güzel örnekler görürse ölünceye kadar genel olarak bu hassasiyet ile yoluna devam eder. Okul hayatının aile eğitimi kadar olmasa da bir yere kadar etkili olduğu kesindir. Anne ve babanın, ev içerisinde faydalı ve güzel davranışlar sergilemeleri gerektiği gibi, mükemmel bir insan ve salih bir neslin oluşması için 17 yıllık okul sürecini de çok iyi organize etmeleri zorunludur. Ancak okul öncesi eğitimden üniversite bitimine kadar olan bu örgün eğitim kurumlarında, öğretmenin rolü asla göz ardı edilmeyecek kadar önemlidir. Yaklaşık 17 yıl süren bu süreç, olumlu ya da olumsuz olarak çocuğu etkiler. Özellikle alt sınıflarda öğretmenin rolü çok daha büyüktür. Merhum Nurettin Topçu, öğretmenlere seslenirken bir konuşmasında şöyle diyor: “İlkokulda merhameti, ortaokulda adaleti öğretin yeter”. Fizik, kimya, matematikten önce merhamet ve adalet gibi önemli değerlerin önemini vurguluyor. Bu ve benzeri değerler özellikle küçük yaşlarda oluşur. Ailede yeterli bir değerler eğitimi veya diğer bir ifadeyle din eğitimi verilmemişse veya eksik verilmişse okulun bu açığı tamamlaması ve geliştirmesi, pekiştirmesi gerekir. Öğretmen, özellikle okul öncesi ve ilkokulda anne baba gibi olmalı, sevgi ve şefkatle öğrencilerine yakınlık ve sabır göstermeli, ilgi gösterip güzel bilgilerle donatmalı, iyi bir iletişimle bunu hissettirmelidir. Öğrencisini seven öğretmen, öğrencisi tarafından da sevilir. İdealist ve samimi bir öğretmen, böylece öğrencilerine Allah ve Peygamber sevgisi verebilir. Sevilen bir öğretmen eğer salih ve duyarlı ise öğrencisini de böyle yetiştirebilir. Yeter ki güven versin, emin ve duyarlı olsun, işini ve insanları sevip sabırlı ve ilgili olsun. Özetle diyoruz ki; aile çok önemli ancak 17 yıllık okul hayatı da çok önemli. Ev ve aile bir okul gibi, okul da bir aile gibi olmalıdır.

Unutulmamalıdır ki; hayatın tamamı birer zincir halkası gibidir. Örgün eğitimden sonra iş hayatı ve arkadaş çevresi de mühim bir konudur.” Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” şeklinde meşhur bir atasözümüz vardır. Kur’an-ı Kerim’de de, “Sadıklarla beraber olunuz” talimatı bulunmaktadır. Dürüst ve Allah’a sadık kimselerle kalkıp oturun, sizi sırat-ı müstakimde tutacak, hayırlı şeyleri hatırlatacak kimselerle beraber olunuz. İş hayatında olsun, diğer sosyal çevrelerde olsun bu hususa da çok dikkat etmek gerekir. Esans satana gidersen güzel kokarsın, körükçüye gidersen kötü kokarsın.

Basın ve sosyal medyanın da eğitim ve karakter üzerinde önemli bir payı vardır. Görsel ve yazılı medya olsun, sosyal medya mecralarında da rastgele gezinmemek, bu teknolojiyi hayırlı ve faydalı işlerde kullanmak önemlidir. İyi yetişmiş duyarlı bir bireyin, başkasına da faydalı olması gibi bir görevi vardır. Sadece aile ve okulda değil, her yerde ve her ortamda güzel dokunuşlar, tatlı ve faydalı hatırlatmalarda bulunmak her mükellefin görevidir. Bu bir davet ve irşat görevidir. Her mükellef kişi bu tebliğ işinden de sorumludur. Münkere müdahale farzdır. Her uyanık kişi, gaflet uykusunda uyuyan kişileri uyandırmak zorundadır. Mevlana Celaleddini Rumi bu konuda şöyle der: “Bir uyanık kişi, binlerce uyuyanı uyandırabilir.”

Sözlerimi toparlarken, salih ve saliha gençlerin yetişmesi ve yukarıda saydığım hususların kesintisiz yerine getirilebilmesi için için ciddi bir devlet politikasının olması elzemdir. Erbakan Hocamızın deyişiyle devlet ve millet olarak herkesin: “Hayra gaz, şerre fren olması gerekir.” Topyekûn bir millet, aileler ve okullar, cemiyet, cemaat ve sivil toplum kuruluşları, basın ve her türlü sosyal mecralar olarak bu en mühim konuya odaklanmak zorundayız. Birinci ve en önemli iş olarak bu konuyu görmeliyiz. Zincirin bütün halkaları birbirini tamamlamalı ve takviye etmelidir. Tekraren hatırlatalım ki; eğitim beşikten mezara kadardır. Hiçbir noktada kopukluk kabul etmez. Amaç ve gaye; Yüce Mevla’nın rızasını elde etmektir. Bu amaç için hayat boyu öğrenmek, öğrendiğimizi yaşamak, yaşatmak ve esas olan Rabbimin rızasını böylece kazanmak olmalıdır. Allah’ın rızasını kazanan kimseler için ebedi mutluluklar vardır, Cennet ve Cemalullah vardır. Dua ve niyazımız bu ideal gayeye kazasız belasız ulaşmaktır aziz dostlar. Allah’a emanet olunuz. Selam, saygı ve dualarımla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdurrahman Sevgili - Mesaj Gönder

# adalet

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?