Reklamı Kapat

Ahlâki zemin

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Milli Görüş’ün önde yürüyen bayrağı; “Önce Ahlâk ve Maneviyat” esasıdır. Bu; öylesine, sıradan benimsenmiş bir esas değildir. Genelde Müslümanların, özelde Milli Görüşçülerin ilahi yardıma mazhar olmaları; Kur’an ve nebevi ahlâka riayet etmelerine bağlıdır. Peygamber Efendimizin ahlâkı, “Kur’an” olarak tanımlanmıştır. Kur’an ahlâkı, tek güzel ve üstün ahlâktır. Kur’an ahlâkı; baştan sona samimiyettir. Müslüman kul; Allah’a karşı samimi olmalı, kulluğunda arızalar bulunmamalı, emirlerine uymalı, yasak ettiklerinden sakınmalı, inkârcıdan, müşrikten, münafıktan uzak durmalı, Allah’tan başkasını “Rab” edinmemelidir.

Müslüman kul; meleklere, Kur’an’a, rahmet peygamberine karşı samimi olmalı, Kur’an ve sünnet ile ortaya konulan, hak ve adalet ölçülerine, kişiyi kâmil ve faydalı insan yapacak esaslara, barışı ve kardeşliği güçlendirecek muaşeret kurallarına aykırı davranışlardan kaçınmalıdır. Müslüman kul; insana ve mümin kardeşine karşı samimi, güvenilir ve dürüst olmalıdır. Samimiyet; kendi nefsi için arzu ettiği bir faydayı, kardeşi için de istemektir. Samimiyet; kardeşinin zararına iş görmemektir. Samimiyet; haset etmemek, gıybet ve dedikodu yapmamak, arkadan iş çevirmemektir. Dünya imtihanında Allah’ın rızasını kazanmak, tam bir teslimiyet ve samimiyet ile olur. Müslüman olarak ölmek, bu hayatı her bakımdan İslam’ca yaşayanlar içindir. Enaniyet, itham etmek, kınamak dağıtır, ülfet etmek ise bütünleştirir.

AYIPLAMAK

Şuurlu bir Müslüman, mümin kardeşini ayıplamaz, aksine onun ayıplarını örter. Ayıplama; bir kusurun veya hatalı bir davranışın güzel bir nasihat ile ıslahı yerine eleştirerek, aşağılayarak, alaycı, art niyetli bir şekilde kınanmasıdır. Ayıplamak, karalamaktır. Hucurat 11: “Ey iman edenler, bir kavim, diğer bir kavimden bazılarını küçümseyerek alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da, kadınlardan bazılarını küçümseyerek alaya almasınlar, hakarette bulunmasınlar, ayıpları, kusurları, rencide ederek, işaret ederek söylemesinler. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi dilinize dolayarak, işaretleşerek yaralamayın. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın, kötü lakaplarla anmayın. İman ettikten sonra fasıklık ne kötü bir damgadır. Tövbe etmeyenler, günah işlemekten vazgeçmeyip Allah’a itaate yönelmeyenler, işte onlar isyanda, günahta ısrar eden zalimlerin ta kendileridir.” Bu ayet, fert ve toplum hayatında uyulması gereken bir ahlâkı ve edebi beyan ediyor. İman ettikten sonra Allah’ın yasak kıldığı alay etmek, ayıplamak, kötü lakap takmak gibi fiilleri işleyenler fasıklık yapmış ve bu hali kendilerine reva görmüşlerdir. Ayıplanan kişide o ayıp varsa, yapılan iş onu yaymak olur. Eğer bu ayıp onda yoksa o zaman iftira olur ki, kişinin ayıplarını yaymak da iftira etmekte her iki durumda çirkin bir davranıştır. Başkasıyla uğraşmak, kişinin kendisiyle uğraşmasından hem kolay hem de tatlı gelir. Sonuçta nefisle cihadı unutmuş bir yığın Müslüman, hep başkalarını suçlayarak, tenkit ederek ve ayıplayarak zafer kazanacağını zanneder. Ayıplamak, tenkit etmek, İslam kardeşliğini bozar, birlik ve beraberliğe zarar verir. Bir kimseyi kötülemekten maksat, kendi iyiliğini ve onun kötülüğünü ortaya koymaksa, diğeri de kendisinin iyiliğini ve senin kötülüğünü bulup söyler ki bu kin ve nefret doğurur. Yok, eğer bir kimseyi kötülemekten maksat,  küçük düşürmek veya intikam almak ise bu da acizliğin ve adiliğin göstergesidir. Bizler; İslam’ı itikat ve düzen olarak yaşayıp yaşatmanın mücadelesini vereceksek, nefislerimizi kötü ahlâklardan ve hatalı davranışlardan arındırmamız gerekir. Allah ve İslam, bize muhtaç değildir. Bizler, Allah’a ve İslam’a muhtacız. 

ÜÇ GÜNAH

Arkadan konuşup ayıplamanın gıybet, bühtan ve ifk olmak üzere üç şekli vardır.

Gıybet; var olan kusuru, bühtan; olmayan kusuru söylemektir. İfk ise; duyduğunu araştırmadan hemen başkalarına anlatmaktır. Bugün, televizyonlarda, sosyal medya mecralarında bu üç şeyden başka bir şeyle karşılaşmak mümkün değildir. Bu hâl ile hiçbir saadete ulaşamayız. Biz peygamberimizin ahlâkıyla ahlâklananlardan olmak zorundayız.

Hz. Aişe validemiz Peygamberimizi şu şekilde anlatır: “O, hiç kimseyi ayıplamaz, kötülüğe karşılık vermez, af ve hoşgörülükle muamele eder, kötülükten uzak kalırdı. Nefsi için bir kimseden intikam almış değildir. Hiçbir köle ve hizmetçiyi, hatta bir hayvanı bile incitmemiştir. Yanlış davranışları ise affetmiştir…” Peygamberimiz insanlığın hüsranını ve helak olmasını değil, hidayetini istiyordu. Azabı değil, rahmeti temsil ediyordu. O, zalime kızar ve sevmezdi. Zalimin konumu ne olursa olsun hiçbir şekilde tazim etmezdi.

VAY HALİNE

İnananlar; aralarındaki ilişkilerde nezaket kurallarına riayet ederler. Birbirlerini, gücendirecek lakaplarla çağırmazlar. Hümeze 1: “İnsanları arkalarından çekiştirip ayıplayanların, aşağılayanların, gizli açık dillerine dolayanların, kaş-göz hareketleriyle alay edenlerin vay haline.” Küçük görmek, hakaret etmek, itham etmek, kötü kimselerin sıfatlarıdır.  İslam’ca yaşamaya dair hayat ölçülerini insanlara öğreten Peygamberimiz, müminler arası ilişkileri anlatırken şu güzel ilkeyi ortaya koymuştur: “Müslüman kardeşini hor görmesi kişiye kötülük olarak yeter.” Müslüman’ı tahkir etmek, Allah’a karşı saygısızlığın bir sonucudur. İnkârcıların, müşrik ve münafıkların müminleri hor görmesini anlamak daha kolaydır. Asıl zor ve anlaşılmaz olan, Müslümanlardanım diyenlerin müminleri herhangi bir sebepten ötürü küçük görmesi ve tahkir etmesidir. Ölçü bellidir: “Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslüman’dan bir sıkıntıyı giderirse, Allah o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslüman’ın ayıp ve kusurunu örterse, Allah da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” İslamsız saadet olmaz inancına sahip Milli Görüşçüler olarak ahlâki zeminimizi muhafaza etmeliyiz. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder

# adalet

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?