Reklamı Kapat

Dışişleri Bakanlığı'nda Mühtediler Daire Başkanlığı

İhtida: Gayrimüslim birinin İslam dinine geçmesi. Mühtedi: Gayrimüslim iken İslam dinine geçen insan.

26 Kasım 2021’de Konya’da ilk defa Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın başkanlığında, “ULUSLARARASI İHTİDA KONGRESİ” yapılır.

13 ülkeden 60 mühtedi katılır.

Geç de olsa tebrik ederim.

Diyanet İşleri Başkanlığının kuruluş tarihi olan 3 Mart 1924’ten bugüne kadar Müslüman olanlarla ilgilenen hiçbir kurumumuz olmadı.

Yurt dışında hayır işleri yapan dernek ve vakıflarımız, gittikleri ülkelerde ihtida edenleri de ziyaret işini, hayırlı hizmetlerine katsalar iyi olur.

Diyanet İşleri’nde yeni bir mühtediler biriminin oluşacağı haberini aldım ve sevindim.

Dışişlerinde de olmalıdır.

Müslüman olmayan bir insan, kendi isteği ile yurt içinde herhangi bir müftülüğe, yurt dışında ise Din Hizmetleri Müşavirliğine/Ataşeliğine müracaat ederek şahitler huzurunda Kelime-i Şehadet’i getirir ve o kişiye Müslüman olduğuna dair “İhtida Belgesi” verilir.

Adam, Müslüman olur gider.

Hani kısa fıkralardan biri vardır, “Adam hastalanmış, hastaneye gitmiş...”

Dinleyen sorar, “Eeeee ne olmuş?”

Gidiş, o gidiş.

Sonra o mühtediyi arayan soran olmaz.

Öldü mü, kaldı mı, ailesi de Müslüman oldu mu?

İslami eğitimi nasıl alıyorlar...

Diyanet İşleri Başkanlığının kayıtlarına göre 1995’ten 2013’e kadar yurt içinde 9.908 kişi, yurt dışında 2.372 kişi, toplam 12.280 kişi “İhtida Belgesi” almış.

Bu rakamlara bakarak “olmaz, bu az” demenizde haklısınız.

Bu rakamlar, resmi makamlara gelerek şahitler huzurunda Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olan ve “İhtida Belgesi” alanların rakamıdır.

Bu belgeye ihtiyaç hissetmeyenlerin sayısı daha fazladır.

İhtida belgesi alanların tespiti yapıldığı gibi Müslüman olup belge almayanların da tespiti yapılmalı.

Mesela, Avrupa’da Müslüman olanların çoğunluğu belge almamışlardır.

Dernekleri vardır ve orada dini bilgilerini geliştirmeye çalışmaktadırlar.

Bu derneklerden tespit yapılabilir.

Tespit yapılınca ne olacak?

13/08/2013 tarihli yazımda da dediğim gibi, bizim görevimiz, Müslüman olana da, olmayana da İslam dinini sözümüzle, özümüzle duyurmak değil mi?

Yurt dışında Diyanet adına görev yapan arkadaşlara, “Bu ülke vatandaşlarından Müslüman olanları ziyaret etseniz,

Kendi dillerinde İslam’ı anlatan kitaplar hediye etseniz,

Bayram günlerinde, Kadir Gecesi’nde hediyeler verseniz,

İhtiyacı olup olmadığını sorsanız” dediğimde, “İlk defa senden duyuyorum. Bizim böyle bir görevimiz olmadığı gibi, görevlerimiz arasında adı bile geçmez” diyorlar.

Dışişleri Bakanlığında “Yurtdışı Mühtediler Daire Başkanlığı” kurulamaz mı?

Mühtediler, yabancı ülkedeki yakınlarımızdır.

Düşman evindeki dostlarımızdır.

Bakanlık “Laiklik elden gider diye” korkmasın.

20 yıldır Türkiye’de olan, İzmir’de, Diriliş kilisesinde papazlık yaparken Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ve PKK “terör örgütleri adına suç işlediği ve casusluk yaptığı” iddiasıyla hakkında 35 yıl hapis cezası istenen ve ev hapsinde olan ABD’li Evanjelist Presbiteryan kilisesi din adamı Andrew Craig Brunson’a, (d. 1968) 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verilmişti.

ABD Başkanı Trump, Dışişleri Bakanı, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, 37 senatör ve 78 Kongre üyesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mektup yazıyor.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wess Mitchell,  Brunson’ın serbest bırakılmaması halinde, “Türkiye için sonuçları olabilir” ifadesini kullanıyor ve  derhal serbest bırakılıp sınır dışı edilmesini istiyor, laiklik yine ABD’de yıkılmıyor.

Diyanet, görevli gidecek din müşavirinin eline, gittiği ülkedeki mühtedilerin listesini verseler…

Din görevlilerinin ellerine de, gittiği şehirdeki mühtedilerin isimlerini verseler daha iyi olmaz mı?

Mesela, Amerika’da vaaz verirken Amerikan ajanları tarafından şehid edilen eski adı Malcolm X, yeni adı Malik el-Şahbaz’ın evi ziyaret edilerek ailesinin ve çocuklarının gönlü alınsa iyi olmaz mı?

Merhum Muhammed Ali Clay’ın çocukları ziyaret edilse ve bu ziyaretler resmi olarak, ilgili Amerikan makamlarına da bilgi verilerek yapılsa ne olur?

Yapalım ve ne ufuklar açılacağını o zaman görelim.

Hayber’in fethinde, Sevgili Peygamberimiz, Hazreti Ali’yi çağırır, gözündeki ağrıyı dindirir, Bayrağı onun eline verir.

Hazreti Ali, “Onlar da bizim gibi (Müslüman) oluncaya kadar onlarla savaşacağım” deyince Sevgili Peygamberimiz:

“Yavaş ol Ali, onların sahasına varıncaya kadar git. Sonra onları İslam’a davet et. Onlara yapmaları gerekeni haber ver. Allah’a yemin ederim ki, senin sebebinle Allah’ın bir kişiye hidayet vermesi, kızıl develere sahip olmandan daha hayırlıdır” buyurmuş. (Buhari, Sahih, K. Cihad, bab 143, K. Fezailü Ashab bab 4, Müslim, Sahih, K. Fezalü’s-Sahabe bab 4)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?