Reklamı Kapat

Önce kendi hanemizi temizleyelim

Rabbimiz, “Şüphesiz ki bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez” (Rad, 11) buyurur ve asude bir hayatın, iç dünyamızda gerçekleştirdiğimiz değişimle mümkün olabileceğini belirtir. Rabbimiz dileseydi, yollar açılır ve değişim bir anda gerçekleşirdi ancak O bizim samimiyetimizi ortaya koymamızı ve çaba göstermemizi istiyor.

İslam kültürünün dinamiklerinde önemli bir yere sahip olan içsel temizlik, bireyin farkındalığını artırır ve onu değişime hazır hale getirir. Halini otokritik eden kişi benliğini kirlerden arındırır ve var oluş amacının farkına varır. İçsel temizliği gerçekleştiren kişinin imanı eylemlerine, niyetine, hedeflerine ve bütün azalarına ulaşarak köklü bir inkılâba dönüşür. Bir binayı yıkıp yeniden inşa etmek gibidir bu. Kişi belli bir yol kat etmiş ve hayata farklı bir gözle bakmaya başlamıştır. Rabbimizin bizden istediği değişim budur fakat bu değişim dev binalar, devasa alışveriş merkezleri, yollar, köprüler inşa etmekten, fabrikalar kurmaktan çok daha zordur. O yüzden Hz. Peygamber kişinin iç dünyasında yapacağı değişimi büyük cihat olarak tanımlamış ve bunun iman, teslimiyet ve istikrarlı bir çaba ile mümkün olabileceğini belirtmiştir.

Mekke’de cehaletin bataklığına saplanmış bir toplum, Hz. Peygamber’in rehberliğinde içsel bir dönüşüme yönelmiş ve adaletin sesini bütün dünyaya duyuran bir medeniyet inşa etmişti. Peki, hak ihlallerinin had safhaya ulaştığı bir toplumda adalet gibi merkezi bir değer nasıl hayat bulabilmişti? Çocukları, kadınları, zayıfları ikinci sınıf varlıklar olarak gören, zinayı, rüşveti, şans oyunlarını, eğlenceyi bir hayat tarzı haline getiren, soyları ile övünen, şiddeti bir güç olarak algılayan o insanlar nasıl olmuştu da hayatlarını baştan aşağı değiştirmiş ve adaleti kuşanmışlardı? Onlar iman etmiş ve cehaletten kalan bütün kırıntıları temizleyerek arınmışlardı…

Günümüzde başımı hangi tarafa çevirsem bir terapistin tabelası ile karşılaşıyorum fakat buna karşın ruhsal sorunlar çığ gibi büyüyor… Peki neden? Bir kişi yalan davranışı için terapistten destek almak istiyor, uzun süre devam eden tedavi sürecinin ardından farkındalık kazanıyor ve değişim gerçekleşiyor. Ahlâki yozlaşmanın tavan yaptığı Mekkeli halk ise Kur’an’ın sunduğu ilkeler ile ferdi, ailesel ve toplumsal alanda köklü bir değişim gerçekleştirmiş ve patolojik davranışlarını terk ederek insanlaşmıştı.

Günümüzde seküler kültüre entegre olan Müslüman halklar büyük başarılar elde ettiler, konforlu hayatlara sahip oldular ve yüksek hedefler seçtiler ancak iç dünyalarında mevcut olan zenginlikleri geliştirmeye yönelik hiçbir çaba göstermediler ve yoksullaştılar. Bütün bunların sonucunda ise toplumda suç oranı artmaya ve bireyler mutsuzluktan, yalnızlaşmaktan, ruhsal boşluktan ve depresif sorunlarından bahsetmeye başladılar.

Biz kendimizi değiştirmedikçe ne hanemiz ne yaşadığımız mahalle ne de toplum değişecektir… Önce kendimize el uzatmak zorundayız zira iç dünyamızda biriken bunca kir varken dışarıda yaptıklarımızın insanlaşmamıza hiçbir katkısı olmayacaktır…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?