Reklamı Kapat

İş insanları!

SOSYAL medyada bir cümle gördüm. Daha doğrusu okudum. “ Fenerbahçe 25 yıldır Fatih Terim’ini bulamadı. Fakat Galatasaray 6 ayda Ali Koç’unu buldu!”

İlginç bir cümle! Önce güldüm biraz, sonra uzun uzuuunn düşündüm.

Bu cümle ve cümleyi yazanın beynin kanunen incelenmesi gerekir!

“Kanunen beyninin incelenmesi gerekir.” Bu da bizim çocukluğumuzun gençliğimizin jargonlarından, laflarındandır. Tıpkı Ayhan Sicimoğlu ağabeyin günümüz kuşağına yeniden kazandırdığı “Hastasıyız”, “Alır parayı”, “Uyaroğlu” lafları gibi.

Fenerbahçe, Terim tarzında birini kendi içinden, camiasından bulamaz. Çünkü Terim ayarında iş yapacak isimler yıllar önce vefat etti. Bizden bir tık yaşlı ve bizim jenerasyondaki isimler de televizyon yorumculuğunu, gazeteciliği, teknik patronun arkasında kalmayı, eleştirmeyi yani işin kolayını tercih ettiler.

Yakın geçmişte Fenerbahçe’de futbol oynamış, gönül vermiş kişilere ise alınan sonuçlar nedeniyle yönetim sabetmedi ve arkasında duramadı. Zaten Fenerbahçe’nin stilinde, mayasında “sabretmek” fiili yoktur. Sorarım, Fenerbahçe ne zaman alt yapıdan bir genci çıkardı ya da o yaşlarda başka bir takımdan birini transfer etti de ona kaptanlık verdi ve o ismi uzun tecrübelerden sonra takımın başına getirdi ve sonra o ismin arkasında durdu? Fenerbahçe, her zaman hazır ve o dönemin yıldız isimlerini kadrosuna kattı. Bunların çoğunu Galatasaray veya Beşiktaş’ın listesinden bir fazla vererek kaptı. Ya yönetim ya da sporcu sabredemedi ya da oyuncu İstanbul’un ışıltılı gecelerine akıp gitti.

Galatasaray 6 ayda Ali Koç’unu buldu demek ise kimse kusura bakmasın bu hem Ali Koç’a hem de Burak Elmas’a alaylı ve yanlış bir söylemdir. Çünkü kimse sevdiği takımın bu denli kötü durumlara düşmesini istemez. Ve bu durumun içinde bocalayıp durmasını istemez. Tabii bir de şu gerçek vardır ki, kimse bu kadar sevdiği gönül verdiği büyük camiaları da bu kadar basit hatalar ile komik duruma düşürmemelidir. Başkan Koç, baştan düğmeleri yanlış iliklemiştir. O düğmelerin hepsini açıp yine yanlış ilikten başlamıştır. Artık bu son denemesidir. Burak Elmas da Galatasaray başkanı olduğunu asla unutmamalıdır. Söylemleri ve davranışlarını ona göre yapmalıdır. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u alırken tek başına değildi. Etrafında hem ilmi hem felsefi hem manevi hem de bunların hepsinin bulunduğu tecrübeli isimler vardı. Sayın Koç ve Sayın Elmas önce etrafındakilere yani yönetimine bir bakmalıdır. Tabii bunları Koç ile Elmas’a söylerken, Ahmet Çebi, Ahmet Ağaoğlu ve spor camiası içinde bulunan diğer tüm başkanlar da payı almalıdır. Neşter doğru yere vurulmalı, planlar çok önceden B ve C’si olmak üzere ortak kararlar alınarak düzenlenmelidir. “Keşke” diye bir kelime lügatlerinde olmamalıdır. Geçmişte yapılan hatalardan ders alınmalı ve geçmişe bir sünger çekilmelidir. Gelecek, geçmişten edilen tecrübeler üzerine inşa edilmelidir. İş insanlığı ile kulüp başkanlığı iç içe geçmemelidir. Büyük camialar topluma yön verir ve yol gösterir. Bu yüzden bağımsız olarak kendi yağı ile kavrulmalıdır. Büyük camiaların başkanları birilerinin kapılarında bir pul için kul olmaz. Olamaz!

Kısacası, Okan Kocuk süper kurtarışlar yaptı. Yunus Akgün ve Donk gol attı. Emre, Fenerbahçe’yi yendi sevinmedi. Beşiktaş Şampiyonlar Ligi’nde başarılı olamadı. Trabzonspor 3 büyüklere fark attı. Bunlar sporun, futbolun içinde olabilecek durumlardır. İşin bu noktaya gelmesinde bazı etkenler de söz konusudur. Okan’a Galatasaray’da şans verildi o da hatalı goller yemişti. Siz gençleştirme planı yaparken Yunus Akgün’ü kiraya vermek ve Donk gibi joker oyuncuyu rakibe yollamak hatadır. Terim ile yola çıkıp yarı yolda bu şekilde bırakmak da hatadır. Eğer kaleye ve ön liberoya rötuş yapılmasa idi Alanya da yenebilirdi. Emre, Başakşehir’i küme düşme hattından alıp zirvede söz sahibi yapabiliyor ise, yani şapkadan tavşan çıkartabiliyor ise Fenerbahçe’nin Sivasspor’u yenebilecek kapasitesi var iken şampiyonluk maçında neden yenildi? Emre’nin tecrübe edinip bu şekilde Fenerbahçe’nin başına geçmesi doğrudur. Alel acele getirilip şampiyonluk baskısı altına sokmak ise yanlıştır.

Trabzonspor’un bu şekilde doğru hamleler ve doğru işler yapılarak şampiyonluğa yürümesi Abdullah Avcı’nın eseridir. Yönetimin değildir. Yönetim ve başkan tarafından yapılan açıklamalar ve bazı fotoğraf kareleri takımın oyun kalitesine gölge düşürüyor ve soru işaretleri bırakıyor. Çünkü gelen her takım ve diğer rakipler maç sonu adalet, VAR ve TFF’den dem vurmaktadır. Tavsiyem takımın performansına daha fazla gölge etmeyin olacaktır.

Fenerbahçe, Terim’ini değil Avcı’sını aramalıdır. İş insanı başkanlar samimiyet, dürüstlük, ahlak ve adalet çerçevesi içinde bu kelimelerin gerçek manasını hayatımıza sunmalıdır. Kulüp başkanları özel hayatındaki iş insanlığını bırakıp kulübün işçisi ve hamalı olmalıdır. Haklarını aramalıdır. Eğer tüm kelimeler havada kalır ise, bu cehalet ve ekonomik istikrarsızlıkta, bu şekilciliği seven ve milli duyguları sömürülmeye uygun topraklarda kulüplerimize semer vuran çok olur!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?