Reklamı Kapat

Şehvet ve mide davası

Bismillahirrahmanirrahim;

âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Ali İmran 14: “Kadınlara, oğullara, tonlarca altın ve gümüşe, nişanlı atlara, hayvanlara ve ekinlere karşı aşırı şehvet, insanlara süslenip çekici gösterilmiştir. Bütün bunlar, imtihandan ibaret dünya hayatının geçici nimetleridir. Hâlbuki varılacak yerin en güzeli, ahiret yurdu Allah’ın katındadır.” Rabbimiz Allah insanın nelere arzu duyduğunu bizlere böyle anlatıyor. Burada sayılan nimetlerin insanlara cazip kılınması bir imtihan konusudur. Bu nimetlerden insanların Allah’ın rızasına uygun olarak yararlanması doğaldır. Çünkü bunların hepsi Allah’ın rızasını kazanmak için vesile kılınmıştır.

Şehvetlerini ve midesini dava edinenler ise, dünyada sadece zevk ve sefa içinde yaşamak isterler. Hayvanların yediği gibi yerler. Yerler, eğlenirler, bütün işleri tuvalet, yemek ve yatak odası arasında ömür tüketmektir. Mide ve şehvetlerinin dışında, uğrunda mücadele edecekleri hiçbir davaları yoktur. Kemik başında dalaşanlar gibi onlar sadece çıkar ve doymak bilmeyen arzularının kavgasını yaparlar. Hayatı dünyadan ibaret gördükleri için altın ve gümüşün, güç ve kuvvetin esiri olmuşlar, ruhlarını ve fikirlerini köleleştirmişlerdir. Kur’an ve sünnet ile hiç ilgilenmezler. İslam’ın ulvi esaslarını görmezlikten gelirler. Kalpleri idrak etmez, gözleri görmez, kulakları işitmez. Onlar hayvanlardan daha da sapkındırlar. Hak bir yola ve üstün bir hayat düzenine sahibi olamadıkları için, sanki göçebe hayatı yaşarlar. Medeni gibi gözükürler, ancak vahşidirler. Mayın tarlasında yürüyen kimsenin tereddüt ve telaşını hissederler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine zannederler. Şehvetlerin, kirli emellerin, adi menfaatlerin bataklığından kurtulmak, onlar için sanki intihardır. Bu sefil hayatın dışına çıkmamak için; kendilerini hakka, hidayete çağıran seslere kulaklarını tıkarlar. İçinde yaşadığımız dünya, şehvetlerini ve midelerini dava edinmiş zalimlerin dünyası olmuştur. Bunlar için önemli olan kendi saadetleridir. Zalimlerin, sömürücülerin ve aldatıcıların tahakkümü ve zorbalığı ile cahillerin ifsat ettiği dünyamızda, gözyaşı ve ıstıraplardan başka bir şey görmüyoruz.

İKİYÜZLÜLÜK

Müslümanları ve insanları aldatıp kendi tarafına çekmek için haktan yanaymış gibi gözüken ölçü ve tartıda adaleti gözetmeyen, insanları sömürmek için her yolu meşru gören, yalan söyleyen, aldatan adamlar ikiyüzlüdürler. Müslümanların ve insanlığın, bu ikiyüzlü aldatan adamlardan kurtulabilmeleri, bunları bütün özellik ve bağlantılarıyla tanımalarına dostluk ve velayet bağı kurmamalarına bağlıdır. Dünyanın gelip geçici, ahiretin ise kaçınılmaz son olduğunu aklından çıkarmayan Müslümanlar, iman ve cihatlarıyla bu ikiyüzlü adamlardan kurtulabilirler. Ancak dünyayı Allah’tan çok seven, ahireti aklına getirmeyen şehvetlerini ve midelerini dava edinmiş kimseler, Allah’a ve ahiret gününe iman ettiklerini söyleseler bile bu ikiyüzlü adamların zulmünden kurtulamazlar. Hak-batıl mücadelesi kıyamete kadar devam edecektir. Batılın kapısını tutan batının; AB’nin, ABD ve İsrail’in kurdukları zulüm dünyasını sürdürebilmek için araziye sürdükleri en etkili güç, ikiyüzlüler ordusudur. Bu ordu vasıtasıyla ülkelerin iktidarlarını gasp ederler. Fert ve toplumları fitneye düşürürler, ahlak ve maneviyattan uzaklaştırırlar. Fikir ve inanç kirliliğine sebep olurlar, bunu telkin ettikleri materyalist eğitimle yaparlar. Faiz, haksız vergiler ve israf ile ekonomik yıkım yaparlar. Aileleri parçalarlar. Kur’an; Müslümanları ve insanlığı, fesatçı inkârcılara, müşriklere ve münafıklara karşı uyarmaktadır. Bunlara karşı mücadele etmeyi emreder. Bu kimselere saygı ve sevgi göstermek, onları sırdaş ve veli kabul etmek caiz değildir. Onlara liderlik, yöneticilik gibi görevler vermek, şeytana camiyi teslim etmekten daha tehlikelidir. İzzet, şeref ve itibar sadece Allah’a, Resulüne ve müminlere ait olduğu halde; işbirlikçi münafıkların yaldızlı varlıkları önünde küçülmek, onları iktidar yapmak, İslam’dan caymaktır. Her biri başarılı birer aktör olan münafıkların, toplumu cezbeden İslamcılık oyunu, herkesi yanıltacak kadar etkilidir. Bu İslamcılık oyunu, diğer taraftan da İslam adına girişilen her türlü samimi ve ciddi çalışmayı da baltalamakta; Adil Düzen davasının gerçek temsilcileri, aldatılan çoğunluk tarafından alternatif olmamakla suçlanmaktadır. Bu güncel bir yanılgıdır.

OYUNU BOZMAK

Mümin, bir delikten iki defa ısırılmaz. Müslümanlar, muhafazakâr münafıklığın oyuncağı olmaya devam eden körler ve avanaklar topluluğu değildir. Müminler; izzet ve itibarlarına tekrar kavuşmak için, Milli Görüş davasının en sinsi ve en tehlikeli düşmanları olan muhafazakâr münafıklığı tanımak ve onların oyununu bozmak zorundadır. Müslümanların hala birtakım cambazlık ve sahteliklere kanıp AB, ABD ve İsrail’in oyuncağı olmaya hakkı yoktur. Her şeyden evvel Müslüman, hidayet, feraset ve dirayet sahibi olmak zorundadır. Bu özelliklere sahip olmak sadece Kur’an ile mümkündür. Bir saadet düzen olarak İslam’ı hayata hâkim kılmak, bu görevi yaparken ayrılığa düşmemek, zalimlerin oynadığı muhafazakâr münafıklık oyunu bozacak tek çaredir. Allah, İslam yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak savaşanları sever. Allah; cihat şuuruyla hareket eden toplulukla beraberdir. Adil Düzen ve İslam Birliği birlik ve beraberlikle kurulabilir. Şehvet ve mide davasını gödenlerin aksine Milli Görüşçülerin tavası tek hak davadır. Tarih boyunca insanlık Milli Görüş ile saadet bulmuştur. Yeniden iman ederek, Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak, düşüp parçalanmamak, ittifakımızı korumak bizi zafere taşır. Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda  imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir. Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka değildir. Ahiret yurdu ise Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Bunun için müminler şehvetlerini ve midelerini dava edinmezler. Allah’a karşı gelmekten sakınırlar. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?