Hastalık sınavımız

Rabbimizin sayısız nimetleri içinde en önemlilerinden birisi sağlığımızdır. Sağlık nimeti de ötekiler gibi emanettir. Korunması, emaneti verenin rızasına uygun olarak kullanılması gerekiyor. Ne yazık ki, hastalanmadan bu nimetin değerini anlamakta zorlanıyoruz. Hastalanmadan önce sağlığımızı korumak sorumluluğumuz var. Hastalanınca da tedaviye yönelmek... Nimetler verildiğinde şükretmek, alındığında sabretmek sorumluluğumuz kulluğumuz gereği...

“Hastalıklarınız, günahlarınız; ilaç ise istiğfarınızdır, tevbedir.”

“Dünyada rahatlık yoktur.”

“Tedavi olunuz.” “ Allah Teâlâ, her derdin devasını yaratmıştır. Ölüm ve ihtiyarlık müstesna...”

“Hastalıklar arınmaya vesile olur.” Hz. Muhammed (S.A.V.)

“İstiğfar, her derde (maddi-manevi) devadır.” H. Basri Hazretleri.

Hastalık bir anlamda dengemizin/düzenimizin bedensel veya ruhsal bozulmasıdır. Günahlarımızdan arınmamıza vesile olduğu gibi, acziyetimizi, ihtiyaç sahibi olduğumuzu, dünyanın değersizliğini, geçiciliğini, ölümümüzü bize hatırlatarak kendimize çekidüzen vermemize neden olmalıdır.

Lokman (A.S.) için tabiat bir eczane mesabesindedir. Hiçbir bitki anlamsız, amaçsız yaratılmamıştır. Rukyeden, bitkilerden tedavi amaçlı da yararlanmaya çalışıyoruz. Kimyasal ilaçlarla tedavi usulü çok geçerli ve yaygın. Burada bizim hastalar olarak dikkat etmemiz ve düşünmemiz gerekir ki, Allah Teâlâ şüphesiz her şeyi doğru bilir ve söyler. O’nun (C.C.) bizler gibi bir şeye ihtiyacı yoktur (İhlas/2). (O, Samed’dir.) Her şey kendisine muhtaç olandır. Ve tüm emir ve yasakları ya bizim yararımız veya zararlardan korunmamız için konmuştur. Bizim itaatimize de ihtiyacı yoktur. Buna, bizim ihtiyacımız vardır. Mesajını bize ileten Son Elçisi (S.A.V.) önceki peygamberler gibi, görevini yapıyor, “hayat veren şey”e çağırıyorken insanlardan bir ücret ummadı. Görevini yapmaması için kendisine sunulan dünyevî tüm rüşvetleri elinin tersiyle iterek: “Güneşi sağ, ayı da sol elime verseler vazgeçmem...” diyerek, tebliğ yolunda büyük sıkıntılara katlandı. Bu konuda da biz iki tercih arasındayız. Ya Allah ve Resulünün bize hayat veren ilaçlarına itibar edip yeniden sağlık ve izzetimize kavuşacağız. Veyahut da kimyasal, yan etkili, pahalı ilaçlarla GDO’lu gıdalarla Bill Gates gibi tanrılığa soyunan tağutların ilaçlarına, sözlerine itibarla onları daha da zengin etmeye, hastalıklarımızı da çoğaltmaya devam edeceğiz.

Bedeni hastalık halinde maddi lezzetlerin tadını alamıyoruz. En tatlı bal bile bize acı geliyor. Hatta tüm nimetlerden/gıdalardan tiksinir hâle bile gelebiliyoruz. Öyle bir nimet ki sağlık, o olmadan öteki nimetler de göze görünmüyor. Servet, makam, her şeyimizi hastalıktan kurtulmak için gözden çıkartıyoruz. “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” (Kanunî Sultan Süleyman)

Hayat kitabımızda her şeyin beyanı, örneği var (Nahl/89, İsra/89). Sebepler âlemindeyiz. Her şeyin sebepleri var. Bunlar da, çözümleri de bildirilmiştir. Hastalıklarımız da musibetlerden; bunlar da günahlarımızdan (Şûra/30). Hastalıklarla deneniyoruz da... (Bakara/155-156).

Kur’an-ı Kerim’in bir adı da “şifa”dır. Şifayı yaratan, her şeyi yaratan Allah Teala’dır. Lâ Şafie illallah. “Cümle işler kullar eliyle işleniyor.” Tabip, ilaç araçtır, vesilelerdir. Allah Teala Kur’an’ın müminler için şifa olduğunu bildirmiştir (İsra/82). Müfessirler yorum yaparken şifanın hem maddi hem manevi, hem dünyevi hem de uhrevi (beden, ruh, dünya, ahiret) boyutlarına dikkat çekiyorlar. Yine Enfal/24.ayetinde “müminler, kendilerine hayat veren/verecek şeylere/Kur’an ve sünnete icabete” çağrılıyorlar. Ruhumuz nasıl ki, bedenimize can oluyorsa, veriyorsa; bunun gibi Kur’an ve sünnet de toplumlara öylece hayat verir, diriltir. Ayakta tutar... “Vahiy”, ruh ve rahmet olarak da nitelendirilmiştir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder

# Allah

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?