Bu ekonomik model fakirleri daha da yoksullaştırır

Aslında ekonomik uygulamalarda bilinmeyen, yeni bir husus yok ama yöneticiler aldıkları bazı kararları bize has yeni bir model olarak takdim ettiler. Eğer, yüzde 200-300’lere varan zamlar özel sektör değil de devlet eliyle yapılıyor olması yeni bir uygulama ise doğrusu böyle bir uygulamanın en kısa zamanda yürürlükten kaldırılması milletimiz lehine olacaktır. Eldeki dövizlerin Türk lirasına çevrilmesi, yastık altındaki altınların piyasaya sürülmesi yeni bir uygulama olarak takdim ediliyorsa, bilinmelidir ki bunun da yeni bir tarafı yoktur. Çünkü dolardan TL’ye dönülmesi, yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılması karşılığında devlet elindeki tüm ürünlere hiçbir sınır tanımadan zamlar yaparak karşılıyorsa, binlimledir ki, sadece elinde doları ve altını olanlar, bunun da ötesinde bankalarda milyonları bulunanlar bu uygulamadan kârlı çıkacak, onların cebine transfer edilecek paralarda dar ve sabit gelirlilerden tahsil edilecektir, ediliyor.

Çünkü geçen ay gelen 109 liralık elektrik faturası bu ay bir çırpıda 335 liraya çıkmışsa, buna ilave olarak gelecek gaz faturasında da elektrik faturasındakine benzer artış söz konusu olacaksa bilinmelidir ki, asgari ücretliler ve asgari ücretin altında emekli aylığı alanlar bu zamları yapanlar tarafından ya ciddiye alınmıyor ya da düşünmeye değer bulunmuyor demektir. Elektrik faturasında bir ayda 220 liralık artış olan bir emekli 60 metrekare bir evde oturuyor. Sadece iki ampul yanıyorsa 3 artı bir evde oturanların vay haline demekten başka elden bir şey gelmiyor.

Elbette devletler zenginleri de koruyup kollayacak ama öncelikli korumak durumda oldukları dar ve sabit gelirliler olması gerekmez mi? Eğer bir toplumda fakir ve yoksullar ile parasının hesabını bilmeyen zenginlerden oluşan iki kesim kalmış, orta tabaka olarak nitelendirilen toplumun orta direğini oluşturan kesimler giderek yoksullaşıyorsa o ülkede yönetimde bulunanların ülkeyi iyi yönettiklerini söylemeleri garip olmaz mı? Çünkü devletin görevi öncelikli olarak dar ve sabit gelirlilerin hayatını çekilmez olmaktan kurtarmak olmalıdır. Yoksa çocuğuna gerekli ilacı temin edemiyor, bu hususta devlet de devreye girmiyor, televizyonlarda söz konusu ilacın alınabilmesi için yardım kampanyaları düzenleniyorsa millet olarak başımızı iki elimizin arasına alıp derin derin düşünmek durumundayız.

Çünkü devletin vatandaşını sokakta kalmaktan kurtarması ve ihtiyacı olan sağlık hizmetlerini karşılamak durumdadır. Yoksa çocuğuna gerekli olan ilacı alabilmek için insanlar televizyon ekranlarına çıkartılıyor ve yardım kampanyaları düzenleniyorsa o ülkede uygulanmakta olan ekonomik modelin adı ne olarsa olsun gözden geçirilmesi şarttır. Ayrıca, görünen o ki, önümüzdeki aylarda toplumun önemli bir kesimi elektrik ve doğalgaz bedelini ödeyemeyecek duruma düşecektir. O zaman bu insanlar için de yardım kampanyaları mı düzenlenecek?

Milyonlarca işsiz bir gün iş bulabileceği ümidi ile avunuyor olsa da asgari ücretle iş bulmuş bir gencin evlenmek için ev kiralaması, bunun da ötesinde aldığı ücreti ay sonuna kadar yetirmesi mümkün görünmüyor. Bu bakımdan asgari ücretin büyük reklâmlarla açıklandığı günlerde bir gazetemiz, “Bu asgari ücretle gel de sen geçin” başlığı altında soruna dikkat çekmişti ama bu uyarının bir etkisi olduğunu söylemek mümkün değil. Çünkü ilan edilen yeni asgari ücreti büyük reklâmlarla ilan edenlerin asgari ücretle geçinmek zorunluluğu bulunmuyor. Onlar için dar ve sabit gelirlilerin halinden ziyade sınırlı sayıdaki mutlu azınlığın mutluluğu önem kazanıyor. Böyle olmasa hâlâ devlet tarafından ilan edilmiş olan asgari ücretin altında emekli aylığı alanlar bulunuyor ve sorumluluk mevkiinde bulunanlar en düşük emekli aylığını 2 bin 500 liraya çıkartılmasını büyük bir lütufmuş gibi allayıp pullamaya devam ediyorlarsa garibanların bu yönetimden fazla bir şey beklemesinin anlamı kalmıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?