Ha gayret, Gezi’ye az kaldı

Nasıl bir milletiz. Pek çok özelliğimiz mükemmel. Konukseverliğimiz, cömertliğimiz, paha biçilemeyen komşuluklarımız, dostluklarımız, arkadaşlıklarımız...
Fakat şu gerilim üretmelerimiz.
Kavgalardan beslenmelerimiz.
Kutuplaşmalara sevinmelerimiz.
Ömrümüzü yedi.
Bitmedi gitti.
78 kuşağı gençliğim bu kutuplaşmaların bombalısını kurşunlusunu gördüğü için.
Şu pandemi benzeri, okulların aylarca kapatılmasına neden olan bombanın kürsüde patlayıp hocanın bin parçaya bölündüğünü duyduğu için.
Örtü yasaklarının, okullardan atılmaların sağlığını bozup aramızdan genç yaşta kopardığı arkadaşlarımdan sonra.
Oturup konuştuğumuzda arkada kalanlarla.
Bütün o baskıların bunalttığı akranlarımla.
Çoğunda aynı düşünce.
“Rövanşist düşünce ne kadar ilkel.
Ben ülkeme hakkımı helal ettim.
Yaşanması gerekmiş.
Bedel ödedim.
Üniversite bitirip de bir işimin olmamasına çok üzüldüm lakin evlatlarım daha özgür iklimlerde okusunlar istedim.”
Zarif bir hamle ile Kılıçdaroğlu, “Önce başörtülü bacılarımızla helalleşeceğiz” dedi.
Kendi partisindekiler hesap sordular, nasıl onlarla helalleşirsin diye.
Sanki güzel olan her şeye kıymak isteyen o güruh hiç bitmeyecek.
Yaşanan tartışmaların birbirimizi nasıl incittiğini, tükettiğini görmekteyiz.
Şer odaklarının nasıl bir çıkar beklentisinde olduklarını bildiğim için.
Üzerimize gelen her gerilim, hepimizi etkilemekte.
Bozuk olan toplum sağlığı iyice kötüye gitmekte.
Gezi’deki büyük kalkışmada da yüreğimiz ağzımıza geldi.
Tartışmamızın ne olduğunu bile anımsayamayacak hale geldik.
Ağaç kesimi, AVM inşaatı derken kamplaşmanın dışarıdan desteklenmesi ile halkımız karşı karşıya geldi.
Canlarımızı kaybettik.
Toplumsal bellek acı olaylar kodladı.
Şimdi de bir şarkıcının beş yıl önce yazdığı dizelerdeki bir kelimeyi tartışmaktayız.
“Cahil” sözcüğü üzerine yeni bir Gezi gibi gırtlak gırtlağa gelmek üzereyiz.
Muhtemelen şarkıcı hakaret etme amacı taşımamaktaydı.
“Cahil” sözü ile genç ve tecrübesiz Adem ile Havva’yı kastetmekte, yasak ağaçtan uzak durmayıp da cennetten çıkarılıp dünya serüvenini biz insanlara bırakmalarını telmih etmekte.
“Cahillik etmeselermiş de otursalarmış ya cennette” der gibi bir anımsatma söz konusu.
Psikologlar için de Yakup Peygamber, Yusuf’u diğer kardeşlerinin gözünün önünde o kadar çok sevmeseydi belki de bu kıskançlık olmayacak onu kuyuya atmayacaklardı.
Ki her sanatçı kutsal metinlerden esinlenir.
Eski Ahit’in renkli resimleri, ya da heykel sanatında, kiliselerdeki freskolarda ikonalarda, İncil’den pasajların canlandırılması, mimarların, ressamların vazgeçilmezi olmuş.
Sanatla din çoğu yerde, şiirde de buluşmuş.
Ortalık toz duman.
Belki de montaj bir görüntü ile iş dil koparmaya değin ilerledi.
Adeta bu malzemeyi bekliyorlarmış gibi gerilim avcısı yarasalara gün doğdu.
Mal bulmuş mağribi gibi bütün kollardan saldırılar başladı.
Yazık bu memlekete, bu yoksul halka.
Zaten sorunlarımız dağ gibi.
İklim krizi, kötü ekonomi, hayat pahalılığı, kışın ağır şartları yetmiyormuş gibi.
Kardeş kavgasına da zemin hazırlanması dayanılacak gibi değil.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?