Büyük maharet

Türkiye koşullarında ve mevcut sistem içerisinde yanlışlığı defalarca kanıtlanmış olan kerameti kendinden menkul “Faiz sebep, enflasyon sonuç” argümanındaki gereksiz ısrar, halkı daha da fakirleştirirken, faizleri de düşüreceği yerde arşı alaya çıkardı. Güya enflasyon düşecekti ama 19 yılın zirvesine çıktı. İşin kötüsü daha da artması bekleniyor.

Üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasındaki fark 40-45 puana çıkmış durumda. Yani üretici, kendisine yansıyan enflasyonu tüketiciye aynı oranda yansıtmıyor/yansıtamıyor. Bu da önümüzdeki aylarda da yüksek enflasyonun süreceğini gösteriyor. Ücretli kesime verilen ve büyük oranda “enflasyon farkından” oluşan maaş zamları ise tüm kalemlerdeki yüksek oranlı artışlarla eriyip gitmiş durumda zaten. Hazine ve Maliye Bakanı’nın gözlerindeki ışıltıyı ekonomik durum için söylemek mümkün değil.

Sadece seçim kazanmayı önceleyen bir ekonomik bakış ve yaklaşımla hareket etmekten vazgeçilmemesi ise belki de en büyük handikap. Önümüzdeki aylarda yüzde 50’leri bile aşması beklenen enflasyon için Hazine ve Maliye Bakanı’nın “Haziran 2023’te tek haneyi görürüz” açıklaması ise resmen trajikomik. Siyasi iktidarın tek derdinin seçimler olduğunun ifşası adeta. Yanlış politikalarda ısrar neticesinde günden güne eriyen halkın alım gücü ve daha da ağırlaşan geçim koşullarının sorumluluğunu hisseden bir yanı yok bu açıklamanın.

Mevcut durumun sorumlusu değillermiş gibi, tam tersine sanki başkalarının “enkazını” yüklenmişler türünden bir açıklama… Zikredilen tarihe kadar olan 1, yıllık sürecin halk açısından nasıl geçirileceğine dair en ufak bir emare veya endişe yok. Sadece, kendilerinin tek derdi olan “seçim”de enflasyonun tek haneye müjdesi(!) var!

Faize karşıt olmaları sadece “faiz oranı” anlamında olan pragmatik iktidar, faizler düşsün, herkes kredi çeksin, piyasalarda para dönsün” yaklaşımıyla ekonominin yönetilemeyeceğin anlaması gerekiyor. Bu anlayışla kısa vadede sağlanan “yalancı baharların” faturasının, orta ve uzun vadede “kara kışlar” olduğunu artık bir şekilde anlaşılması lazım. Sürekli aynı yanlışı yaparak doğru sonuca ulaşılamayacağını, ekonominin talimatla, emirle veya ekonomik gerçekliklere aykırı “absürd tezlerle” idare edilemeyeceğini siyasi iktidarın idrak etmesi gerekiyor. Siyasi sahada işe yaramış gibi duran algı operasyonları ve propaganda bombardımanlarının  ekonomik sahada işe yaramayacağını, ekonomik gerçekliklerinin üzerinin “resmi veriler” de dahil olmak üzere hiçbir surette örtülemeyeceğinin de artık görülmesi gerekiyor.

Daha 1 ay sonrasına dair öngörü ver planlamadan yoksun olan bir ekonomi yönetiminin yani siyasi iktidarın, 1,5 sene sonrası için “müjde” (!) vermesi başlı başına bir tuhaflık zaten. Ekonomi yönetimine olan güvenin tesisi adına hiçbir şey yapmayıp, aksine kendilerinden başka kimselerin inanmadıkları tuhaf tezlerle milyonları fakirleştirenlerin uzun vadeli müjdeler vermeleri aynı zamanda da bir ciddiyetsizlik örneği olarak görülebilir. Halk, bilfiil enflasyon, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, kabaran faturalar ve masraflar, kaynamayan tencereler gibi acı realitelerle yüzleşirken, milyonlarca insanın derdine derman olacak çalışmalar yerine tek dertleri olan “seçime” dönük müjdeler(!), bu anlayışla ekonominin düzelmesinin mümkün olmadığını zaten göstermektedir.

İşin komik(!) tarafı, faizi “mevduatta yüksek, kredide düşük” seven anlayış, Merkez Bankası’nın politika faizini yüksek enflasyona rağmen düşürmeyi güya “inanç” saikiyle yaptıkları algısına oynarken, tüm kredilerde faiz oranlarının artmasına neden oldu. Konut kredisi dışında tüm kredi kalemlerinde faizler arttı, yetmezmiş gibi Hazine’nin borçlanma faizi de yüzde 25’lere yükseldi. “Kur korumalı mevduat” denen şey dolayısıyla bankaların vatandaşa verdiği mevduatların faizi de yükseldi. Nasıl bir faiz karşıtlığı olduğuna akıl sır erdirmek mümkün değil!

Velhasıl-ı kelam, faizin haram olduğu nasını dile getirmek, ancak faizin sadece oranına karşı olmak, ortaya neredeyse tüm faiz kalemlerinde artışa neden olmak sonucunu doğurdu. Gerçekten de büyük bir maharet!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?