Reklamı Kapat

Kriz virüsü: israf çok; üretim yok

EKONOMİK sıkıntıyı hep birlikte yaşıyoruz. Hükümet, birtakım tedbirlerden söz etse de, israf hız kesmiyor. “Üretim seferberliği” ile ilgili ciddi bir tedbir göremiyoruz.

Üretim dendiği zaman yalnız ziraî ve fabrika üretimi anlaşılmasın! Bunların yanında, geleceğin iş gücünü hazırlayan “eğitim”in mantalitesi, “girişimci insan” ve “üretim” üzerine kurulmalı. Eğitimizde böyle bir hedef var mı? İsterseniz bunun cevabını tanınmış ekonomist Prof. Dr. Osman Altuğ versin:

“Popülarite için eğitim olmaz. Kantinler sınıflardan kalabalık. Gençlere iş bulamadığımız için naylon işlere giriyoruz. Yükseköğretimin yalnız yüzde 5’i üretime yöneliktir. Yüzde 95’i sosyal bilimler... Yüz kişiden 5’i üretecek; 95 kişi konuşacak. En çok nutku da iş bilmeyenler atar.” (Millî Gazete, 04.09.2021)

Türkiye’de çiftçilik ölüyor. Çiftçi hiç bu kadar perişan duruma düşmemişti. Gübreye yapılan zamlar astronomik. Mazot, tohum, elektrik gibi girdiler de öyle! Tarım bakanının çiftçinin halinden anlamadığı o kadar açık ki! Bu kardeşimizin alanı “ekonomi”! Tarım ve ormancılık alanında uzmanlığı yok. Orman yangınları ve çeşitli vesilelerle hükümeti defalarca uyardık. Fakat fayda vermedi.

Sonunda, Polatlılı çiftçiler bakanın notunu değerlendirdi. Bakan Pakdemirli çiftçiye, “kepek ekin” önerisinde bulunduğu için, 2021 yılı sonu itibarıyla “yılın en cahil bakanı” diploması verdiler. İşte ehliyet ve liyakati dikkate almamanın acıklı sonu! Bakan’a da yazık; mağdur vatandaşa da!

İSRAF HIZ KESMİYOR

EKONOMİK kriz ve virüs dönemini yaşıyoruz. Orman yangınları, sel felâketleri, deprem gibi afetlerle sarsıldık. Hükümet buna rağmen, “İtibardan tasarruf olmaz” anlayışı ile devleti yönetmeyi sürdürüyor. Osmanlı’nın son döneminde Dolmabahçe Sarayı gibi lüks ve şatafatlı saraylar yapılmıştı.  Bunlar Osmanlı’yı yıkılmaktan kurtaramadı. Beştepe’de yapılan, Marmaris’te, Tatvan’da yapımı süren saraylar hükümeti kurtarabilecek mi, dersiniz?

Eylül’de, New York’ta BM Genel Kurul Toplantısı vardı. Türkiye de toplantıya katıldı. Türkiye, bu önemli toplantıda, dünyanın etkili liderleriyle sıcak temaslar kurmak yerine, New York’taki Türk Evi açılışını öne çıkardı. Türk Evi’ne 29 milyon dolar harcandı. ABD’ye, her biri 40’ar milyon dolar olan 2 zırhlı araçla gittik. Sadece konvoya katılan araçların nakliye ücretinin 270 bin dolar olduğu yazıldı. Dış borcumuzun yüksek olduğu bir dönemde ABD’deki büyükelçiliğimiz ile yetinmeliydik.

Görkemli gidişimize rağmen ABD Başkanı, Türkiye Başkanı ile görüşmedi. İtibar; lüks ve israfta değil; paramızın değerindedir. Para her dönemde hak ve değer ölçüsüdür. Borç aramaya koşanın itibarı olur mu?

Cumhurbaşkanlığı’nın bunca araçlarına rağmen, son aylarda astronomik fiyatlarla döviz karşılığı 3 yeni araç daha alındı. Yine, Ankara, Muğla, Bitlis’teki sarayların bakım, onarım, donanım ve teçhizatı için 2022’de 470 milyon lira harcanacağı basına yansıdı.

Sık sık 11 maaşlı genel müdür, 5 maaşlı danışman gibi birden çok maaş alan yandaşlar konuşulduğu halde, hükümet bir kere olsun, “Kim bunlar!” diye sormadı.

SONSUZ İKTİDAR YOK

HER alanda “üretim seferberliği” başlatılmadıkça, Türkiye sürdürülebilir, sağlıklı ekonomiye ulaşamaz. Devlet, üretime öncülük edip teşvik edici olmalı. Hükümet, “Devlet fabrika kurmaz” diyerek fabrika yapımına soğuk bakıyor. Bu yaklaşım oturmuş, sağlıklı işleyen ekonomiler için doğrudur. Türkiye gibi ekonomik istikrarın bulunmadığı ülkelerde, özel sektörün kendince “riskli” gördüğü bölge ve alanlar mevcut. Bu boşluk ancak hükümetçe doldurulabilir.

Devlet, tanzim satış mağazaları, marketler açıyorsa, niçin fabrika açmasın? Fabrika yapmak itibarlı,  “kalıcı”, ekonomiyi canlandırıcı bir yöntem! Hükümet, arzu ettiği alanlarda yatırım yapmayan iş insanı ve girişimcilere kızıyor. İhtiyaç hissedilen alanlarda bu boşluğu devletin doldurmasından başka çıkış yolu yok!

Hükümet, “Nass var!” diyerek faizden kaçındığını söylerken; “Kur garantili mevduat sistemi”ni getirdi. Bu sistem faizin alanını genişletti; vatandaşı faize itti. Kur farkının zararını vatandaşın parasıyla karşılamayı vaat etti. Faizcileri korudu.

Kısaca, üretimin yolunu sonuna kadar açmadan ve hız kesmeden israfı sürdürerek ekonomiyi düzelteceğini söylemek, sepete su doldurmaya benzer. Kara delikler kapatılmalı. Ekonominin kuralları işlemeli. Değilse, hükümete Aliya İzzetbegoviç’in şu sözlerini hatırlatırım:

“Sonsuz iktidar yoktur ve her iktidar sahibi Allah’ın ve milletin huzurunda hesap verecektir. Mesele şu ki; güçlüden yana olmak size sadece geçici menfaatler kazandırır. Eğer, gerçekten kazanmak istiyorsanız, Allah’ın yanında olun!”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Adem - Ne hak rdiyorsak basımıza gelir, yapacak bisry yok, neyi beyenirsek yanımıza kar kaldığıni düsünürüz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Ocak 23:49


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?