Reklamı Kapat

Seçmen, kutuplaşmadan sorgulamaya yönlendirilmeli

Ekonomide ve siyasette yaşanan güncel gelişmeleri takip konusunda toplumun farklı kesimlerinde gözle görülür düzeyde bir ilgi artışı bulunuyor.

Bunu bir sembol üzerinden ifade edecek olursak, inişli çıkışlı göstergeleri örnek verebiliriz. Zira bu göstergeleri izleme oranlarımız merakımız ile doğru orantılı bir şekilde son günlerde iyice arttı.

Bu göstergelerden birisi, tahmin edeceğiniz üzere, döviz kurlarını gösteren veriler. Her gün defalarca kontrol etmeyi iyiden iyiye alışkanlık haline getirmek durumunda kaldık. İndi mi, çıktı mı derken bayadır toplumca döviz kurlarıyla yatıp kalkıyoruz.

Diğer gösterge ise siyasal tercihleri gösteren kamuoyu araştırmaları ve anketler. Hangi parti ya da ittifak ne durumda, kim ne kadar oy alacak, başkanlığa kim aday olacak sorularının cevabını merak eder haldeyiz. Her gün bir yerlerde bir anket firmasının ya da araştırma kuruluşunun siyasal tercih ölçümleri ile ilgili sonuçlar açıklaması bununla ilgili bir durum.

Bu yazıda, seçmen tercihleriyle ilgili hazır bu kadar ilgi varken bazı önemli hususlara değinmeye çalışacağım.

Geçen hafta, seçmen tercihlerinde bir kırılmanın olması için, daha somut bir dille konuşursak AK Parti’nin iktidarını kaybetmesi için seçmende iki duygunun birden oluşması gerektiğinden bahsetmiştik.

Bunlardan birincisi; AK Parti’ye karşı kendi seçmeninde öfkenin oluşmasıdır. Diğeri ise AK Parti’nin yerine yönetimi devralabileceği inancını en başta AK Parti seçmeni olmak üzere muhalefetin geneline vermeyi başarabilen bir alternatif parti, ittifak ya da adayın sağlayacağı güven duygusudur.

Durum böyle olunca, AK Parti’ye oy veren kitlenin bir bölümünün tercihi değişmediği sürece muhalefetin iyi organize olmasının pek bir anlamı olmayacağını da ifade etmiş oluyoruz.

Dolayısıyla ikna edilmesi gereken seçmen kitlesi, özünde parti sadakati olmayan AK Parti seçmenidir.

Bunu sağlamanın en önemli yolu da, doğru propaganda teknikleri kullanılarak AK Parti’ye oy veren seçmene doğrudan ulaşılmasından geçmektedir.

Örneğin TV ekranlarından iktidar partisi seçmenine hakaretamiz ifadelerde bulunmak, onları aşağılamak seçmeni eskisinden daha fazla düzeyde partisine bağlamaktan başka fayda sağlamamaktadır.

İmamoğlu vb. adayların son seçim kampanyasında “Erdoğan’ı görmezden gel, onu seveni sev” politikasını benimsemelerinin etkisini buraya not etmek gerekmektedir. 

Şu söylediğimizin ispatı da zaten kararsızların oranlarında kendini göstermektedir. İktidar partisinden kopmaya niyet alan seçmen, henüz kendisine alternatif bulabilmiş değildir.

İşte tam da bu noktada seçmen tercihlerini değiştirme yönünde etki gösterebilecek hamleler gerekmektedir.

Peki nedir bu hamleler?

Seçimlerde duyguların oynadığı role dikkat çekmek bakımından nöroloji ve ilgili diğer alanlardan yararlanılarak çeşitli araştırmalar yapıldığı bilinmektedir (Marcus vd.’den akt. Özler, 2014).

Bu araştırmalar göstermektedir ki, karar alma sürecinde iki duygu belirleyici derecede öne çıkmaktadır. Birincisi; kaygıdır. Kaygı arttıkça seçmenlerin ilgi ve algı düzeyi partiler, adaylar ve siyasal gelişmeleri takip konusunda oldukça yükselmektedir. İkinci duygu ise seçmenlerin kime oy vereceklerini belirleyen coşkudur. Kaygının arttığı bir ortamda seçmenler siyaseti daha yakından takip etmeye yönelmekte ve oy verme alışkanlıklarından uzaklaşmaktadır. 

Örneğin, geçmişte AK Parti’ye oy veren ama icraatlarından ötürü partisine karşı kafası karışık bir seçmenin kaygı düzeyi yeni süreçte artmaktadır. Bu yüzden partisinin hatalarını görmeye, diğer siyasi parti ya da liderlere kulak vermeye başlamaktadır.

Buna karşın şayet seçmende coşku duygusu hâkim ise siyasal ilgi düzeyi düşük oranda kalmaktadır. Zira herhangi bir arayışı bulunmamaktadır. Bunun için zihnini, gönlünü diğerlerine kapatmış, sandığın önüne konulmasını beklemektedir.

O halde seçmeni kutuplaşmaya götürmeyecek ama iktidarı sorgulamaya yönlendirecek söylemler geliştirilmelidir.

Bu noktada son günlerde yoğun bir şekilde gündeme gelen üçüncü bir ittifak arayışının büyük öneme sahip olduğunu ve dengeleri değiştirebileceğini belirtmek gerekmektedir.

Zira AK Parti içinden kopması beklenen kesimlerin CHP’nin önderlik ettiği bir ittifaka destek vermeyeceği ve tam da aksine yeniden AK Parti etrafında kenetleneceği hususunda en azından bugün için güçlü emareler bulunmaktadır.

Unutulmamalıdır ki, mevcudun yerine gelecek olan ile ilgili kuşkuların varlığı, kaygının (anksiyetenin) artmasına neden olmakta ve mevcudun gücünü korumasını sağlamaktadır.

Güven telkin edemeyen oluşumlar seçmenlerde coşkuyu oluşturamamakta ve psikolojik üstünlüğü kaybetmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?