Reklamı Kapat

Duyarın politiği

Çok ilginç bir zaman diliminden geçiyoruz. Kötülükler büyüyor, normalleşiyor ve en kötüsü de politikleşiyor. Gazetelerin üçüncü sayfa haberleri dediğimiz gündelik haberlerin vahameti malum. Normal şartlarda üçüncü sayfa haberleri için istisnai haberler dememiz lazım. Çünkü bu haberler toplumun genelini ilgilendirmiyor ve nadiren görülen günlük asayişi ile ilgili olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Fakat günümüzde artık bu haberlerin çoğu sosyal medyanın manşeti olacak şekilde dikkat çekici hale gelmiş durumda. Bunlar üzerinde tartışmalar, eleştiriler, yaftalamalar ve suçlamalar yürüyüp gidiyor. Elbette bunun sebeplerinden birisi haberlerin herkese ulaşabilirliğinin artmasıysa diğer bir önemli sebebi de bu tür suçların ve olayların artması ve yaygınlaşmasıdır.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi; hemen hemen her gün görsel, yazılı veya sosyal medyada gündem olan farklı bir olayla karşılaşıyoruz. Cinayet, intihar, kadına yönelik şiddet, taciz, çocuk istismarı, çevre tahribatı, hayvanlara yönelik şiddet, toplumsal değerlere hakaret, yolsuzluklar, usulsüzlükler, adaletsizlikler ve kayırmalar gibi birçok kötülük her an gündemimizde.

Peki, kötülükler bu derece büyürken bundan rahatsız olan insanlar, bu duruma karşı durabilmek adına nasıl bir çaba gösteriyor? Gerçekten vicdandan gelen bir içtenlikle rahatsız olup çözüm için gayret mi gösteriyor, yoksa bu hal üzerinden kendisine, düşüncelerine, tabi olduğu sosyal ve siyasal gruba alan mı açıyor? Asıl verilmesi gereken cevaplar burada yatıyor sanırım.  

Şahit olduğumuz kadarıyla bu tür olaylar karşısında takınılan tavır aslında sorunlarla ne derece yüzleşildiğini, sosyal medyada gösterilen duyarın ne kadar sahici olduğunu bize gösteriyor. Çözüm adına gerçekçi hususların konuşulmadığını ve tartışılmadığını görüyoruz. Çözüm diye konuşulanlarsa mevzi kazanmaktan, yaftalamaktan, suçlu aramaktan başka bir şey değil aslında. Elbette burada sosyal medyanın eleştirel gücünü ya da sorgulayıcı tarafını yok saymak istemiyorum ama sosyal medyanın hamaset üreten içeriğinde karşılaştığımız bu tarz yaklaşımları da göz ardı edemeyiz.

Ne yazık ki, günümüzde hayatın her alanına politik bir dilin egemen olduğunu görüyoruz. İster aile, akraba ve arkadaş sohbetleri olsun, ister sosyal medyanın gündemi olsun, isterse olayların tartışıldığı içerik olsun hepsinde politik bir dilin, kaygının ve tarafgirliğin olduğuna şahitlik ediyoruz. Böyle bir vasatta yaşanan acıların vicdanlarda makes bulması elbette zor olacaktır. Acılar üzerinde yoğunlaşan duygusal tepkinin istikameti politik bir zemin üzerinde yürüyor. Benzer olayların faillerinin farklı siyasi gruplar içerisinde olması tepkiyi ortaya koyanların kimliğinde de farklılık ortaya çıkarıyor. Sadece bu tespit bile duyar diye ortaya konan duygusal yoğunluğun politik bir kaygı taşıdığını bize gösteriyor.

Kötülükle mücadele etmenin yolu buradan ilerlemiyor. Hatta kötülüğün büyüyerek yaygınlaşmasının sebeplerinden birisini de bu yaklaşımda görebiliriz. Onun için takınılması gereken tutum, kötülüğün bizzat kendisiyle mücadele etmektir. Fail üzerinden yorumlanan her kötülük, politik kurgunun bir parçası olacaktır. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?