Pusulasızlık

Amin Maalouf’un “Pusulasız bir halde girdik yeni yüzyıla” dediği gibi gerçekten de bugün geriye doğru baktığımızda yüzyıla girdiğimiz ilk günden beri savrulup duruyoruz. Her şeyin adeta çivisinin çıktığı kaygıların her geçen gün bir önceki günden daha fazla arttığı bir zamana eriştik. Bunu düşündüren olayları alt alta sıralamaya gerek yok; eminim ki çoğu kişi bazı kesişim noktalarını bir an önce unutmak bile istiyordur hem de en ufak hatırlatma kırıntısı kalmayacak şekilde. Öyle ki havamızdan suyumuza kadar her şey kirlenmişken son olarak nefeslerimizde artık kir soluyor. Bedenlerimiz hastalıktan kurtulmuyor. Zaten zihinsel ölüm çoktan gerçekleştiği için o noktada söylenecek pek bir şey yok.

Arada sırada beklenmedik olaylar nazarlık gibi bir köşeye çerçevelenip asılıyor. Gencecik fidanların nefes almayı bıraktığı bir yerde her söz biraz havada kalır, her kanaat biraz yasak savuşturmaya ve birazda günah çıkarmaya döner. Gerçi bu yüklenilen günahları çıkartacak bir pişmanlık emaresi de yok. Birbirinden daha karanlık birbirinden daha umut kırıcı işler hiç gecikmeden bütün boşlukları dolduruyor. Hiçbir neden üzerinde durulmuyor sadece çıktıların yorumlarının yorumları üzerinde duruluyor. Herkes o kadar hâkli ki elbette haksızlıklar, yangınlar, feryatlar duyulmayacak. Kendi sesine bu kadar meftun olunan bir zaman herhalde tarihin hiçbir evresinde yoktur.

Pusulanın kolunu kanadını kırıp işlevsiz bir hale getirdikten sonra tanımadığın değişimini fark etmediğin şeyi nasıl doğru bir şekilde anlayabilir, algılayabilirsin. Algılayamadığın şeyi nasıl anlamlandırabilirsin demek ki hiçbir şey senin anladığın gibi değilmiş. O vakit nedir bu bitmez tükenmez bencilliğin, hırsın, kibrin? İleti ile arandaki mesafeden dolayı artık mesaj ulaşmıyor. Kalıplarla, şablonlarla, torna düzenleri ile bir yere varılmıyor. Onun için insana dair proje üretmekten geri dur. İçinde kaybolduğun yalanlar, teviller sadece seni değil her şeyi çürütüyor. Çürüme her yerde, her şeyde… Klişe olacak belki ama tuz bile koktunun ötesinde…

Bu sadece bir yere ait bir olay değil dünyanın genel gidişatı da aynı minval üzere hareket ediyor. Hadi bakalım dünyanın su uzak ucunda bir şey oldu da sadra şifa verdi durumu da yok. Dünya küçüldü küçülmesine ama defolar da büyüdükçe büyüdü artık hiçbir yere sığmıyor. Genç adamlar ümidi kesiyor ve nefes almamayı seçiyorlar. ‘Neden?’ diye kimse sormuyor, uykular kaçmıyor. Herkes suçlu arıyor ya da kulağının üstüne yatarak yokmuş gibi davranıyor. Çoğunluk ise çıktının yorumlamasını yapıp teviller üretiyor. Oysa deniz bitti, kum bitti… Dedikleri gibi “Düzen/sistem”, her durumda daha güçlü olduğunu en zayıfları ezerek kanıtlıyor, bir adım atma cesareti göstermiş olanlar her defasında ya aynı ya da benzer kötü duruma düzelme umudu olmaksızın döndürülüyor.

Bu sarmaldan çıkmak gerekiyor ve bunun içinde ilk evvela kendi yankı odasından çıkılması gerekiyor. Şablonlara, ezber konuşmalara pirim vermeden, ayakları yere basmayan her girişimin önünde durmak gerekiyor. Neye kulak kesilmişsek obur şeylere kor ve sağır olmadan yaşamaya gayret etmek gerekiyor. Sevgisizliğin çürüttüğü bir bünyeyi hiçbir şey toparlayamaz. Onun için cimrisi olmayalım. İnsanlara nefes alacak boşluklar vermek ve kendisi olabilmesi için yardımcı olmak gerekiyor. İnsan bu! Balık değil ki koyduğun kavanozda süs gibi kalsın. İnsan bu, etten kemikten daha çok duygu ve düşünceden. Mihenk taşına kendimizi çalmadan hiçbir şey düzelme emaresi göstermez. O vakit yine de siz, “Hoşça bakın zatınıza…”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?