Reklamı Kapat

Kalemşorlarına Bak Sevklerini Hazırla

Kafka böcek olmuş ya bizimkiler?

Nereden başlasam düşüncesiyle aldığım notları karıştırırken, AKP hükümetinin gidişatını iyi anlayabilmem için ara sıra yazılarına baktığım bir köşe yazarının iki, üç gün önceki makalesi geldi aklıma.

Dış güçlerin “Düşman” olarak bilindiği Osmanlı Devleti’mizin zayıf zamanlarından biri anlatılırken, özellikle hatırlatılan bir olay vardı: Dış Güçler’in gemileri Çanakkale’ye yaklaşmış. Bir geçerlerse İstanbul surlarının önüne dizilecekler. Padişah, oluşturduğu Meclis’te çareleri tartışırken, orada hizmet için bulunan bir “Ağa” söze karışıverir: Üzülmeyin padişahım. Yedikule surlarını badanalayalım, çok sağlam sanacaklarından, çekip giderler!

Bu teklifi duyduğunda o günün padişahı, iki elini kaldırarak dua eder: Ya Rabbi şu lalanın aklını bir günlüğüne bana ver, bir gece olsun rahat uyuyayım.

Benim niyetim de farklı değildir, lala akıllı köşe yazıcılarını okurken yarı resmi AKP gazetelerinde. Acaba neyi, nasıl bilsem de, onlar gibi ben de inansam “Dış Güçler”i bir badana ile kandırıp savuşturacağımıza.

Doğu Perinçek ilaveli AKP artı MHP iktidarının en kıdemli ve en kültürlü kalemşorlarından Sayın Engin Ardıç yazıyor Sabah Gazetesi’nde. Onun bir yazısıyla başlayacağım bu haftanın Değmesin Yağlı Boya’sına. (Şekil Yapanlar – Engin Ardıç – 03.01.2022 – Sabah Gazetesi)

Kendi ifadesiyle genç bir arkadaşa yardımcı olmaya çalışmış. Yakın gazeteci olmaktan payına ne düşmüşse artık.

“Kafka” ve onun “Dönüşüm” romanını konuşmuşlar o genç arkadaşla. Kafka’yı iyi bildiğinden uzun uzun anlattım diyor; Prag Büyücüler Sokağı’ndaki evine kadar. (Kapı numarasını söylememiş, belki de unuttuğundan.) Çalıştığı sigorta şirketini de anlatmış adını vermeden; reklam olmasın diye. Kafka’nın ne zaman, ne yaptığını en iyi bilen iddiası da var: Boğucu atmosfer ve mutsuz günleri onu “Dava”yı yazmaya yöneltmişti. Oho! Bizde olsa, Sayın Bahçeli’ye “Dava kardeşi” olmaya yönelirdi.

Yardımcı olunan geç dinlemiş, dinlemiş ve önce “Prag nerede” diye sormuş. Yerinde duruyor desene çocuğu kınayacağına. İktidardakiler Çek Cumhuriyeti’ni uçursalar bile, Prag uçmamıştır. Yoksa sen de mi inanmıyorsun?

“Kafka İstanbul’da nerede oturmuş?” sorusuna cevabı da olmayan sayın yazar, “Durum budur arkadaşlar” diyerek bitirmiş AKP iktidarını özetlediği makalelerinden birini daha.

Yirmili yaşlarında olduğunu tahmin ettiğimiz o delikanlı, AKP iktidarında çocukluğunu ve gençliğini yaşadı ise, öğrenimini AKP iktidarında yaptı ise, ey Sayın yazar sen şunu mu diyorsun: 8 Milli Eğitim Bakanı ile 20 yılını geçiren AKP iktidarı başarılıdır, destan yazmıştır, eğitimi uçuşa geçirmiştir; bu da bir ispat yazısıdır.

Kendi gözlemlerimizden yazı konusu çıkaramadığımız durumlarda, iktidarın “Durum budur” diyen köşe yazıcılarına bakmak, bize de işte böyle zaman kazandırıyor.

Öğrendiklerimizin illa Milli Eğitim’in kapsama alanında olması gerekmiyor. O ünlü gazetenin, ünlendirilmiş bir yazarı da ahlak durumlarını yazmış olabilir. (Çok Güzel Anlatıyorsunuz – Salih Tuna – 21.12.2021 – Sabah Gazetesi)

“Meşhur fıkradır bilirsiniz” diyerek yüz kızarmazlığa okuyanlarını da iştirak ettirmiş. Kızları olan iki arkadaşın karşılaşmasını ve çocuklarının başarılarını dillendirmeyi birinin güzel yaptığını, diğerinin de, anlatmayı senin kadar beceremiyorum, mazeretiyle geride kaldığını bir yazmış, bir yazmış ama biz buraya onun bildiği ayrıntıları yazamayız; herkeste olan ar bizde de var.

MHP destekli AKP iktidarının “İstiklal-i tam” günlerinde, babalar kızlarıyla konu edilerek de işte böyle anlatılır’a örneklerden birinden bahsettik. Tahammülünüzü biraz zorlamayı göze alarak.

TEFTİŞ İSTEYENLER TEFTİŞ İSTERLER Mİ?

Geçtiğimiz yılın son ayı biterken herkesin konuştuğu, fikir yürüttüğü daha çok da tarafını ilan etmek için kullandığı bir haber vardı; baskın var olumsuzluğuyla duyurulan.

 İstanbul Büyükşehir Belediyesinin teftişiydi söz konusu edilen. İktidar yetkilileri daha önceki propaganda demeçlerinde, birkaç onbinli rakamlarla ifade ettikleri İBB’de işe alınanların içinde aranan veya aranması ihtimal dahilinde olan teröristlerin varlığından rahatsızlıklarını duyurmuşlardı. Dolayısıyla normal sayılması gereken bir devlet faaliyeti, gözdağı kamuflajlı beklenir olmuştu.

Rutin, sıradan ve hayatın normal akışı içinde, muhataplardan başka kimseyi ilgilendirmeyecek bir teftiş talebi, elbette durduk yerde bir güç gösterisi olarak algılanmadı ve tanıtılmadı CHP medyasınca. Geleneklerini hatırlamışlardı.

1960 Nisan’ında Demokrat Parti’nin “Halkı ve orduyu iktidara karşı ayaklanmaya kışkırttığı” suçlamasıyla Meclis’te bir tahkikat komisyonu oluşturarak CHP’nin yasa dışına çıkmışlarını denetlemek istemesi 27 Mayıs’ın fitilini ateşlemişti. 

Zaman değişmiş, CHP’nin medya gücü değişmemişti. Halbuki demokrasi adına, denetlenemeyen iktidardan rahatsızlıklarını açıklamak hep ezberlerindeydi. İşçi alımlarında yasalara uydukları söylenen ki öyle olmalıdır, kurumlarımızın da teftiş edilmiş, aklanmış olmanın gururunu ve kıvancını yaşamak haklarıdır, geleneğimiz 2000’lere kadar yürürlükte iken…

 1960 Nisan’ında CHP’nin yaşadığı ve ülkeyi ihtilale götürdüğü “Tahkikat Komisyonu” hadisesi, suçüstü yakalanma tutanağıydı ki, CHP hep o gününden güç alıyordu. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu konuşana kadar.

 06.01.2022 tarihli bir haber var sitelerde. İmamoğlu diyor ki: Devletin her kademesindeki insan görevini layıkıyla yapsın. Müfettişler her zaman bizi incelesinler. Zaten incelemeleri lazım. Herkes görevini saygın ve kamu ahlakı üzerinden yapsın, bizim kapılarımız açık.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun “Helalleşme” çağrısına paralel bulduğumuz bu İmamoğlu demecini, gönlümüz ister ki, 28 Şubat aktörlüğünden hâlâ emekli olmamış CHP katipleri, kalemcileri de sindirsinler.

 Bir kurum hakkındaki ihbarların doğruluğunu araştırmak teftiş yahut asayişi teminle vazifelilerin işidir ve bu her zaman yapılabilir. Rahmetli Barış Manço’nun  dolaylı olarak başrol aldığı ve denetlendiği hadisede olduğu gibi.

 Konser için çıktıkları bir Anadolu turnesinde sabahın erken saatinde vardıkları bir kasabada, tabiat şartlarından korunmak için bir kahvehaneye doluşurlar hızlı, hızlı.

Çok geçmeden karakol cipi zank diye durur kahve önünde. Polisler şüpheli ve tedirgin yüzlerle geldikleri olay mahallinde Barış Manço ve Kurtalan Ekspres’i görünce basarlar kahkahayı.

Bir çocuk koşarak gelmiş karakola. Filan kahvenin anarşiklerce basıldığını gördüğünü söylemiş. Zaman, anarşistlerin arandığı sıkıyönetimli zamanlar. Kasabanın çocuğu ne bilsin, saçları bıyıkları birbirine girmiş, acayip kıyafetli insanların “Anarşik” olmadığını. İhbarını yapmasını merhum Barış Manço da beğenmiş, ekibiyle o günden kalan bir kahkaha savurmuştu bir TRT programında.

VALİ GÖKAY’IN RUHU GAZETELERİ DOLAŞIYOR

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi 05 Ocak 2022 tarihli yazısında reklamını ettiği bir firmanın anket sonuçlarını paylaşmış. Diğer anketçi firmaların aksine, orada tam tersi bir durum ilan edilmiş. Ekonominin bozulma hızıyla AKP oylarındaki artış doğru orantılıymış.

 Eyvah dedim, bu medya notunu bir yerlerde gördüğüm an. En sahte anketi, üstelik en canlı olduğu bir saatte, gerçekmiş gibi ilan eden CHP valisi Fahrettin Kerim Gökay efsanesine birileri adı geçen Hürriyet yazarını kullanarak son vermek mi istiyordu?

15 Mayıs 1950 seçimlerinin son mitinginde, Taksim meydanında kalabalığı kollarıyla göstererek “İşte paşam İstanbul” diyen vali Gökay’ın, siyasi tarihimizdeki ilk anketçi olması ve tespitiyle hezimete uğraması o günden beri seçim konulu yazıların darb-ı meseli olmuştu.

 AKP’nin yarı resmi yazarlarından birinin ünlendirdiği anket şirketini de en az vali Gökay kadar samimi kabul edersek, ekonomimizin bozulmasını sürdüreceğini, halkımızın da buna seçim sabahına kadar katlanacağını anlayabiliriz.

İçişleri Bakanlığı’mızın çeşitli iletişim organlarını kullanarak sık yaptığı bir uyarıyı herkes biliyor: Sizi dolandırmak için savcıyım, polisim diyerek arayanlar olursa sakın inanmayın ve isteklerini yerine getirmeyin!

 Başı sıkıştığında her vatandaşın müracaat edeceği en güvenilir iki kurumunun görevlilerinin “sahte” olabileceği her gün ilan edilirken, kim o insanlarımızı anket firmalarına inandıracak, inanmaya  yönlendirecek?

 Hal böyle iken,

 Bir geçmiş zaman fıkrasını günün anlam ve önemine binaen bir kez daha anlatıyoruz.

“Ey, talih bu kadar olur! Bundan fazlası istenemez!

 Roma kumandanlarından mı, yoksa eski Yunan Krallarından mı, her neyse böyle biri, her işinde daima muvaffak olmuş, talih ona her zaman yardım etmiş. Bir gün, veziriyle bir kayıkla nehri geçerken, parmağındaki yakut yüzük kayıp, suya düşüvermiş. Kral, kıymetli yüzüğünü kaybettiği için biraz üzülmüş.

 Fakat saraya gidince, balıkçılar, arkasından koşa koşa gelmişler: – Şimdi tuttuğumuz balıklardan birinin karnından Kralımızın yüzüğü çıktı. Onu getirdik! Demişler.

 Kral, sevinmiş, fakat veziri endişeye düşmüş. Krala: – Efendimiz, demiş. Bu, ikbâlin son zirvesidir. Artık talihten bundan fazlası beklenemez! Çünkü bu, talihin bir insana verebileceğinin en fazlasıdır!..

Abdülkadir Selvi ve türevi yazıcıların olmasını kim talih sayıyorsa artık..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?