Ilımlı AK Parti iktidarı

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

İslam; Allah’ın insanlar için razı olduğu tek saadet düzenidir. Buna böyle inanmak Müslümanlıktır. İslam’ı bunun dışında, radikal, ılımlı, liberal ve benzeri sıfatlarla tanımlamak İslam’a iftira atmaktır. İslam, İslam’dır. Müslüman ise Müslüman’dır. İslam’a ve Müslüman’a İslam ve Müslüman adını, önüne ve arkasına bir şey koymadan Allah vermiştir. Müslümanlar, Allah’ın verdiği isimden şeref duyarlar. Müslümanlar; İslam için kullanılan değişik sentezlere, Allah’ın vermediği başka adlandırmalara hiç iltifat etmezler. Kur’an’ın ve sünnetin sınırlarını belirlediği İslam, kime göre, nasıl bir aşırılıktır ki, onu ölçülü ve ılımlı hale getirmeye çalışılıyor? İslam düşmanlığı, karşıtlık ve istismar olmak üzere karşımıza iki şekilde çıkıyor. İslam’a karşıtlık üzerinden düşmanlık edenler, inkârcı Yahudiler ile müşrik Hıristiyanlardır. Bunlardan başka bilinen diğer İslam düşmanları, bu iki akımın türevidir. İslam’a istismar üzerinden düşmanlık edenler ise münafıklardır. Müslümanlar, bu üç düşmanı da tanımak ve bunlara karşı tedbirli olmak zorundadır. Radikal ve ılımlı tabirleri bütünüyle Batı kaynaklıdır.

Bununla da yetinmeyip Müslümanların kullandığı Kur’an kavramlarının içini, kendi batıl anlayışları doğrultusunda doldurmaya, Müslümanları da yeniden tanımladıkları kavrama ve dine uydurmaya çalışırlar. Kur’an, kitap ehli Batılıları: “Allah’tan başkasına kul olmamaya, O’na hiçbir şeyi şirk koşmamaya” çağrısının yanında, “Allah’ı bırakıp da birbirlerini rab edinmemeye” de çağırır ve bu bize de bu çağrıyı; tebliğ ve daveti yapmamızı emreder. Onlar bu çağrıya karşılık vermezler ise onlara: “Şahit olun ki, biz Müslümanlarız” dememiz emredilir. Ilımlı İslam ile içi boşaltılmış bir din kastedilmektedir. Tevhit inancı sulandırılmış, cihadı, ahkâm ayetleri, toplumsal emir ve yasakları, devlet, düzen ve siyasi bir talebi bulunmayan, materyalizme, sosyalizme, kapitalizme ve Siyonizm’e karşı hiçbir tavrı olmayan ılımlı bir İslam oluşturulmak istenmiştir. Ilımlı İslam; ABD ve AB’nin birlikte yürüttüğü BOP’un en büyük hedeflerinden birisidir. Üzülerek ifade edelim ki Türkiye bu projenin model ülkesi yapılmıştır. Diğer Müslüman ülkeler, Türkiye modeli üzerinden ılımlaştırılmıştır. 

YAŞANANLAR

Ülkemizde yaklaşık yirmi yıldır AK Parti iktidardadır. Bu yirmi yıllık iktidarın icraatlarına bakıldığında 1- AB muteber medeniyet olarak kabul edilmiş, çıkarılan uyum yasaları ile de Türkiye’de büyük bir ahlaki ve manevi tahribat yapılmıştır. Aile kurumu çökertilmiş, kadın lehine yapılan düzenlemeler ile aile içi düzen bozulmuştur. Eğitimin muhtevası, daha da materyalist hale getirilmiş, nesiller İslam’ca hayattan olabildiğince uzaklaştırılmıştır. 2- Faizci kapitalist düzen, katı bir şekilde uygulanmış, aşamalı olarak Türkiye’nin reel üretim alt yapısı çökertilmiştir. Tarım ve hayvancılık desteksiz bırakılmıştır. Kâğıtta, ilaçta, aşıda, şekerde, gıdada, temel ihtiyaç ürünlerinde, sanayide ülke her bakımdan dışa bağımlı hale getirilmiştir. Milletimiz, faizle, haksız vergilerle, israfla, bugünkü bankacılın düzeniyle, kur oyunlarıyla sürekli olarak ezilmiştir. Fakir daha fakir, zengin daha zengin hale getirilmiştir. Yaşam koşulları ağırlaştırılmıştır. Bütün bunlar, AK Parti iktidarının kerhen veya çaresizlik sebebiyle değil, bilerek ve isteyerek yaptığı icraatların sonucudur. 3- İşbirlikçi dış politikalar yüzünden Türkiye, bölgesinde ve dünyada yalnız bir ülke haline getirilmiştir. Bu politikaların temelinde, benimsenen ABD ve İsrail stratejik ortaklığı tercihi vardır. AK Parti iktidarına yön veren ve anlam kazandıran tercihlerden birisi de ‘Ilımlı İslam’dır. AK Parti yöneticileri, şuurlu İslam’dan ılımlı İslam’a dönüş yapmışlardır. Görünen o ki, AK Parti kadrolarının bu yönelişten pek de şikâyetleri yoktur. Bu durumdan rahatsızlık duymayan kesimlerden birisi de, İslam adına rol üstlendiğini söyleyen toplum önderleri ile iktidardan nemalanan, aydınlar, ilahiyatçılar ve hocalardır. Bu durumları sebebiyle harama helal, batıla hak diyebiliyorlar.

HAKK’I ÜSTÜN TUTMAK

Müslüman’ım diyen insanların temel duruşu, Hakk’ı üstün tutmaktır. Hak İslam’dır. İslam’a bir saadet düzeni olarak itibar etmeyen kim olursa olsun, bunların peşinden gidilmez. Müslüman’ım diyen kulun görevi; Hakk’ı üstün tutan İslam’ca olan bir düzeni hâkim kılmak için cihat etmektir. Helal kazanç için zalimlerin karşısına dikilmek, bazıları için zor olsa da, hayatı “iman ve cihat” olarak tanımlayanlar için bir rahmet vesilesidir. Hak-batıl mücadelesinde, imtihanın gereği bazı zorlukların, nefsin ağır bulduğu birtakım güçlüklerin olması doğaldır. İslam düzeninde insanın fıtratıyla ve hayatın gerçekleriyle çatışan hiçbir şey yoktur. İslam’ın zor ve çağa uymadığını zannedenler; arzularına uyan, Allah’ı bırakıp kendi elleriyle kurdukları düzenleri Allah’ın adil düzeninden daha doğru sanan ahmaklar ve gafillerdir. İslam, insanlara, altlarından kalkamayacağı hiç bir şeyi teklif etmemiştir. Günümüzde İslam’ı yaşamak ve hayata geçirmekle ilgili zorluk, dinin zorluğundan ileri gelmiyor. İslam düzenini çıkarları için engel olarak gören egemen güçlerin, Müslümanların önüne sayısız engeller koymasından, baskı ve zulümlerinden kaynaklanıyor. Bu zorluklar olmasın diye, yanlış düzenlere rıza gösterenler, başka bir açıdan şeytanın işini kolaylaştırıyorlar. Kolaylık, şuurlu İslam için geçerlidir. İslam’ı parçalara ayırmak veya infak, salih amel ve takva gibi esasları ihmal etmek, sünnetullah gereği kolaylık yolunu terk etmektir. İslam, bir

alt yapısı çökertilmiştir. Tarım ve hayvancılık desteksiz bırakılmıştır. Kâğıtta, ilaçta, aşıda, şekerde, gıdada, temel ihtiyaç ürünlerinde, sanayide ülke her bakımdan dışa bağımlı hale getirilmiştir. Milletimiz, faizle, haksız vergilerle, israfla, bugünkü bankacılın düzeniyle, kur oyunlarıyla sürekli olarak ezilmiştir. Fakir daha fakir, zengin daha zengin hale getirilmiştir. Yaşam koşulları ağırlaştırılmıştır. Bütün bunlar, AK Parti iktidarının kerhen veya çaresizlik sebebiyle değil, bilerek ve isteyerek yaptığı icraatların sonucudur. 3- İşbirlikçi dış politikalar yüzünden Türkiye, bölgesinde ve dünyada yalnız bir ülke haline getirilmiştir. Bu politikaların temelinde, benimsenen ABD ve İsrail stratejik ortaklığı tercihi vardır. AK Parti iktidarına yön veren ve anlam kazandıran tercihlerden birisi de ‘Ilımlı İslam’dır. AK Parti yöneticileri, şuurlu İslam’dan ılımlı İslam’a dönüş yapmışlardır. Görünen o ki, AK Parti kadrolarının bu yönelişten pek de şikâyetleri yoktur. Bu durumdan rahatsızlık duymayan kesimlerden birisi de, İslam adına rol üstlendiğini söyleyen toplum önderleri ile iktidardan nemalanan, aydınlar, ilahiyatçılar ve hocalardır. Bu durumları sebebiyle harama helal, batıla hak diyebiliyorlar.

HAKK’I ÜSTÜN TUTMAK

Müslüman’ım diyen insanların temel duruşu, Hakk’ı üstün tutmaktır. Hak İslam’dır. İslam’a bir saadet düzeni olarak itibar etmeyen kim olursa olsun, bunların peşinden gidilmez. Müslüman’ım diyen kulun görevi; Hakk’ı üstün tutan İslam’ca olan bir düzeni hâkim kılmak için cihat etmektir. Helal kazanç için zalimlerin karşısına dikilmek, bazıları için zor olsa da, hayatı “iman ve cihat” olarak tanımlayanlar için bir rahmet vesilesidir. Hak-batıl mücadelesinde, imtihanın gereği bazı zorlukların, nefsin ağır bulduğu birtakım güçlüklerin olması doğaldır. İslam düzeninde insanın fıtratıyla ve hayatın gerçekleriyle çatışan hiçbir şey yoktur. İslam’ın zor ve çağa uymadığını zannedenler; arzularına uyan, Allah’ı bırakıp kendi elleriyle kurdukları düzenleri Allah’ın adil düzeninden daha doğru sanan ahmaklar ve gafillerdir. İslam, insanlara, altlarından kalkamayacağı hiç bir şeyi teklif etmemiştir. Günümüzde İslam’ı yaşamak ve hayata geçirmekle ilgili zorluk, dinin zorluğundan ileri gelmiyor. İslam düzenini çıkarları için engel olarak gören egemen güçlerin, Müslümanların önüne sayısız engeller koymasından, baskı ve zulümlerinden kaynaklanıyor. Bu zorluklar olmasın diye, yanlış düzenlere rıza gösterenler, başka bir açıdan şeytanın işini kolaylaştırıyorlar. Kolaylık, şuurlu İslam için geçerlidir. İslam’ı parçalara ayırmak veya infak, salih amel ve takva gibi esasları ihmal etmek, sünnetullah gereği kolaylık yolunu terk etmektir. İslam, bir bütün olarak kolaydır. Allah’a kulluğun zor olduğunu zannedenler, Hakk’ı görmek istemedikleri için, batıl kendilerine şirin, Adil Düzen ise zor geliyor. Stres ve bunalımlar, psikolojik rahatsızlıklar, ahlaki problemler, maddi kayıplar, hastalıklar, bitmeyen şikâyetler; faizci kapitalist düzenin ürettiği zorluklar olduğu görülmüyor. Şeytan, iyi amelleri kötü gösterdiği gibi, kötülükleri de iyi gösteriyor. Allah’ın rızası İslam düzeninedir. Başka düzenlere rızası yoktur. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

N. Güzel - Allah razı olsun sayın başkan, bu seferki yazınız bir başka mükemmel...

Ağzınıza, yüreğinize ve kaleminize sağlık. Saygılar...

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 08 Ocak 12:15


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?