Reklamı Kapat

Atları vurmak

İnsanlar er ya da geç istediğini alır. Özgürlük ve bağımsızlık mücadeleleri, hak hukuk adalet talepleri, ihtiyaçlara erişim, daha fazla variyete sahip olma gibi tüm unsurlar buna örnek gösterilebilir. Binaenaleyh ne istediğini bilmek mühimdir. Bilmeden sahip olanlar, ağızlarına çalınan bir parmak balın olmadı burunlarına ittirilen bir fırt pudra şekerinin etkisiyle sermest olup sağa sola çemkirirler. Bilenlerin ya da bildiğini zannedenlerin akıbeti belirsizdir ki onlar uzlaşmak gibi bir dert taşımazlar. Altmışbeş Şubat’ında New York’ta öldürülen Malcolm X o uzlaşmayanların öncülerindendir. Ve muhatabına nasıl uzlaşabileceklerini, ne yaparlarsa köleleştirilip bir başka kıtaya taşınmış dedeleri için bir karşılık verebileceklerini sorar. Sorarken canlarını acıtır; varsa haysiyetlerine dokunur. Yanıtları kurşun olur. Nitekim mal, mülk, adalet, eşitlik, özgürlük vb. kazanımlarla geçmişte yapılan haksızlığın karşılığı ödenmiş olmaz. Topyekûn sistemin değişmesi yegâne çıkar yoldur.

Bir dönem zulme uğranan hususlarda, kadın örtünmesi, erkek sakalı gibi konularda özgürlük talep edilirse o sıkıntı bir şekilde giderilir. Merhum Aliya İzzetbegoviç’e dayandırılan anlatıda, başörtüsü eylemine durmuş öğrencilere ne istiyorsunuz diye sorulur. Başımızı kapatıp okula gitmek istiyoruz yanıtı gelince bunun yanlış bir talep olduğu, kolaylıkla bu isteğin karşılanabileceği ve karşılandığı durumda uzlaşmak gerekeceği, pekâlâ İslam mücadelesinin, mücahedenin o kadar ucuz olmadığı dile getirilir. Nitekim zaman geçer, adeta aşk gelmiş gibi cümle dertleri biter, sızıları dindirilir. Gerçi bir doğal serbesti kişilere bağlanır ve yokluğu durumunda hep aynı zulümle karşılaşacakları işlenir ama istismarın dibine de vurulsa anlık olarak o zulüm türüyle karşılaşılmaz. Bir yandan sistem aynı sistemdir ve birilerini bir başka türlü mağdur etmekten hiç mi hiç çekinmez. Başkalarının acısı uzaktan herhalde davul sesi kadar hoş gelir! Habire hapishaneler inşa edilir, tutuklamaların ardı arkası gelmez, yakınları öldürüldüğü için adliye önünde bekleşenler bereketlenir, memuru işçisi keyfe keder ihraç edilir; münferit olarak hissedilir kılınan acı gelir ekmek kuyruğuna, açlığa kadar dayanır.

Talep daha ucuz ve daha kaliteli yaşam standardına yönelikse bu er ya da geç elde edilir. Doğalgaza, elektriğe, gıdaya daha ucuz ve kolay yoldan ulaşmak, sömürüye dayanan sistemin süreğini sağlamak için halledemeyeceği bir şey değildir. Sistem, insanlara sürekli bir şeyler satabilmek için yeni çözümler sunmakta pek bir mahirdir. Yine örneklendirmek gerekirse geçen yıl taahhüt ettiğiniz miktardan faturalandırılan internetinize zam yapmak için sizi arayıp zamlı fiyat bildirilir, ardından size özel fırsatlardan yararlanmanız için yani daha düşük zamma razı olmanız için onayınız alınır. Yani doların onsekiz lira olmasındansa bir yıllık zaman diliminde yedibuçuk liradan oniki liraya indirilmesindeki ender görülen ekonomi dehası gibi... Elbette siz böyle bir ucuzluğa razı olur, mutlu mesut halaya dururken aklınıza ve gönlünüze yatan terütaze zamların erincini yaşarsınız.

Aklın yettiği ve sadece anı kurtarmaya dönük argümanlarla bozuk olduğu fark edilmeyen sistemin yürütücülerini değiştirmeye çalışmak beyhudedir. Bacağı sakatlandığında atı vurmaktan çekinmeyen akıl, bozulduğunda aracı değiştirmeyi düşünmeyip kendisi tamir etmeye, gençlerden yardım isteyip vurdurmaya, olmadı bir tamirci çağırmaya çalışır. Evet belki yenisini edinmek için imkan yoktur ama o fırsatı bulduğunda da yaşadığı sıkıntıyı unutur. Bir defa sistemin bir araç olduğu, pekâlâ tamir edilebileceği, değiştirilebileceği, yenilenebileceği akla bile getirilmez. Hatta bir arada mutlu mesut bir yaşam için nasıl bir form gerektiği, bir sistemin gerekliliği yahut gereksizliği de düşünülmez. Var olan, süregelen anlayış mutlaklaştırılır, kutsallaştırılır, biricikleştirilir. Sızlanma, şikâyet, düşmanlık o anlayışın işleyişine; işleyenlerine, yürütmeye yöneliktir. Ve elbette her devirde olduğu gibi yürütmenin kendisi değil sadece yürütücüler sorgulanır.

İnsanlık, kendisini sömüren, sömürdükçe semiren, semirdikçe daha fazla insan kanına ihtiyaç duyan ve her gün daha fazlasını tüketen sistemin bizzat kendisine karşı durmayı, hatta düşman olmayı akletmedikçe farklı bir türde, tanımlanmamış, daha ağır zulümlerle yüzleşmeye mahkûmdur. Sadece anlık sızısını gidermek adına bugünün makes bulan mücadelesine katılmak sistematik züğürtleştirme çalışmasının bir parçasıdır. Zalim gider bir başka zalime, zulüm giderilir bir başka zulme, acı biter bir başka acıya talim edilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?