Şimdi bana kaybolan nesillerimi geri verseler…

Memleketimiz nesillerini harcamakla meşhur bir memleket. Her gelen yeni nesli bir şekilde heder ediyor. 60’lar nesli, 70’ler nesli, 80’ler nesli, sağ-sol çatışması derken genç fidanların bir kısmını bir hiç uğruna kara toprağın bağrına verirken, bir kısmını hapishanelerde çürütürken kalanları da yaşadıklarının ağırlığı altında ezdi. Hepimizin etrafında vardır 1980 Darbesi öncesi sağ-sol meselesinin bedelini ödemiş büyüklerimiz. Çoğu ne yaşadıklarını da anlatmazlar. Daha sonra bir terör belası sarıldı ülkenin başına. Nice gençler yine bir hiç uğruna harcandı. Sonra kafamızı birinden kaldıramadan diğer sıkıntılara, sonradan oluşturulmuş sıkıntılara gözümüzü açtık. Başörtüsü, imam hatipli olmak yüzünden yüzlerce, binlerce genç beyni heder ettik. Mafyaya, uyuşturucuya, çetelere kaptırdığımız gençlerimiz…

Her dönem neslimizi harcayacak bir konu bulmuşuz. Daha önceki nesillerin acıları sarılmadan, adaletsizlikler giderilmeden, haklı-haksız ortaya çıkarılmadan diğer nesillerin mağduriyeti ortaya çıktı. Kavga etmekten, horoz dövüşlerinde taraf olmaktan meseleye akıllıca eğilip, mantık ve vicdan veçhesinde çözüm bulunmamasından bedellerini hâlâ ödüyoruz. Büyüklerimizin, “Durun, biz ne yapıyoruz? Gelecek nesillere ne bırakıyoruz? Gençlerimize nasıl bir ülke bırakıyoruz?” sorularını sormamaları yüzünden yeni nesiller bir önceki nesillerden alacaklıdır.

Gel gelelim günümüze… 1980 Darbesi sonrası yetişen nesil apolitik olarak yetişti. 1980 öncesi olayların acısını çeken büyüklerimiz yeni nesli yetiştirirken, “Aman evladım! Evden okuluna/işine, işinden/okulundan evine… Karışma bir şeye” diyerek yetiştirdiler. Nitekim çoğunlukla bu direktifler doğrultusunda, bu öğütler muvacehesinde büyüdü çocuklar. Ama heder edilmelerine, harcanmalarına bu tavır ve tutumları yetmedi. Yine hiç uğruna, ülkenin iyi yönetilmemesi yüzünden harcandı.

Eskiden siyasi veya dünya görüşü sebebiyle harcanırdı genç nesiller. Şimdi ise hayatını idame ettirmek için elde edeceği meslek yolunda ömrü harcanıyor. Eskiden 18-20 yaşlarında okuyanların ise 25-26 yaşlarında hayatlarını kurabilirdi. Şimdi bir gencin eline ekmeğini alıp bir evi idame ettirebilmesi için en azından 30 yaşına gelmesi gerekiyor. Kimsenin eline bakmadan, kimseye borçlu olmadan yaşayabilmesi için bir insanın ise artık ununu eleyip eleğini asma yaşına gelmesi gerekiyor. Zira 30’lu yaşlarında evlenirken bankaya, oraya, buraya yapılan borçları ödemek, üniversite okurken devletten aldığı kredilerin geri ödenmesi gibi borçlar bir ömür yeni nesillerle beraber.

Gençler bu ülkede çalıştığının, emeğinin karşılığını alma umudunu yitirdi. Her gün sosyal medyada farklı alanlarda, farklı şekillerde haklarını arayan gençler hastag (sosyal medyada öne çıkma, kamuoyu oluşturma) çalışması yapıyor. Dertlerinin milletin kamuoyunda yer alsın da yöneticilerin, yetkililerin, siyasilerin dikkatini çekmek için. Bir gün mezun olduktan sonra kaç sene geçmiş olmasına rağmen atanmayan öğretmenler, başka gün sınavlarda yüksek puan almasına rağmen mülakatla elenenler… Yaşadığımız sınav sistemi ve haksız, ehliyetsiz tercihler 1980 öncesinde gençleri harcayan buhranlı dönemlerden daha fazla nesilleri heder ediyor. Bu sistem yüzünden ülkemizdeki her evde mağdur var, acı her evde yaşanıyor.

Yeni nesil hayatını en alt düzeyde, refah seviyesi en az olsa da kurmaya çalışırken, ekonomik bağımsızlığını almak için çaba harcarken; bir takım iktidar, yetkili destekçisi, onaylayıcısı ilahiyatçıların ifsat konuşmaları ve çalışmalarıyla da manevi dünyaları zedelenmektedir. Yıllardır bu topraklarda sürdürülen “dinler arası diyalog, ılımlı İslam” çalışmaları bir üst levele/seviyeye atlayarak Allah’ın kesin haram kıldığı hususlarda diyaloga evrilmiştir. Hem de din bilgisine sahip olduğu iddia edilen “hoca” sıfatını taşıyanlar eliyle. Gençlerimiz ekonomik kuşatmayı atlatamazken bir de inanç değerleri açısından kuşatma altında, saldırısı altında kalmakta. Birçok gencimiz kendini tanımlarken artık “Müslüman” ifadesini kullanmıyor. Bu dönemdeki gençlerimiz de böyle böyle heder ediliyor, nesillerimiz harcanıyor. Ne uğruna? Bir hiç uğruna! Birilerinin koltuklarını korumak uğruna! Ey İmam-ı Azam neredesin?

Biz yine uyarımızı yapalım. 1980 öncesi olaylarda tek bir gencin burnunu kanatmamış ve milleti birbirine düşürme faaliyetlerine engel olmuş Milli Görüş’e dönülmeden bu meseleler çözülmeyecek. Milletin kendisi olan Milli Görüş’ten uzaklaştıkça yeni nesillere sahip çıkılamayacak. Her nesil kendi acısında yok olup gidecek. Bir sonraki nesil bir önceki neslin yapması gerekirken yapmadıklarının bedelini ödeyecek. Ülkede herkes mağdur olmaya devam edecek. Gençler insanca yaşama hayallerini başka ülkeler üzerine kurmaya başlayacak ve şimdi olduğu gibi yetişmiş beyinlerimiz, işin ehli insanlarımız ülkelerini bir bir terk edecek. Emeğinin, gençliğinin, çalışmasının karşılığını göremeyen, üstüne üstlük alın teri ile çalıştığının yerlerinin ehil olmayan, yandaşlara bırakıldığını gören gençlere, nesillere başka yol bırakılıyor mu? Büyüklere sesleniyoruz! Günlük menfaatler, küçük çıkarlar, ufak hesaplar yüzünden nesillerimizi heder etmeyin, gençlerimizi harcamayın. Gelin Milli Görüş’e dönün, aslınıza dönün, gençliğimize sahip çıkın! Gençliğimize sahip çıkalım. Nasıl ki Milli Görüş 1980 öncesi gençlerimizi korumuşsa, yine korur. İş işten geçmeden, son dönemece gelmeden Milli Görüş’e gelin!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder

# Allah

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?