“İşçisin sen işçi kal!”

“Tüm Yollar Trabzonspor’a Çıkar” başlıklı yazımızın sonunda “lig bitmiştir dağılın” dedikten sonra Süper Lig ya da diğer lig maçlarını ve sporda oluşacak gündemle ilgili konuları uzun uzadıya yazmayacağım. Şöyle bir cila yapıp daha çok futbol ve spor kültüründen söz edeceğim. Çünkü spor ve özellikle futbolumuz giderek yozlaşırken, iş insanlarının ve ekonomik şartları fırsata çeviren siyasi erkin oyuncakları arasına giriyor. Konunun asıl muhatapları, ağır işçileri, asıl aktörleri ya takımın menfaati ya da ezilmişliğin acısını yeteneği ile şöhret basamakları hızlı çıkıp ona verilen bohem hayatın içinde kaybolup giderken bu yozlaşmayı göremeyip, güce teslim olduklarının farkında değillerdir. Belki de her şeyin farkındalar ve her şeyi biliyorlardır. O zaman onlara bir not bırakalım; kullanıldığını hatırlamış öfkeli halkın önünde kimse duramaz.

Namağlup lider ve şampiyonluk kupasını bir kulpundan tutan Trabzonspor bu unvanını Antalya’da bıraktı. Kaza adeta geliyorum dedi. Haftalardır iyi bir oyun görüntüsü vermeyen bordo-mavililer ilk uyarısını aldı. Teknik Direktör Abdullah Avcı basın toplantısında bir iş kazası dedi. Fakat yüzü ve mimiklerinde bir panik havası vardı. NWakaeme’nin sakatlığı şampiyonluk için önemli işarettir. Sayın Avcı’nın bu mimik ve mizaçtan sıyrılıp, NWakaeme’nin yerini doğru isimle doldurması gerekir. Bir de fırtına adına yakışır şekilde oynamalıdır. 3 büyükleri bilmem ama Konya ve Hatay’ın hırslı teknik adamları Trabzonspor’a gönül verenleri “Başakşehir sendromu” yaşatabilir. Bu mağlubiyet bir uyarı olsun.

TFF, MHK ve VAR, Galatasaray’ın Avrupa’daki maçlarına odaklanmasından faydalanıp, takımı Süper Lig’de mintiminti, “ince ince Yasemin’ce” doğruyorlar. Hem orta hakem hem de Sivasspor fairplay rezaletine ortak ve örnek oluyor. Galatasaray’a da bir uyarı gönderelim. Avrupa aşkı, Süper Lig’i unutturmasın. Böyle devam ederse, Galatasaray küme düşmemek için mücadele verir. Zaten TFF’nin istediği bir gözdü. Yani Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olursunuz!

Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi grup maçlarındaki rakiplerinin üstün performansları karşısında çaresiz kalınca büyülü havası bozuldu. Sergen Yalçın ile yolları ayırdı. U19 hocası ile farklı galip geldi ve şimdilik devam kararı aldı. Başkan Ahmet Çebi Portekizli hoca ile devrim yapacaklarından bahsetti.

Fenerbahçe ayağına gelen şansı yine tepti. Bu durum Fenerbahçe’de alışkanlık yaptı. Oysa ezeli rakibi derbi öncesi Sergen hoca ile vedalaştı. Pereira’nın anlık başarılı sonuçları Başkan Ali Koç ve yönetimi ikilemde bıraktı. Prestij maçında takımı Frankfurt karşısına tam kadro çıkaran Pereira, Gaziantep deplasmanında Muhammed’i kurtarıcı diye oyuna dâhil etti. Öyle sanıyorum ki F. Bahçe yönetimi Beşiktaş derbi maçı kazanılsa bile Pereira ile yolları ayırabilir.

Bu kadar hafta sonu geyiği yeter. Biz dönelim spor ve futbol kültür işlerine…

Rahmetli Cem Karaca söylerdi. Hem de o davudi sesiyle iyi söylerdi. Şarkı bir tamirci çırağının sosyetik güzel bir kızın son model arabasını tamirhaneye getirmesiyle başlayan platonik aşkını anlatıyor. Şarkı aslında sonundaki nakaratta elleri daha nasırlı, yüreği yufka, yıllarını yaşadığı tecrübelerle yoğurmuş ustasının çırağına nasihati ile bir anlam kazanıyor.

“İşçisin sen işçi kal giy dedi tulumlarııı…

İşçisinnn sen işçi kallll… İşçisinnn sen işçi kallll…”

Bu şarkı kısa sürede meydanları dolduran, gecekondu semtlerinde, varoşlarda yaşayan hakkı yenen ve ezilen işçilerin sloganı haline geldi.

Bu işçiler gecekondu dediğimiz kendi tapuları olan semtlerde yaşarlardı. Dürüst, ahlâklı ve sakin insanlardı. Zaten bu özelliği onları uysal, çalışkan ve hem üretici hem de tüketici haline getirmiş, zengin ve işveren sınıfını daha zengin etmiştir. Hafta sonları piknik, spor (futbol) ve sanat onların vazgeçilmez hobileridir.

Stadyumlar aslında şehirlerin küçük ölçekli halidir. Kale arkası, kapalı, Şeref Tribünü ve yanındaki protokol ve loca bölümleri sınıfsal olarak ayrılan yerlerdir. En eğlenceli taraftar yine gecekondu semtinden gelen taraftarlardır. Kapalı tüm stadı bir şef gibi idare eder. Amigolar ve tayfası o bölümdedir. Çünkü tüm stadı görür. Bir tek Şeref Tribünü’ne söz geçiremez. Zaten o tribünün diğer adı “Sosyete”dir. İnsanlar sevdiği futbolcu ile iletişim kurmak, ona destek vermek ve yakın olmak için tribünü ona göre de seçerler. Örneğin; kaleciyi seviyorsan kale arkasında oturmak istersin.

Tüm bunları niye anlattık? Sivas’ta bir fairplay rezaleti yaşandı. Aslında Sivassporlu oyuncu beklemiş olsa, ya da topu filelere değil de bilerek auta yollamış olsa büyük ödül onundu. Muslera herkes tarafından sevilen bir kalecidir. Başka bir isim de olabilir.

Biz çocukken mahalle maçlarında böyle pozisyonlarda kalecinin yerden kalkmasını beklerdik. Ya da tartışmalı pozisyonlarda ben penaltıyı ve serbest vuruşu direkt auta atardım. Sosyal medyada paylaşılan fotoğraf aslında Türk futbolunun bulunduğu yerin bir özetidir. Bu VAR doğrama işleri ve fairplay rezaleti yaşandığı sırada TFF Başkanı Nihat Özdemir, arkadaşı Golf Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören ile Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Nebati’nin İş İnsanları Toplantısı’nda ellerini ovuşturuyordu. Bilmem anlatabildim mi?

Yine Cem Karaca’dan bir şarkıyla bitirelim.

“Bu şarkı kimilerine çok geç artık.

Bu şarkı kirlenmiş bir çığlık.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?