Ne noel ne yılbaşı… yaşasın kapitalizm!

2021’in son günlerini geçiriyoruz. Her sene olduğu gibi yılbaşı hazırlıkları sardı dört bin yanı. Ve yine her sene olduğu gibi birbirimizi uyarma sorumluluğu hissediyoruz. Ancak bu yazı “Müslüman Noel kutlamaz” demekten ziyade farklı bir amaç taşıyor. Zaten Müslüman Noel kutlamaz diyenlerin azımsanamayacak kadar büyük bir kısmı artık yılbaşı kutluyorlar! Biz bu yazımızda inançların nasıl da tüketildiğinden söz edeceğiz…

Burada Noel ile ilgili bir yanlış bilgiyi de düzelterek başlamalıyız. Noel deyince miladi olarak yeni bir yılın başlamasını algılıyoruz. Hâlbuki batı kiliselerinde Noel 25 Aralık, doğu kiliselerinde ise 5 Ocak gibi bir tarihe denk geliyor. Bu günleri de Noel ayini ile geçiriyorlar.

Tüm dünyada kutlanan 1 Ocak tarihi ise Noel kutlamaları… Bizdeki ismi ile yılbaşı gecesi… Şimdi bizim bazı Müslümanlar burada diyorlar ki bizim kutladığımız Noel değil, yılbaşı… Yeni bir yıla yeni umutlar, yeni heyecanlarla girmek istiyoruz. Bir gece de olsa mutlu olmak istiyoruz. Yılbaşı denince yapılan eylemi yumuşattığımızı sansak da bunun İslam inancı ile ters düştüğünü kabul etmeli ve vicdanlarımızı rahatlatmaktan vazgeçmeliyiz.

Eğer bir yıl dönümü kabul edeceksek bu hicri yılbaşı olmalıdır. Yeni planlarımızı, programlarımızı hicri takvime göre planlamalıyız. Müslüman’ın bir gününün diğer günüyle eşit olmaması gerektiği ilkesi ile hareket edersek zaten bizim yeni başlangıçlar için bazı tarihlere ihtiyacımız da olmaz. Biz inancımız gereği her daim planlı programlı olmalı ve daha iyi bir dünya için çalışmalıyız.

Şimdi gelelim yazımızın konusu olan inançların tüketimine…

Küreselleşen bir dünyada yaşıyoruz. Böyle bir dünyada gitmediğiniz, yaşamadığınız yerler hakkında az çok bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Sosyal medyada takip ettiğim birkaç yurt dışı hesabı Noel konusuna bakış açımı değiştirdi. Meğer sadece Müslümanların inançları değil Hıristiyanların inançları da sömürülüyormuş. Onların inançları da kapitalizmin ağzını sulandırıyormuş ve tüketimin nesnesi haline geliyormuş.

Bu kanıya nereden vardık?

İngiltere, Amerika gibi yerlerde yaşayan bazı sosyal medya kullanıcılarının ta Eylül-Ekim ayı alışverişlerinde Noel hazırlıklarının başladığını gördüm. Noel ile ilgili birbirinden renkli, birbirinden ışıltılı süslemeler, hediyeler… Noel babalar, geyikler, kırmızı-yeşil renklerle donatılmış eşyalar… Kırtasiye eşyalarından tutun da mutfak eşyalarına kadar tüm alışveriş kategorilerinde konseptler Noel teması üzerine kurulmuş… Bu hazırlıkları görünce tüm dünyaya pazarlanan bugünün hazırlıkları ülkemizde bayağı geç başlıyormuş dedim.

Noel tüm dünyaya pazarlanıyor çünkü birileri herkes birbirine benzesin istiyor. Zira herkesin birbirine benzediği bir dünyada insanları yönlendirmek çok daha kolay. Önemli olan biz bu oyunun parçası olacak mıyız? Yoksa oyunu bozacak mıyız?

Bu arada içten içe sormadan da edemedim; acaba bankaların Türkiye’de Ramazan-Kurban bayramlarında kredi vermeleri gibi Avrupa ülkelerinde de Noel kredisi veriyorlar mıdır? Sonuçta kapitalizm için hangi dinden hangi inançtan olduğunun önemi yok. Ha Hıristiyan’ı sömürmüş ha Müslüman’ı!

Sorun şu ki bizim Müslümanlar iki defa sömürülüyor. Kendi inançlarımızı kapitalizme kurban etmemiz yetmiyor gibi bir de her sene yılbaşı hazırlıklarında kapitalizmin oyuncağı oluyoruz. Yılbaşı hazırlıklarını takip ediyor, onlar gibi evlerimizi süslüyor, yılbaşı çekilişlerine katılıyor, yeni yıl dilekleri ile kendimizi kandırıyoruz… Belki de bir ramazan gecesinde duymadığımız heyecanı, bir bayramda yapmadığımız hazırlığı yılbaşı için yapıyoruz. Ne acı!

Amma da abartın diyeceksiniz belki. Bu kadar ekonomik sorunun içinde kimin bunlara heyecanı kalır demek isterdim ben de. Diyemiyorum maalesef. En azından bu yıl bunca derdin arasında insanların buna vakti olmayacağını düşünmek istedim, tesettürlü bir ailenin evinde yılbaşı ağacı görene dek. Bir örneği tüm inananlara mal etmemeliyiz ancak nereye gittiğimizi de görmeliyiz. Şiddetli bir rüzgârda savruluyoruz. Bu fırtınada ayakta kalabilmek için köklerimizi sağlamlaştırmaya ihtiyacımız var…

Diyeceğim o ki köklerimize kendi ellerimizle zarar vermeyelim… Köklerimizi nasıl sağlamlaştırabiliriz bunun derdi ile dertlenelim…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selime Sümeyye Abatay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?