Eski dostlar birer birer bu dünyayı terk ediyor

Mustafa Yazgan Ağabey’in hemen ardından Yılmaz Yalçıner kardeşimin vefat haberi geldi. Mustafa Ağabey ile ilişkilerimizin geçmişine çıktığım yolculuktan daha tam olarak dönememişken, Yılmaz’ın vefat haberi ile sarsıldığımı belirtmek isterim. Sevgili Yılmaz ile son yıllarda bir araya gelememiş, birkaç kez telefonla görüşmüş, birkaç da mesajını almıştım. Son yıllardaki ilişkimiz bundan ibaret olsa da 50 yılı aşkın bir tanışıklık, zaman zaman yollarımız ayrılsa da çeşitli kereler bazen yayıncılıkta, bazen gazetecilikte yollarımız birleşmiş, yan yana yürümüştük. Benden yaşça küçüktü ama dava yürüyüşünde benden eski idi.

Hemen belirteyim ki aykırı görünümüne rağmen birlikte geçen yıllar içinde kendisinden incinmedim. Bunu söylerken elbette ters düştüğümüz zamanlar ve olaylar yaşamadık değil. Ancak, dostluğumuzu yitirmedik.  Özellikle de 12 Eylül 1980 darbesinin arkasından yaşanan uçak kaçırma olayının ardından 10 yılı aşkın o hapiste biz dışarıda ama fikri bakımdan hapis hayatımızı birlikte sürdürdük. Onun cezaevinde olduğu zaman dilimi içinde bizim de askeri mahkemedeki yargılanmadan aldığımız bir ceza sebebiyle kısa süreli de olsa bir cezaevi hayatımız oldu. Bu zaman içinde zaman zaman mektuplar gönderdim,  cevabını aldım.

Onu ilk yakından tanımam pek hoş olmayan bir şekilde olsa da, sonradan öğrendiğim farklılığı ile uyumlu bir isyanına şahit olmamıştım. Sanıyorum 1960’lı yılların sonlarıydı. MHP Ankara İl Başkanlığının yemekli bir toplantısı vardı. O günler ismi çok geçen bir otelde idi. Milliyetçiliği ile tanınan tüm ilim adamları, siyasiler o toplantıdaydı. Bir ara salonun girişinde bir hareketlenme ve ses yükselmesi oldu. Bir genç bir başka gencin kolunda salonun kapısında,  ‘İşçi, köylü diyorsunuz, ama toplantınızda hindi eti yiyorsunuz’ diye bağırıyordu. Halbuki oraya eşim de ben de ne yiyeceğimizi düşünerek gitmiş değildik. Sadece bir davete aylığımızın yarısını vererek icabet etmiştik.

 Olaydan sonra o gencin Yılmaz Yalçıner olduğunu öğrendim ve ilişkilerimiz başladı. Zaman zaman onların evinde, zaman zaman da çalıştığımız gazetelerde bir araya geldik. Bu buluşmalar, bir süre sonra bizi Ankara Rüzgarlı Sokak’ta aynı patronun iki gazetesinde bir araya getirdi. Bu buluşmada rahmetli Hasan Karakaya da bizimle idi. Sanıyorum yıl 1974 idi. Çok geçmeden bir vesile ile ziyarete gittiğim Milli Gazete’den aldığım iş teklifi ile Ankara Bürosunda işe başladım. Çok geçmedi Rahmetli Hasan Karakaya da gazetemizin İstanbul merkezinde işe başladı. Ancak ilişkilerimiz devam etti. Bu arada zaman geçtikçe bizde siyasi ve ideolojik değişim başlamış, Milli Görüş çizgisinde yolumuza devam etmeye başlamıştık.

Bu zaman içinde Yılmaz Kardeşim dergiler çıkardı ve sonraki yıllarda İstanbul’a itti. İstanbul’a gitmeden bir akşam Yılmazların Küçükesattaki evlerinde dört kişi bir araya gelmiş sohbet ederken bir yayınevi kurma fikri ortaya çıktı. Sonuç olarak Yılmaz ile rahmetli Şenol ve birlikte Dağarcık Yayınevini kurduk. Yayınevinin ilk üç kitabı Yılmaz’ın Yokuşlarda Susamak, Komando Sorunu ve Girdisi Çıktısıyla Buhran kitapları oldu. Ardından Mustafa Yazgan Ağabeyin Fetihname isimli konferansını kitap olarak bastık. Bu arada Alpaslan Yasa (Yesevizade)’nin Sosyal Demokrasi kitabını bastık. Bastığımız her kitap ciddi satışlar yapmasına rağmen para kazanamadık, dükkan kirasını cepten ödemek durumunda kaldık. Çünkü düşünce adamı ve ideal sahibi olmak ile ticaret farklı şeylerdi.

1993’te Mustafa Karahasanoğlu kardeşimizin evinde yaptığımız bir toplantıda yeni bir gazete çıkartılması kararlaştırıldı ve toplantıya katılan hepimiz Vakit Gazetesinde birleştik. Vakit daha sonraları Akit olarak yayın hayatını sürdürdü. O toplantıda bulunan Vakit’in yayınında görev alan kardeşlerimizden Yalçın Turgut Balaban, Hasan Karakaya ve Atilla Özdür gibi kardeşlerimiz Hakk’ın rahmetine kavuştular. Bizler de sıramızı bekliyoruz. Şimdi aramızda olmayan, geçmişte birlikte yürüdüğümüz kardeşlerime Allah’tan rahmet, hepimizi cennetinde buluşturmasını diliyorum. Eski dostlar azaldıkça bu dünyada garip kaldığımızı hissediyorum. Tekrar Sevgili Yılmaz kardeşime Allah’tan rahmet, aile efradına ve sevenlerine sabır diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?