Niyet ettik sosyal medyanın rızası için (!)

İletişim teknolojilerinin gelişmesi ve internetin tabanda da hızlı yayılmasıyla sosyal ağlar (iletişimciler sosyal medya kavramını çok sevmez) hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Öyle ki, sabah kalkar kalkmaz ilk yaptığımız iş sosyal medyadaki hesaplarımızı kontrol etmek oldu. Kapı komşumuzun adını bilmeyiz, nereli olduğunu bilmeyiz, neye ihtiyacı var bilmeyiz; ama sanal âlemdeki bilmem ne memleketindeki kişinin tüm mahrem alanları da dahil olmak her bir şeyini bilir durumdayız. Hadi komşularımızı bilmemeyi geçelim, çoğu kişi kendi çocuğunun ilgi alanlarını, kabiliyetlerini, acılarını, duygularını, düşüncelerini bilmez ama bilmem hangi memleketteki belki de hayatta hiç yüz yüze gelemeyeceği kişilerin bütün zevklerinden haberdar.

Sosyal medya o hale geldi ki; sadece halk kitlelerinin değil, devlet gibi resmi kurum ve kuruluşlarının da artık açıklamalarını yaptığı yer haline geldi. Önceden kurumlardan beklediğimiz haberlerin takibini artık sosyal medya hesapları üzerinden yapıyoruz. Eskiler haber almak için “ajans saatini” beklerken bizler sosyal medya bildirim seslerini bekliyoruz. Çok değil, bir yirmi-yirmi beş sene önce televizyonun tartışma programlarında seyrettiğimiz siyasi polemikleri artık nerdeyse dakika başı bu mecralarda yaşıyoruz, ve bu tartışmalara geniş kitleler müdahil olabiliyor. Artık siyasal iletişimde de etkili bir çalışma alanını oluşturuyor sosyal ağlar. Siyasi partiler seçim çalışmalarını, propagandalarını, seçmen/hedef kitlesine ulaştırmak istedikleri mesajları için muhakkak sosyal mecraları kullanmak zorunda ve sosyal medya diline hakim olmak zorundalar.

Sosyal ağlar toplumda kendi dilini ve kendi davranış biçimlerini de kurdu. İnsanlar “paylaş” butonunu kullanabiliyor olmakla bütün yetkinin kendinde olduğu zehabıyla bir düşünce taşıyor. Ama gel gör ki, sosyal ağlar tasarımları gereği insanların düşüncelerini, davranışlarını, duygularını şekillendiriyor. Sosyal ağlar insanların şekillendirdiklerini düşündükleri ama en çok şekillendikleri alan oldu. Tüketim alışkanlıklarına yeni hareketler geldi, marka kullanımını artırdı, herkese “ünlü olma(!)” ve “beğenilme” duygusunu tattırdı. Herkes kendi çapında popüler artık.

Bir de sosyal ağlar yeni para kazanma alanları açtı. Bunların başında “troll” denilen kesim geldi. Paylaşımlarıyla toplumda kargaşayı artırmak, insanlara kin ve nefret aşılamak, bazı kesimi şeytanlaştırarak çeşitli iftiralar atmak gibi işleri yapan belli merkezler tarafından yönlendirilen. İşin kötüsü, bu troll ağzı sokaktaki köşe başlarında oturmaktan başka iş yapmayanlardan üniversitedeki profesörlere kadar tesit etti.

Özetle sosyal medya, toplumların nefes aldığı, verdiği her şeyi etkiledi. Ülkemiz gibi hukukun ve adaletin olmadığı, geciktiği yerlerde sosyal ağlar “hak” arama alanı olarak görüldü. Hakkı olanı elde edemeyenler buralarda “TT (trend topic; yani anlık gündeme gelme, popüler olma) yoluyla hakkını aramaya, derdine çare aramaya çalışır durumda. Atanamayan öğretmenlerden başlayarak yandaş medyada yer bulamayan EYT’liler, KHK’lılar, öğrenim kredisi borcu olanlar, kadro açılmayan meslekler, çocuğunu kaybedenler, hastalıklarına çare bulamayanlar… Herkes bu mecrada tutunacak bir dal bulma; sorunları, meseleleri çözmek zorunda olan yetkililerin dikkatini çekme; halk nezdinde kamuoyu oluşturarak dertlerini gündeme getirme çabasına düştü.

Çoğunlukla bu çabalar bireylerin sorunlarının çözümüne katkı sağladı. Siyasi iktidar da hareketlerini, sosyal ağlardaki hesapları tatmin etmek yönünde kullanıyor. Kendi bot hesaplarıyla gündem değiştirmenin ötesinde. Sosyal medyada gündeme gelen bireysel sıkıntıları çözerek, bir de “biz milletimizle” ilgileniyoruz fotoğrafı veriyorlar.

En son örneği İç Anadolu’da bir şehrimizde ezkaza bir muhabirin kamerasına takılan gündüz gözü ile çöp kutusundan bir şeyler arayan teyze haberi sosyal medyada “tt” oldu. Sosyal medyada çok paylaşımına dayanamayan o ilin iktidar partisi yetkilileri, hemen gidip aileye yardım götürdü. Ve ardından sosyal medyada boy boy yardım ederken fotoğraflarını yayınladılar. Sanki ülkeyi on dokuz yıldır onlar yönetmiyormuş gibi, ülkedeki ekonomik krizin sebebi kendileri değilmiş gibi, vatandaşını pazardan artakalanlara mahkûm onlar etmemiş gibi, torun sevme yaşındaki emeklilerini geçim derdine düşürmemişler gibi, hastalarını sosyal medyada dilendirmemişler gibi…

Sosyal medyada oluşturulan “Şuna yardım edildi, şu gence iş bulundu” haberleri de insanları sanki sistem düzelmiş rehavetine sevk edip sorumluluklarından kurtarıyor. Dünyanın bir ucundaki açlık önlensin için paylaşım yapanlarımız kapısının bitişiğinde gerçekleşen açlıktan habersiz. İktidar yetkilileri sanki ülkede yönetimde başkaları varmış gibi ülkenin tümünden değil de sosyal medyada yer alanlardan sorumluymuş gibi davranıyor. Medya mensupları da yardım çalışmalarını öne çıkararak halkın emeğinin üstünü örtüyor, hakkını talep etmesinin önüne engel oluyor.

Sosyal medyaya düşen muhtaçların görüntüsü ülkede yaşanan yoksulluğun, muhtaçlığın çok çok küçük bir parçası. Ya sosyal medyaya düşmeyen binlerce muhtacın derdini kim çözecek? İhtiyacı olduğu halde bunu dile getiremeyenlerin derdini kim çözecek? Çalıştığı halde çalıştığının karşılığını alamayanların?

Sosyal medyanın oluşturduğu sanal çözümler milletimizin gerçek dertlerini çözmeye yetmiyor. Bozulmuş adalet sistemini tesis etmeye yetmiyor. Bir kişinin derdine merhem olmak, açıkta kalan diğer insanımızın acısını dindirmiyor.

***

Kendimize de soralım: Sahi, kimin rızasını gözeterek iş yapıyoruz? Allah’ın rızasını mı? Yoksa sosyal medyanın mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder

# Allah

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?