Reklamı Kapat

Yerli İslâmî Millî Tesettür

UZUN yıllardan beri başörtüsü kavgası devam ediyor. Dindar Müslüman kızlar başlarını Avrupaî bir eşarpla örttükleri için üniversiteye alınmıyor. İlahiyat fakültelerine, İmam-Hatip okullarına bile başı örtülü kız öğrenci sokulmuyor. Kamusal alan diye bir şey çıkarttılar. Geçenlerde bir hemşire, kan vererek hayır yapmak için hastaneye gelen çarşaflı bir İslâm hanımını kovdu.

Bizdeki bu başörtüsü düşmanlığı Katoliklerin engizisyon terörüne benziyor. Hiçbir medenî ülkede Türkiye deki gibi tesettür düşmanlığı yoktur.

Fransa da, resmî liselerde başörtüsü yasağı bizdeki baskıların yanında pek hafif kalır. Orada bütün üniversitelerde, bütün Katolik liselerinde, bütün özel liselerde başörtüsü serbesttir.

Peki, Türkiye nin on milyonlarca dindar Müslümanı, bu insan hakları ihlâli karşısında ne yapıyor

Pek cılız feryatlar kopartılıyor... Protestolar, bildiriler, açık havada veya kapalı salonlarda yapılan toplantılar.

Bunlar kesinlikle yeterli değildir.

Başörtüsünün, dinî boyutu yanında bir de kültürel, estetik, medeniyet boyutu vardır. Müslüman Türkiyeliler bu konuda, üzerlerine düşen hizmet ve vazifelerini hakkıyla yerine getiremiyor.

Feryat etmekle, bağırıp çağırmakla, ağlamak ve inlemekle bu kriz çözülmez ki...

Tesettürün şer î tarafını tartışmak, bu konuda ileri geri konuşmak benim haddim değildir. Lakin tesettürün kültürle ve sanatla ilgili tarafı vardır, o konuda yıllardan beri yazıyorum, yapıcı tenkitler yapıyorum.

Müslüman yüksek tabaka bugünkü tesettür kıyafeti ile bu savaşı kazanamaz.

Yüksek, okumuş, temsilci Müslümanların tesettür kıyafetleri dine ve şer î ölçülere uygun değildir. Bunu anlamak ve söylemek için fakih olmak gerekmez.

Ne yapıyor bizim okumuş kadın ve kızlarımızın büyük kısmı

Avrupa entarisi, Avrupa mantosu veya pardösüsü, Avrupa pantolonu, Avrupa tüniği... Başına da genellikle rengârenk (gökkuşağı gibi) bir Avrupa eşarbı sarıyor ve bu kıyafet İslâmî tesettür oluyor... Olmaz, olmaz, olmaz!..

Milyonlarca dolarlık kârlar elde eden birtakım firmalar tesettür defilesi yapıyorlar. Mankenler kiralanıyor... Bunlar, mevsiminde bilmem ne trikonun bikini mayolarını da teşhir eden vatandaşlardır... Bunlara yüzde yüz Avrupaî kıyafetler ve başörtüleri giydiriliyor... Kulakları sağır edici bir müziğin eşliğinde podyumlarda rap rap rap tak tak tak yürüyorlar.

Bu memleket iki büyük cihan imparatorluğunun beşiği olmuştur. Osmanlı sadece bir devlet değildi, aynı zamanda bir medeniyetti. Süleymaniye, Sultanahmet camileri Batı katedrallerine benziyor mu Hiç benzemiyor.

Bugünkü İslâm kadınlarının, asırlarca önceki kıyafetlere bürünmelerini istemiyorum. İslâm ı doğrudan doğruya temsil etmeyen fakir ve ortahalli halk kadınlarının da kaliteli giyinmesi gerektiğini söylemiyorum. Sözlerim, tenkitlerim zengin, okumuş, seçkin, imkânlı ve temsilci Müslümanlaradır.

Geçenlerde el-Cezire internet sitesinde Endonezyalı bir modacının tesettür kıyafetlerini gördüm. Bunlar yüzde yüz yerli ve millî idi. Batı dünyasını taklid etmemişlerdi. Teşhir ettikleri kıyafet dinî ve şer î ölçülere yüzde yüz uygun muydu Elbette değildi ama hiç olmazsa haysiyetli idi, sanatlı idi.

İstanbul un kenar mahallesinde veya küçük bir taşra şehrinde mütevâzı bir hanım şöyle giyinmiş, başını böyle örtmüş, konumuz bu değildir. Muhataplarım okumuş, zengin, yüksek tabaka, temsilci, iddialı İslâm hanımlarıdır.

Başını saçlarının bir telini bile göstermeyecek şekilde kapatsa bile, Avrupaî kıyafetle, Avrupaî başörtüsü ile kaliteli, sanatlı, iyi bir tesettür olmaz.

İngiltere kraliçesi de, serin ve rüzgârlı havalarda at yarışlarını seyr etmeye gittiğinde başına ipek bir eşarp örtüyor...

Türkiyeli seçkin ve temsilci Müslüman hanım ve kızlar, mutlaka yerli ve millî bir tesettüre girmelidir.

Bizim sanatımızı, medeniyetimizi gösteren kumaşlar.

Bizim çizgilerimiz... Bizim renklerimiz... Bizim üslûbumuz...

Son elli yıl içinde bir ordu kadar doktor, mühendis, hukukçu yetiştirdik. Lakin beş-on büyük modacı yetiştiremedik.

İslâm düşmanları başörtüsünü İslâm ın simgesi olarak görüyor. Madem ki, öyle görüyor, o gözle bakıyorlar, bizim bu konuda son derece sanatlı, zevkli, vasıflı, başarılı olmamız gerekmez mi

Vakko müessesesi Musevî patronların malıdır. Onlar sanatlı ve kaliteli giyim konusunda takdire şayan işler yapıyorlar. Bizim de o ayarda tekstil, giyim kuşam, eşarp üretmemiz gerekmez mi

Zengin hanımlarımız, dindar politikacılarımızın eşleri ve kızları Avrupa ya gidiyor, çuvalla elbise ve eşarp alıyor. Bunların hepsi de bize yabancı kıyafetlerdir.

Niçin biz de Hindistanlılar, Japonlar gibi millî kıyafet üretmiyoruz

Niçin bizim kendi millî ve yerli modamız yok

Bazıları bana ucuz bir tenkit yöneltecektir. Efendim, tesettürde göze batmak ve erkeklerin dikkatlerini çekmek yoktur...

Bırakın bu lâfları... Bugünkü nice tesettürlü hanım ve kız, rengârenk elbiseleri ve başörtüleriyle, erkeklerin dikkatini, açık kadınlardan daha fazla çekiyor.

Benim demek istediğim bir bakıma şudur: Madem ki, hakkıyla, şer î ölçülere ve sınırlara dikkat ederek gerçek şer î tesettüre giremiyorsunuz, bari sergilediğiniz sosyal ve kültürel tesettürünüz daha sanatlı, daha kaliteli, daha yüksek olsun.

Kökten bir İslâmî-millî tesettür çığırı başlatamasak bile, hiç olmazsa başörtülerimizi yerlileştirmeliyiz. Bavul ticaretiyle Hint ten veya Çin den gelmiş el dokuması ipekli beyaz bir kumaşı evde çay suyu ile boyasak, ortaya nefis bir örtü çıkacaktır. Alaca bulaca saçma sapan eşarpları takmaktan utanmıyoruz da bunları takmaktan mı utanacağız.

Çok doğru, çok isabetli, çok haklı da olsa tenkitlerden hoşlanılmaz. Elbette herkesi suçlamıyorum ama birtakım rüküşlerin, o saçma sapan kıyafetleri ile övünüp kıvanç duymaları çok üzücü, çok utandırıcı bir haldir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmed Şevket Eygi



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?