Şiir, yaşanan zaman ve mekâna yazılmış iyi niyet mektubudur

Şairleri anlaması bir insanın kendini anlamasının bir yolu. İnsanın zihni ve kalbi kendi içine, yüzü ve gözleri kendi dışına, yani başkasına ayarlıdır. Şiire ilk başladığım zamanlar niçin şiir yazdığımın farkında bile değildim. Çok sonraları anladım neden şiir yazdığımı. Bir başkasında kendimi gördüğümde şiirimin esbab-ı mücibesini de sökmüştüm. Diğer yandan bunu bir süre sonra kendimden de anlamaya başlamıştım. Çünkü herkes gibi ben de üzerimden üç-beş sene geçince başka bir kişi haline gelmiş ve kendime oradan bakma imkânı yakalamıştım. Yazan kişiyi en iyi anlayan yine yazan bir başka kişidir. Ne de olsa bir süre sonra mevcudiyetiniz yazılı bir metne dönüşüyor. Her şiir, zamana ve mekâna yazılmış iyi niyet mektubudur. Şiir kitaplarını -hele bir de ilk kitapsa- acaba nereye yerleştirebiliriz? Her şiir kitabı şairi için biraz da “kim ne derse desin, ben buyum!” demenin bir başka biçimde ifadesi olsa gerektir.

Elimde bir “kilit taşı” var, taşların içinde en muhkem taş. Sadece kendi varlığını değil, yanında yöresindeki, sağında solundaki taşların da güvenliğini sağlayan bir taştır o. En çok neye benzetilebilir kilit taşı? Siz deyin şiire, ben diyeyim insanın anlam arayışına. Elimdeki “kilit taşı”nı ait olduğu yere -yani kalbin karar kılma noktasına yerleştiriyorum. Onu bir şiire dönüştüren Fatma Nur Torun ne der bilmem, ama her şiir bakış, duyuş, görüş ve de hissediş sathına dizilmiş kilit taşlarından başka bir şey değildir. Taşların dili olsa ancak böyle konuşurdu: “mahir değilim/ gün yaprağa dokunur ve unuturum/ adsız iç çekişlerini şehrin/ kürüye kürüye beyazlar mı düşler çocuğum/ şeffaf taslarda yıkasalar kalbimi/ ayaklarım bilir mi göğün başladığı yeri.” “Kilit Taşı” şiirlerinde öyle ilk kitap mahcubiyeti falan yok. “Ne çok kuyusu var düşmenin” diyor mesela. Şiir, kabul olmuş dua ferahlığında akıyor: “Rabbim, dalında diri kalan yaprak olayım.” Çilenin nazik dilini bilen bir eda var şairin dilinde: “bir yol dikeni çok kanatır ellerimi.” Şu dizeler de “ben buradan ileriye geçemem, yanarım” dedirtecek cinsten: “yırtık bir nehir akıyor/delik taslarda insan yüzleri.” Tam 30 kilit taşı var kitapta, yani kalbin sathına dizilen otuz şiirin dizeleri. Ben arka odada ninnilerin öldüğü bu şiirden daha ileriye gidemiyorum. Sonraki kilit taşlarına zeval gelmesin diye yolculuğu yarım bırakıyorum. İsteyen “Yarım Kalan”dan devam edebilir. (Kilit Taşı-Fatma Nur Torun-Şule Yayınları)

Yahya Kemal şiirinin rüzgârıyla zil, şal ve gül kelimelerinden geçerek İspanya’nın Endülüs bölgesi şehirlerinden Almeria’ya uzanıyorum. Genç bir şairden duydum ki, bu şehrin ipekleri pek bir göz alıcıymış. Bu kadarla da kalsa, rahatlıkla şiir geçiren ipeklermiş bunlar. Gözümle görmesem de kalbimle dokundum bir ipeğin gözlerinin bahçesi olan yüzüne. Genç şair Betül Aksakal aynı adlı bir şiirinde söylemişti: “Üşütüyor şairi, Almira ipekleri/ Geceye çalan gömlek, sırmalar ve pazartesi” Bu şiirde Endülüs’te raks havası sezdim: “Kaç seyyah adını not ediyor/ Onunla cennet bahçeleri/ Eğlentiler, yaz nağmeleri/Al-me-ri-a”

Ritmi içimde tutarak Endülüs sokaklarında başıboş dolaşıyorum, ağzımda şarkı tadı. Biliyorum ki az ileride “Almeria Eğlentisi” var. Bir sesin ikindisine ulaşmak için önce oraya uğramalıyım. Betül Aksakal şiiriyle refakat ediyor: “Hiçbir şey kalmamış/ Her şey burada, Almeria’da/ Tek bir dokusuna kadar yazılmış/Gömleğe, ipeklere.” Ne yalan söyleyeyim ben “Mezarlıkta Akşam Konuşmaları”nı da pek sevdim. Sonra rahmetli Asım Gültekin’e ithaf edilen ve “Bir kekliğin yarası bir dervişe dert olur” dizesiyle başlayan, sonrasında kederli bir Orta Anadolu türküsünü en derinlere söylüyormuş gibi sürüp giden “Derviş Düğümü” şiirini de söylemeden geçmeyeyim. “Almeria İpekleri” 23 yaşında genç bir şair için oldukça sağlam bir kitap. Okuyunca hak vereceksiniz. (Almeria İpekleri-Betül Aksakal-Şiir-Şule Yayınları)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Teşekkürler kardeşim..genç şairleri yüreklendirdiğiniz için..Selamlar..

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 02 Aralık 13:16


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?