Türkiye’de sol ve solun genel karakteri

Modern solculuğun temel dürtüsünü teşekkül ettiren iki psikolojik eğilim: Aşağılık duygusu ve aşırı toplumsallaşmadır.

Aşağılık duygusu güttüğü şeye karşı içten içe özlem duyan ancak dışavurumu nefret olan bir hareket tarzı solun karakteristik özelliğidir.

Aşırı toplumsallaşma, kendine az değer vermeye, güçsüzlük, yenilmişlik ve suçluluk duygusuna ve benzer şeylere yol açar ve neticesinde yabancılaşma ve nefret meydana getirir ki, yine bu da solun karakteridir.

Solculuk, totaliter bir güçtür ve ne zaman güçlü duruma gelse hemen her noktaya müdahale etmek, her düşünceyi kendi kalıbına sokmak ister.

Modern solculuk derken kastımız kabaca; kurtuluşunu Batı’da ve Batılı değerlerde gören, kapitalizmden sosyalizme geniş bir yelpazede yer alan, bireysel anlamda içinde bulunduğu toplumla uyumlu bir demokrat görüntüsü çizse de, iktidarı ele aldığında bu değerlere karşı düşmanlaşan ve totaliterleşen, politik doğrucu, seküler siyasi bir yönelimden bahsediyoruz. Solculukla alakalı yorum yaparken ferden bir değerlendirme yapmıyor, hareketin genel çerçevesine dair karakter tesbiti yapıyoruz.

Türkiye’de sol; psikopatolojik olamamışlıktır. Ferdi yaşamda hiper-liberal, kamuda sosyal demokrat, lüzumu halinde faşist, güç karşısında mandacı, cemiyette anarşist, kazanırken kapitalist, harcarken sosyalist, kriz anında devletçi, güçlüyse totaliter. Türk solunun psikozu budur.

Türkiye’de solculuk denilen şey esasen Batılılaşmacılık ve Kemalizm’dir. Bizim için sol; gayri İslami, Batıcı, kendi milletinin değerlerinden utanan, Batı’ya benzemeye çalışanların görüşüdür.

Solun neticesi; hastalıktır, çarpıklıktır, kimliksizliktir, bunalımdır, tatminsizliktir, huzursuzluktur, yıkımdır, parçalanmışlıktır, olmamışlıktır, aşağılık kompleksidir, çözümsüzlüktür.

Solcu tiplerin akınıyla ve alakasıyla, solcu olmayan bir hareket kolaylıkla solcu bir hale veya en azından solcuların hedefine hizmet eder hale getirilebilir, öyle ki solcu hedefler hareketin orijinal hedeflerinin yerine geçer veya onu değiştirir. Zira sol, güç imajından nefret etse de yaşamak için kendini besleyecek güce ihtiyaç duyar.

İktidarı veya gücü eline geçirene kadar şikâyet ettiği, eleştirdiği, nefret ettiği her şeyi, kendi iktidarında canla başla ve her gün yeniden sebepler ve bahaneler üreterek uygular. Gücü ele geçirene kadar yaptığı tek şey politik doğruculuktur. Siyasi tarihimiz, bu söylediklerimizin defalarca yaşanmış örnekleriyle doludur.

Özgürlükçü, eşitlikçi söylem kısa vadede fayda verir gibi gözükse de 50 yıllık tecrübe göstermektedir ki; bu dil dönüştürücüdür.

Bu dönüştürücü dil; hem sağcı ve İslamcı, hem başka başka parti, vakıf, dernek, enstitü, kadın kuruluşları, meslek örgütlenmeleri vs. etiketleri altında dindarların yaşama biçimlerini ve dini hassasiyetlerini kendi elleriyle yok ettiren ve Dîn’i/dindarlığı, seküler/liberal anlayışla aynı zeminde bir araya gelebilen bir yaşayış haline getiriyor.

Müslüman hassasiyetiyle liberal/seküler anlayış aynı zeminde bir araya gelebilir hâle getirilince; her iki taraf da siyasi işbirliklerinde kendisine ait olanları pazarlık esnasında feda edilebilirlikleri olan birer meta olarak görmüş oluyor.

“Biraz sizden, biraz bizden” formülü, esas itibariyle sizden/sizin Müslümanlığınızdan anlamına geliyor ve sadece bu anlama geliyor. Çünkü liberalizm kendisine muarız olan bütün anlayışları, içerisine sızıp, bozup, çalışmaz hale getiren; gücünü bu bozucu karakterinden alıyor. Karşı tarafın nelerden fedakârlık ettiği/edeceği Müslümanları inanç ve fikir zemininde hiç ama hiç alakadar etmez, ki fiili zeminde de onlar açısından bir fedakârlık da asla söz konusu değildir, olmayacaktır.

Liberallik/sekülerlik/solculuk gibi bütün Batılı anlayışlarla buluşmalar sonucunda denklik hali ortaya çıkıyor. Denklik pazarlığa açıklık getiriyor. Halbûki İslam’ın hiçbir şeyi pazarlık konusu edilemez.

Solu reddederken maksadımız sağcı olmak değildir. Sağcılık da, tıpkı solculuk gibi bir Batı uşaklığı çabasıdır. Solculukla farkı, solculukta milleti daha doğrudan rahatsız eden bir dil varken, sağcılık kimi yerde dindar bir dil kullanan, solculuğa göre daha az entelektüel fakat yine Batı’nın hizmetinde olan bir görüştür.

Millî Görüş, bu milleti millet yapan İslami değerleri benimseyen bir siyasi hattın sahibidir, savunucusudur.  Milletimizin ehl-i sünnet itikadına ve tasavvufî geleneği hürmetine, Zahid el-Kevseri, Mustafa Sabri, M.Z.Kotku vb. son devir ehl-i sünnet ulemasının çizgisine vurgu yapmak ve bu kapsamda Fazlurrahman, M. Abduh, Reşid Rıza gibi başka coğrafyaların modernist akımlarından etkilenmeyen Türkiye’nin saf ehl-i sünnet kaynaklı çizgisine sahiptir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?