Reklamı Kapat

Erken seçim şart mıdır?

Bir açıdan bakıldığında erken seçim şarttır. Erken seçimden kastım Cumhurbaşkanını seçmeden genel seçimlerin yapılması, seçimlerle yenilecek Meclisin yeni Cumhurbaşkanını seçmesidir. Böylece oluşturulmak istenen gerilimin tırmandırılmasını da engellemek bakımından erken seçim önem arzediyor. Olayın bir başka boyutu ise dış politikada, ekonomide ülke ciddi sorunların içine yuvarlanmış durumdadır. AB ile ilişkiler tıkanmış, insanımızı rahatsız eden bir boyut kazanmıştır. Bu bakımdan millete gitmekte yarar vardır.

Peki başka bir açıdan bakıldığında erken seçime neden gerek yoktur

Cumhurbaşkanını AKPnin çoğunlukta bulunduğu bir Meclise seçtirmemek için erken seçim istenmesini, iktidarı erken seçime zorlamak için kriz çığırtkanlığı yapılmasını tasvip etmek mümkün olmaz. Ancak, başını CHPnin çektiği bazı çevreler aylardan beri yeni Cumhurbaşkanını bu Meclise seçtirmemek için her yolu deneyeceklerini, gerekirse krizi tırmandırarak AKPnin gözünün korkutulması için ellerinden geleni yapacaklarını görüyoruz. Bir bakıma kriz çığırtkanlığı yapılıyor. Yaklaşık iki aydan beri Baykalın dillendirdiği, seçimlerin Mart ya da Nisanda yapılarak seçim kampanyasında AKPnin yeni Cumhurbaşkanı konusunda onay alması gerektiğini ileri sürdüğünü biliyoruz. Buna şimdilerde MHP Genel Başkanı Bahçeli, ardından da Cumuhrbaşkanı Sezerin destek verdiği medyaya yansıyan haberlerden anlaşılıyor.

Diyebiliriz ki, yeni Cumhurbaşkanını bu Meclise seçtirmemek hususunda Cumhurbaşkanı Sezer, CHP ve MHP aynı görüşü paylaşıyor.. Çeşitli çıkış ve açıklamaları ile Sezerin tarafsız olmadığı, bir siyasi partinin temsilcisi gibi hareket ettiğine dair geçtiğimiz günlerde basında çeşitli yorumlar çıktı. Halbuki Cumhurbaşkanı devleti temsil noktasında olduğu için tarafsız olması gerekir, ülkeyi bir krize sürükleyen kişi değil, krizden kurtaracak, krize giden yolları tıkayacak yönde tavır sergilemesi gerekirken, adeta başta CHP olmak üzere bazı partilerin siyasi çıkar uğruna uyguladıkları kriz politikasına da  Cumhurbaşkanının Baykal ile aynı çizgide görünmesini insan izahta güçlük çekiyor.

Şahsen kriz politikasının ülkeye, hatta krizi körükleyen partilere bir yararı olacağını düşünmüyorum. Ülkeye zarar vermekten öte bir sonucu olamaz. Bu bakımdan öfke ile hareket ederek kriz politikasından yarar umanlara kızarak fevri hareketlerden kaçınmak, inatlaşma ile yola devam etmekte yarar olmadığını görmek gerekiyor.

Kaldı ki, AKP sözcüleri açıklamalarında sık sık partilerinin oy oranının yüzde 40larda olduğunu ileri sürdüklerine göre bir erken seçim kararı alarak kriz politikasından yarar umanların önünün kesilmesi gerekmez mi Gerçi 2 Aralık 2006 tarihinde bu köşede çıkan "Mart veya Nisanda seçim olur mu " başlıklı yazım üzerine telefonla arayan AKP milletvekili bir eski dost erken seçim olmayacağını, milletin kendilerine verdiği yetkinin 5 yıllık olduğunu ve bunu sonuna kadar kullanacaklarını söylemek suretiyle benden çok, erken seçim isteyenlere cevap vermiş oluyordu. Aynı milletvekili yine Cumhurbaşkanını da bu Meclisin seçeceğini, tüm bunların Anayasa ve yasaların emri olduğunu hatırlatıyordu.

Elbette Anayasaya göre seçimlerin 5 yılda bir yapılması gerekiyor, buna kimsenin itirazı yok. Ancak, mevcut Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten bu yana seçimler bir kez olsun 5 yılda yapılamadı. Çeştli sebeplerle hep erkene alındı. Kaldı ki, ufukta bir kriz görünüyor, demokrasi dışı güçlerin devreye girmesi söz konusu ise muhtemel böyle bir gelişmenin önünün seçimlerle kesilmesi mümkün olacaksa inatlaşmanın anlamı yoktur diye düşünüyorum. Bu köşenin sürekli okuyucuları bilirler ki hep siyasete, siyaset dışı müdahalelere karşı oldum, bu husustaki tavrımda bugün de bir değişiklik yok.Ne var ki, demokratik sistemin birer parçası olması gereken bazı siyasi partilerin kriz politikasından yarar umduklarını ve bunlara birtakım oluşumların destek vermek için hemen harekete geçtiklerini de maalesef görüyoruz. Bu gidişe son verilmesi, demokrasi dışı güçlerle demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin kolkola girerek birlikte hareket etmekten vazgeçmeleri en doğru yol olmakla birlikte, kriz politikasından medet umanların ekmeğine yağ sürmemek de demokrasiye gönülden inandıklarını söyleyenlerin asli görevidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?