Reklamı Kapat

Duygusuz olunabilir mi?

Günümüzün en yaygın problemi stresdir. Hemen hemen tüm rahatsızlıkların başlatıcısı ve tetikleyicisi de strestir. Bu sebeple bir rahatsızlığınız sebebiyle doktora gittiğinizde doktorlar genellikle stresten uzak bir hayat sürmenizi istiyorlar. Çünkü, tansiyon, kalp ve şeker gibi hastalıklar ile bunlara bağlı rahatsızlıklar genellikle strese bağlanıyor. Fazla heyecanlanmayacaksınız, üzülmeyeceksiniz, kısacası duygularınızı kontrol altında tutacaksınız diyorlar. İyi de bu mümkün mü Sinirlenmeyen, heyecanlanmayan, sevinmeyen, ağlamayan insan olabilir mi İnsan duyguları ile insan değil midir Ve yine ağlamak, gülmek ve öfkelenmek duygunun dışa vurumu değil midir Aslında doktorlar insanlardan bir olmazı oldurmalarını istiyorlar.

Duyguların kontrol altına alınmasına  çalışılabilir, yaşadığımız stresin bizi tahrip etmesini azaltabiliriz. Duygusuz gibi davranmak ve yaşamak ise insan için mümkün değildir.

Bu girişten sonra Türkiye-AB ilişkilerine gelmek istiyorum. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül AB sürecindeki son gelişmeleri değerlendirirken, "LANET OLSUN dedirtmeye çalıştılar. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar yapmayacağız" diyor. Sanıyorum Gül, TÜSİADın, "AB ile ilişkilerde duygusallıktan uzak duralım" çağrısına uyulduğunu gösteriyor. İyi de AB ne yaparsa yapsın, bizi ne kadar rencide ederlerse etsinler duygusal davranmayacağız diye insanlığımızı unutacak mıyız Böyle bir müzakere sürecinin sağlıklı olduğunu söylemlek mümkün olabilir mi

Bu noktada Emekli Büyükelçi Özdem Sanberkin ABye ilişkin tesbitlerine dikkat çekmek istiyorum. Sanberk bizim gibi AB karşıtı da değil. Buna rağmen isyan noktasına gelmiş. Yani duygularının esiri olmuş. İşte Sanberkin tesbitleri:

"Ne var ki Türkiye, Avrupa Birliği ile bütünleşme tercihini kırk yıl önce yapmış olmasına rağmen bu bütünleşme bir türlü gerçekleşemiyor. Daha kötüsü ülkemiz Birlike yaklaştıkça Birlik bizden uzaklaşıyor. Bize karşı kapandıkça süreçde toplumumuzda kırılmalar ve kutuplaşmalar yaratarak tahripkar hale geliyor."

Kısacası, AB sevdalıları bile "Yeter artık" deme noktasına gelmişse nasıl olunacak da duygusallıktan uzak durulacak. Kaldı ki, sürekli olarak duygularımızı baskı altına alıp kontrol ediyor olmamızın bize faydası mı zararı mı olduğunu düşünmek durumunda değil miyiz Duygusallıktan uzak durmak her  zaman lehte mi sonuç veriyor Yeri geldiğinde duygu patlamasını dışa vurmak, bir zamanların dillerden düşmeyen söylemi masaya yumruk vurmak gerekmez mi Başkalarından masaya yumruk vurmasını bekleyenlere ne oldu AB karşısında tüm duygularını yitirmiş gibi görünüyorlar. Sanıyorum diplomasi her şartta duyguların belli edilmemesinden ibaret değildir. Öyle olsaydı diplomat ve dışişleri bakanlarını robotlardan oluşturmak daha gerçekçi olurdu.

Kaldı ki, ülke çıkarları ve toplumumuzun geleceği söz konusu olduğunda millet adına hareket edenlerin yeri geldiğinde duygusal davranmalarında yarar da olabilir. Bunun için TÜSİADdan yapılan açıklamada AB ile ilişkilerde duygusallıktan uzak durulmasının istenmesini gerçekçi bulmak mümkün değildir.

Dışişleri Bakanı Gül "Bize lanet olsun dedirtmek istiyorlar" derken sanıyorum patlama noktasına geldiklerini ifade etmiş oluyor. Gerçekten bu noktaya gelinmiş ise -bize göre çoktan gelindi- bir kere de "lanet olsun sizin Birliğinize" demek belki yararlı bile olabilir. Hiç olmazsa olmayacak hayaller uğruna daha fazla kendimizden birşeyler vermekten kurtulmuş oluruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?