Ahlâk ve maneviyat ihtiyacı

BİR anket sonucunu okudum. “Türkiye’de ahlâkın yüzde 83 oranında gerilediğini” ortaya koyuyordu. Çok üzüldüm. Çünkü ahlâk bir toplumun ruhu ve varlık sebebidir. Ahlâkî ölçüleri kaybeden bir toplumun düşmanına karşı gücü kırılır. Geleceğe ümitle bakamaz. Kaos oluşur. Güvenliği tehlikeye girer. Hayat yaşanmaz hale gelir. İnsanların birbirine güveni kaybolur. Nice problemler oluşur. Hatta böyle bir toplum geleceğini başka ülkelerde aramaya başlar.

Türkiye’nin en büyük ihtiyacı ahlâk ve maneviyatı baş tacı etmektir. Erbakan Hoca’nın titizliğini hatırlayalım. Millî Görüş hareketini başlattığı zaman, “En önde yürüyen bayrağımız ‘Önce ahlâk ve maneviyattır” demişti. Türkiye’nin gelişmesini, manevi ve maddi kalkınmanın birlikte yürütülmesinde gördü. Öyle uyguladı. Bir yandan, imam hatip okulları ve Kur’an kurslarının sayısını artırırken; diğer taraftan sanayi ve teknolojiye hız vermişti.

Ahlâk; huy, mizaç, karakter, hareket tarzı gibi anlamlara geliyor. Ahlâk kelimesi “yaratılış” anlamındaki “hulûk” kelimesi ile aynı kökten. Onun için ahlâkı, “Yaratılışa uygun davranış ve hareket tarzı” olarak tanımlayabiliriz. Allah Resulü (S.A.V.) hadislerinde bunu “hüsn-ü hulûk, ahlâk-ı hamide, mehâsinü ahlâk” kelimeleri ile isimlendirir.

Ahlâk, insanın yaratılışında var olan güzel davranışlardır. İnsana sonradan aşılanmış değildir. Tabiîdir, insanın yapısına uygundur. Yöneticiler, eğitimciler, ilim insanları bu tabiîliği koruyup sürdürmeye çalışmalı; doğuştan gelen bu fıtratın bozulmasına engel olmalıdırlar.

MANEVİYAT ZENGİNLİĞİ

MANEVİYAT, insanın bütün işlerini âhirette hesap vereceği düşüncesiyle yapmasıdır. Ölümü unutmamaktır. Ölümden sonra âhiret hayatı olduğunu bilmektir. Yani, insanın asıl karar yeri olan gerçek hayatı!

Millet olarak, tarih boyu maneviyat zenginliğimizle varlığımızı sürdürdük; medeniyetler kurduk; insanlığa örnek olduk. Kudüs’ün fethi sırasında, İngiliz kral Richard, Selâhattin Eyyûbi’nin izzetli, kararlı ve insanî karakteri karşısında takdir ve hayranlığını gizleyemedi. Ahlâk ve maneviyat, düşmanımızı bile etkileyen bir meziyettir. Erbakan Hoca’ya her geçen gün niçin sevgi ve takdirler artıyor? Ahlâk ve maneviyat mücadelesi verdiği için!

Ahlâk ve maneviyat; iyi, doğru, güzel, faydalı ve âdil olanı istemektir. İnsanın yaratılış ve mizacına uygun bir davranıştır. İnsanı etkileyen özelliği buradadır. Her doğan çocuk temiz bir yaratılış üzere dünyaya gelir. Aslolan bu güzelliği bozmamak, korumaktır.

    İnsan bu tabiîliğe müdahale eder, bozarsa yeryüzü fesada uğrar. Hayat yaşanmaz olur. İnsanlar gelecekten ümidini keser. Sıkıntılarımız bu yüzden.

Karadeniz’in bir ilinde 87 yaşındaki yaşlı bir anne, oğlu tarafından dövüldü. Evden kovuldu. Yara bere içinde bırakıldı. Öz evlâdı, “Annemi devlet baksın!” sözünü etti. (25. 07. 2020)

Kız arkadaşını bıçakla parçalayan, gözünü kırpmadan cinayet işleyen, hatta işkenceden, öldürmekten zevk alan sadist ruhlu insanlar türemeye başladı. Kız arkadaşını vahşice öldüren gencin haberi gazeteye şöyle yansıdı: “Boğdu, Yaktı, Güneşlendi.” İşte, ahlâk ve maneviyat yoksunluğunun faturası…

AHLÂK KORUNMALI

AHLÂKIN asıl kaynağı Kur’an ve onun ışığında oluşan sünnettir. Kur’an, Allah Resulü’nün (S.A.V.), “En güzel ahlâk üzere olduğunu” (Kalem, 4) anlatır. Allah Resulü (S.A.V.) de, “Güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiğini” bildirir. O’ndan önce de ahlâk vardı. Allah’ın son elçisi onu kemale erdirdi, olgunlaştırdı, zirveye taşıdı. Önünde bu kadar güzel örnekler olan bir toplum bugünkü duruma düşmemeli.

Kuralları olan toplumuz. Atalarımız, kadim değerlerimizi hayat tarzına dönüştürmüşler. Kul hakkına girmemek için kılı kırk yarmışlar. Evlâtlarına şunu öğütlemişler: “Yalan deme; haram yeme!” Yalan münafıklık alâmeti. İnsanın karakterini bozar. Harama el uzatmak, kul hakkına sebep olur.

Erbakan Hoca, “Helâl olan dört; haram olan beşten büyüktür” derdi. İnsanın fıtratına, mizacına, yapısına uygun olanı hatırlatırdı.

Toplumu içten kemiren günümüzün en kötü huyları israf, rüşvet, yolsuzluktur. Yöneticiler kamu malını bir “emanet” olarak görmeli. Onda, “tüyü bitmedik yetim”in hakkı var. Kamu malının korunmasında kendi malımızdan daha dikkatli korumalıyız. Kamu malını, kendi malımız gibi göremeyiz. Değilse, kıyamet günü bunun hesabı verilmez. Toplumda, kul hakkı ve kamu mallarının korunmasında bir “şuur” oluşturulmalı.

Çözüm bizde; insanı insan yapan kadim değerlerimizde! Erbakan Hoca’nın bize hediyesi olan “Önce ahlâk ve maneviyat” prensibini uygulamakta… İslâm kuru söz değil; aynıyla hayattır.                          

TAZİYE: Millî Gazete’mizin sanatçı duyarlılığına sahip yazarlarından Cafer Keklikçi’nin muhtereme annesi Emiş Bacıma Allah’tan rahmet diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder

# Allah

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?