Reklamı Kapat

Papaseverler

Toplum psikolojisindeki ilginç dalgalanmalara örnek ancak bu zaman süreci gösterilebilir. İnsanın bu kadar değişken olabilirliği ancak böyle olabilir.

İçimizde gizli Hıristiyanların ya da onlara sempati gösterenlerin ya da umursamayanların varlığını şimdi daha iyi görebiliyoruz. Papa Benediktus un geliş sürecinde yaşananlara, medyanın yüzüne bakıldığında görünenlere şaşmamak gerek. Hepsinin bir süreci vardır. Kanıksamışlık, vurdumduymazlık, bananecilik, nemelâzımlcılık ancak bu kadar olabilir.

İçi boşaltılmış insanların değerlerinden vazgeçişlerinin bir göstergesidir bu. Bir İslâm âliminin önünde eğilmeyi zül sayanlar, tınmayanlar, umursamayanlar, papa karşısında birden bir arzı hürmet endamı içinde oluşları dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Gazeteleri önünüze açın ve orada görünen karelere şöylesine bir göz atın. İnsanların ruhlarından yansıyan yüz çizgilerini orada çok rahat görebilirsiniz.

Hayır bu bir misafirperverlik değildir. Hemen bir karşılaştırmaya geçelim. Örneğin İran dan bir Ayetullah gelse, medyanın önünde bir takım etkinliklerde bulunsa, bir camiye girip namaz kılsa ya da halkın içinde gezse ya da ona ilişkin bir tören yapılsa bu Papaseverler ona bu kadar tahammül edebilirler mi

Kaç gündür Papa yı şirin göstermek için o kadar çok çaba harcanıyor ki şaşılır. Can Dündar ın Papa nın elini sıkarkenki yüz ifadesi, bir gazetecinin yüz ifadesi değildir. Ya da Hürriyet yazarlarından Hadi Uluengin, Çağlayan daki mitingden dolayı, edep sınırlarını da aşan ve ruhunun ifadesi olan yazısında nasıl bir çırpınış içinde olduğu görülür. O da Papa sının ve Batısının kınasını yaksın, onun ifadesiyle "Orasına burasına sürsün"

Doğrusu Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu ile İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağırıcı Beyler in yüz ifadeleri de çok şeyi anlatmaya yetiyor. Çağrıcı hoca Sultan Ahmet Camii içinde ne kadar da tedirgin duruyor. Papa ziyaretinin bu sakilliğinin bir yüz yansımasıdır bu. Bu arada Diyanet İşleri Başkanı nı kutluyoruz, duruşu ve tavrından dolayı.

İslâm Peygamberi ne, Müslümanlara yaptığı hakaretin sözleri hafızamızda henüz kurumamışken ve asla kurumayacakken bu kadar iltifatın, toz kondurmazlığın, şirin göstermenin çabaları insanı daha çok şaşırtıyor. Bazıları vardır ki, her olaya maydanoz oldukları halde, Papa olayında suya sabuna dokunmamak için sus pus olurlar. Kalemini, mürekkebini, sözcüklerini İslâm a saldırıya adamış, kim sol şairlerin, yazarların ya da köşe yazarlarının Papa nın gelişinde sus pus oluşları rızadan başka bir tutum olmasa gerek. Bu anlamda bu sekülerler, zaman içinde, İslâm a karşı tutumlarını Papaseverliğe dönüştürebiliyorlar. Bu zamanda iyi bir fotoğraf okuyucusu olmak da önemlidir. Bu Papaseverleğin en önemli ve dikkat çeken refleksini de Ertuğrul Özkök verdi. Nedenine gelince: Papa nın gelişiyle Başbakan Tayyip Erdoğan ın tutumundan övgüyle söz ederken, asıl baklayı ağzından çıkardı. "İyi ki Tayyip Erdoğan Erbakan dan ayrıldı, parti kurdu. İyi ki 28 Şubat oldu" deyiverdi. Onun paradokslarını kendisine bırakarak buradan varacağımız bir başka sonuç vardır. Epey bir zamandır üzerinde kafa yorduğum, yazmayı düşündüğüm bir yazı var. 28 Şubat süreciyle, light laşan Müslümanların durumu. Benim üslubuma pek de yakışmayan, bağdaşmayan, ama izahta zorluk çektiğim bir yakıştırmayı burada anmak istiyorum. 1980 sonrasında sol aydınların, 68 kuşağının içine düştüğü durumu görmek bakımından dikkate değer. Akepe ile birlikte İslâmi duyarlığı olan büyük bir kitle peşlerinden sürüklenerek, onlar gibi düşünmeye başladılar. Yani en son örneğinde gördüğümüz üzere: "Papa gelmişse gelmiş ne olmuş yani", "Geldiği gibi gider de", "Ne olmuş yani kilise açmışlar, bizimkiler de Avrupa da cami açmıyorlar mı " Bunun ötesinde, İslâm peygamberine yapılmış olan hakaretleri bile görmezlikten gelerek, olayları hafifletmeye bakıyorlar.

Daha da ilginç olanı şudur: "Papa Türkçe konuştu", "Papa ellerini önüne bağladı", "Papa kıbleye yöneldi", "Papa gülümsedi", "Papa Türkleri sevdiğini söylüyor" tarzlı yaklaşımlarla bir Papaseverlik ve hayranlık oluşturuluyor. Ama Papa peygamberimize yaptığı hakaretten dolayı özür dilemiyor. Türkleri sevdiğini söylüyor. Papa Müslümanlardan özür dilemiyor, Türklere mesajlar veriyor. Yani laik Papaseverler ile içi boşaltılmış akepe nin yenilgi psikolojisinde yürüyenlerin gönüllerini hoş ediyor. Onlar da buna fit oluyorlar. Aman ne olur AB uğruna bütün zokaları yutun denilmeye getiriliyor. Peygamberinize ve Müslümanlara hakaret mi edilmiş, kulaklarınızı bu tür şeylere tıkayın. Köprüden geçene kadar Papa ya baba deyin diyesi oluyorlar.

Milli Gazete ve yazarlarının onurlu tutumları anılmaya değer. Hemen her ayrıntıda soğukkanlı duruşları, olayları değerlendirişleri övgüye değer.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?