Reklamı Kapat

Bel'amların belâsı

İlim adamlarının bugün, her geçen günden daha dikkatli olmaları ve doğruları her ne pahasına olursa olsun söylemeleri gerekir.

Halkın takıyye yapmasına izin verilmiş ama önderlerin takıyye yapmasına izin verilmemiş.

Çünkü önderlerin takıyye yapıp yapmadığını halk bilemediğinden onu örnek alanlar da doğru zannıyla yanlış yapacaklardır.

"Efendim halk da önderinin takıyye yaptığını bilir" derseniz o zaman o takıyye olmaz ki.

Kur an da adı verilmeyen ancak tefsirlerde adı verilen Bel am bin Baur isimli kişi Tevrat ı çok iyi bilmesine rağmen o bilgisini Firavuna hizmette kullandığından Rabbimiz adını bile zikretmeden bize kötü bir örnek olarak sunar ve bizim de öyle olmamamız için şöyle buyurur:

A raf 175- Onlara, kendisine ayetlerimizi verdiğimiz (Bel am) kişinin haberini oku. O kişi bu ayetlerden ayrıldı da şeytan onu (kendine) uydurdu ve azgınlardan oldu.

A raf 176- Dileseydik onu bu ayetlerle yükseltirdik. Ancak o yeryüzünde ebedi kalmaya kalktı ve kendi arzularına uydu. O nun durumu köpeğin durumuna benzer. Üzerine varsan dilini sarkıtıp solur, bırakıversen yine dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin durumu bu. Bu yaşanmış olayı onlara anlat. Umulur ki düşünürler.

A raf 177- Ayetlerimizi yalanlayanların ve kendilerine zulmedenlerin durumu ne kötü.

Dinime düşman kişi ve kurumların kemik artığıyla geçinmeyi marifet sayanlar, kamera arkasında sövüp kamera önünde övenler, iyi bilsinler ki, iki tarafa da yaranamazlar ve ayette geçen köpek gibi dil çıkartarak ölüp giderler.

Ama Gazali nin haber verdiği değerli zatlar hâlâ rahmetle anılmaya devam ederler.

Buyurun okuyun:

* İmam Şafiî nin olayda hazır bulunan amcasından naklettiğine göre, Gifarîler, Halife Ebu Cafer el-Mansur a gidip Medine valisini ona şikâyet ettiler.

Halife, mecliste bulunan âlim İbni Ebi Zi b e dönüp:

-Sen bu vali hakkında ne dersin diye sordu. Alim zat:

-Ben şâhidlik ederim ki, bu vali haksız hükümler verir ve hevesine uyar, dedi.

Halife, valiye bakarak:

-Sen bu sâlih şeyhin hakkındaki sözünü duydun, değil mi dedi. Vali, Halifeye:

-Ey Emîr el-müminîn! Ona kendi hakkınızdaki kanaatini da sorun, dedi. Halife:

-Ey şeyh! Benim hakkımda ne dersin dedi. Alim zat:

-Beni bağışla, bu konuda konuşmayayım, dedi. Halife, ısrar ederek:

-Mutlaka konuş, dedi. Âlim zat:

-Ey Emîr el-müminîn! Kendini bilmez gibi bana soruyorsun. Şâhidlik ederim ki, sen Müslümanların mallarını haksız bir şekilde gasbeder ve ehil olmayan yakın çevrene peşkeş çekersin; yönetiminde de zulüm yaygındır, dedi.

Halife, kızgınlıkla yerinden kalkıp âlimin yanına geldi ve başını avuçlarının içine alarak:

-Ey şeyh! Neler söylüyorsun! Ben olmasam, şimdi senin oturduğun bu yeri Fars, Rum, Deylem ve Türkler alıp istilâ ederlerdi, dedi. İbni Ebi Zueyb:

-Ey Emîr el-müminîn! Senden önce bu yerleri Ebu Bekir ve Ömer yönettiler. Onlar, bu dediğin kavimlerin istilâsını da önlediler, mal taksiminde ve yönetimde hak ve adâleti de gözettiler, dedi. Ebu Cafer:

-Vallahi ya şeyh! Eğer ben senin doğru konuşmayı prensip edinmiş bir kimse olduğunu bilmeseydim, şimdi seni öldürürdüm, dedi. (Gazali, İhya-ü ulumiddin tercemesi, Amir Ve Sultanlara Karşı Emr-i bil ma ruf bölümü, Hikmet Neşriyat)

Bel amların belâsı bütün bir alemi ateşe verir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?