Reklamı Kapat

Haç; kin, kan ve martılar

Müslüman düşmanı bizim yerli gâvurcuklar için Papa jestini yapmıştı. Camiye girmişti. Kendileri bilmeseler de sorup soruşturduklarına göre, namazın şartlarından birini yerine getirmişti. Artık ödeşme sırası bize gelmişti. Pahalı bir jestle Bardakoğlu da haç çıkarıp Avrupa dan boşalacak alkışla kulaklarımızın pası giderilebilirdi. Hatta "el kaideci İslam"la aramıza uzun kilometreler bile atılabilirdi.

Yalnız Hıristiyan muhibbilerinin abarttıkları papanın cami ziyaretine karşılık, biz Müslümanlar; kiliselere rahatlıkla girer çıkarız. "Yeryüzü size mescit kılındı" ayeti kerimesi gereği, arzın her yerini mescit hükmünde görüp vakit girdiğinde namazımızı da kılarız. Nitekim hoşgörüde sınır tanımayan Müslümanlar için en çarpıcı anekdot, Hz. Ömer den gelmekte. Fethettiği Kudüs teki kilisede namaz kılmıyor, sebebini soranlara da "ben namaz kılarsam burayı camiye çevirirler" diyor. Hıristiyanları kollamakta sınırsızlık bununla da bitmiyor. Hz. Peygamber, kendisini ziyaret eden Hıristiyan heyetinin ibadet edebilmesi için mescidi onlara veriyor, buyurun burada ibadet edebilirsiniz diyor.

Bu hoşgörü abidesi tavırlara karşılık şu modern çağda camiye adım atmayan kindar papayı Sultanahmet Camii nde gören bizim cahil zevatın heyecandan dili tutuluyor. Ki Hazret kıyamda dururken bile kadın gibi ellerini göğsü üzerinde bağlıyor. Sağ el, sol eli kavraması gerekirken papa tersini yapıyor. Ama bizim darbe seviciler erkek kıyamı, kadın kıyamı farkını biliyorlar mı ki tashih edebilsinler. Gözleri fal taşı gibi açılıp olanca cahillik ve cüretkârlıkları ile "haç isterük" diye bağırmaktalar.

Bayım haç bize kan ve kini anımsatmakta. Evet, elimize alamayız. Sırtlarına haç işaretli urbalar giyip Anadolu ve Ortadoğu da milyarlarca metreküp kan akıtan çapulcu haçlıları aklımıza getirmekte. İspanya da kılıçtan geçirilen Müslümanları anımsatmakta. Kudüs te Müslüman kanı akan cesetler arasında atları ile bile ilerleyemeyen haçlıları hatırlatmakta. Doğrusu her kiliseye girdiğimde ikonları ilgiyle izliyorum, Hz. Meryem i gösteren ikonalardan satın da alıyorum ama bir haça elimi sürmekten bile çekiniyor, buz gibi oluyorum, bir kin objesi olarak uğruna milyonlarca baş vurulmuş haçla yakın durmak bile istemiyorum. Camilerin sıcak havasına karşılık bir korku filmi dekoru gibi duran kiliselerde yanımdakiler beni bırakıp gidecekler diye aklım çıkmakta. Zira Avrupa nın pek çok eski kilisesinde mutlaka mumyalı bir aziz cesedi de kilise içindedir.

Haçla gülü kıyas etmeleri yapabilecekleri en büyük yanlış. Peygamberi, Tanrının oğlu ve tanrı olarak ilan etmiş tahrif edilmiş bir dinin ülkemizde bu kadar yerli sevdalısı olmasına da şaşmaktayız. Barış ve hoşgörü dini olan İslamiyetin öcü olarak gösterilip, bozulmuş Hıristiyanlığın hortlatılması korku filminin en dehşetli karesi. Zira bu ülkede alenen yaptıkları Hıristiyanlık propagandası gösterir ki, sanırsınız devletin resmi dini gibidir. Okullarda dini bayramlarımız kutlanamaz ama Noel kutlamaları adeta devlet desteklidir. Televizyonlardaki çizgi filmlerde ne kadar çok İsevi sembol geçmekte, darbeci yazarların umurunda mı. Bilakis çok memnunlar.

O gün patrikhanede haçlılar ayinde iken, Kumkapı da bir işim vardı. Hiç hesap etmemiştim yolların kapatılıp hayatın felç olacağını. Fakat iyi de olmuş. Mekânın akustiği insanın unutamayacağı zaman kıvılcımlarına dönüşmekte. Trenle geldiğim Kumkapı da hayat durmuştu. Sadece kilisedeki ayine katılan Hıristiyan vatandaşlarımız bekliyordu treni. Bomboş yollar birkaç asır önceki İstanbul buydu herhalde duygusunu yaşatmakta idi. Fakat birden binlerce martı ortalığı kapladı. Başımızın üzerine yığıldılar. Gökyüzü kanat şıkırtılarından görünmez oldu. Saldıracaklar mı diye endişelendik. Herkes cep telefonlarının kamerasına sarılıp gökten yağan öfkeli kuşları çekmeye başladı. İnsanlardaki paniği balıkçılar giderdi. Meğer balık hali, o gün yollar kapalı olduğu için erkenden balığı bitirip, kapıları kapayıp gitmiş. Haraç almaya alışık martılar gelmişler ki balık yok, aç kalmışlar. O yüzden sağa sola saldırırcasına binlercesi seğirtiyormuş meğer. Birkaç cömert balıkçı bir iki kasa hamsi attı da önlerine, martılar da sakinleştiler. Papa ayin yapacak diye İstanbul da sadece insanlar evlerine geç kalmadılar. Doğanın dengesi de alt üst oldu. Kediler, martılar aç kaldılar. Vatikan; haç için vurdukları başlar, akıttıkları kanlar gibi, aç bıraktıkları martılar için de çok dua etmeli.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?