Reklamı Kapat

Sultandan şanlı idi Akif

Oğlumun ifadesi ile, altı kişilik ailemizin yedinci ferdi; rahmetli Akif. Evimizde çocuklarımın dedelerinden çok, Onun bahsi geçmekte. Yıllardır Akif le ilgili araştırmalar yapan eşim; bir akşam geçmesin ki bize onunla ilgili bir olay aktarmasın. İlkokulda okuyan küçük kızım nakletti. Öğretmeni öğrencilerden bir fıkra anlatmalarını ister. Sıra Ebrar a gelince, çocuk Akif ile ilgili bir olayı seçer.

Soysuz ve edepsiz gençlerden biri bir toplantıda Mehmet Akif i küçük düşürmeye çalışıp, "Siz baytar mısınız " diye sorar. Akif istifini bozmadan cevap verir: "Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu "

Ne ki sınıfta kimse anlayamaz nükteyi. Çok sonra sadece öğretmen güler. Onun ince zekasını kavramak için hayatının, eserlerinin, fikirlerinin gençlere çok iyi öğretilmesi gerek.

Ne ki Akif çoğu zaman okullarda arsız ve bilgisiz öğretmenler tarafından acımasızca karalanabilmekte. Okuduğum lisede Fikret dinsizliğini seçmiş edebiyat öğretmenimiz için; Akif bir yobazdı ve  bu vatanını deliler gibi seven milli şairden öğrencilerini soğutmak için elinden geleni yapmıştı. Ancak özel çabamla Akif i okuduğumda, seneler sonra bu yargıdan kurtulabilmiştim. Araştırma zahmetine katlanmayan binlerce öğrencinin akıbetinin acıklı hali bu gibi  "öğretmeyen"lerin asla ödeyemeyeceği bir cürümdür.

Yaşamı sultandan şanlıydı. Çünkü asla menfaat gibi bir kelime lügatında yoktu. Yalandan, sözünde durmayanlardan, cimrilerden, din düşmanlarından, cahillerden, gösterişten ölesiye nefret ederdi. Aslen Arnavut olan Fatih Medresesi müderrislerinden babası Tahir Efendi öylesine temizdi ki, kendisine "Temiz" lakabı verilmiş, "Tahir" de anlam olarak temiz olmakla beraber, "İpekli Temiz Tahir Efendi" diye anılmıştı. Annesi Emine Hanım ise Buharalı idi. Geç yaşta evlenen Tahir Efendi, bekar bir bayanla değil de eşi vefat etmiş Emine hanımla evlenerek asaletini bir kez daha göstermişti. Günümüzde kimi yaramaz erkeklerin eşleri üzerine evlenmek için bahaneler bulmaları yanında; bu iki temiz insan, parlak bir dini hayatın ışığı altında gül gibi geçinirler. Çocukları Akif ve Nuriye nin üzerine titrerler. Tahir Efendi vefat ettiğinde Akif bey ondört-on beşinde bir çocuktur henüz. Eğitimi için üzerine titreyen babası yoktur artık. Geçim gailesi  onun omuzlarındadır. Şanlı hayatında yoksulluk, acı ve kahırdan başka bir şey görmeyen Akif, babasının ardından; evlerinin yanışı ile bir kere daha sarsılır. Mali sıkıntıyı yenmek için Bayezid Camii avlusunda tesbih  satar.

Onca yoksulluğa karşın hiç de mutsuz değildir. Bir yandan Baytar Mektebinde okuyor, insanları hayran bırakan şiirler kaleme alıyor, spor yapıyordu. Güreşte, uzun yürüyüşlerde, koşmada, gülle atmada, yüzmede hep birinci olmuştu. İstanbul boğazını yüzerek geçmiş, daima sabahtan akşama kadar yürümüş, ata iyi binmiş, elli yaşında bile spora hep devam etmişti. Şanlı bir yaşam, çünkü günümüz insanı bir adım bile yürümek istemiyor.

Bir insanlık abidesi olan Akif in hangi özelliğini bu sütuna sığdırabiliriz ki. Bugün kaldı mı arkadaşı için işinden istifayı göze alabilecek bir cesur kalp. Akif, yirmi yıllık memuriyetini yakıp ayrılmıştır. İstifasının sebebi Baytarlık Dairesi Müdürü Abdullah Bey in haksız yere vazifesinden azl olunmasıydı. Kendisi aynı dairede müdür yardımcısı idi. Müdür görevden alınınca onun yerine müdür olma şansı vardı. Üstelik Abdullah Bey arkadaşı değildi, hatta cimri biri olduğu için Akif Bey in sevmediği bir şahıstı da. Fakat ileriki yaşamında üniversitede ders verirken de hükümeti rahatsız ettiğinden görevinden ayrılmak zorunda kalacaktı. Hatta peşine hafiyeler takılıp takip ettirilecekti. Hayatında hiç yoksulluktan ayrı düşmemiş şair, Mısır yıllarında da, yol parası bulamadığı için sokağa çıkamayacak kadar mağdur olsa da; onurundan hiç taviz vermemiş, kimselere eğilip bükülmemişti.

Vefası ve sadakatine dair bir olay var ki, bugün pek çok varlıklı insanın başaramayacağı bir asaleti yine Akif de görmekteyiz. Sevdiği bir arkadaşı ile birbirlerine söz vermişlerdir. Kim ölürse geride kalan, onun çocuklarına bakacaktır. Arkadaşı vefat ettiğinde, Akif Bey derhal sözünü tutup; onun üç çocuğunu himayesine almıştır. Hatta oğlu Emin Bey,  "babamın manevi evladı Süheyla Hanımı öz ablam sanırdım, babam tahsil ve terbiyesi ile ilgilendi, Süheyla ablam Darülfünun u bitirdi, babam onu evlendirdi." diye hatıratında bahseder.

İstiklal Marşımızın yazarı, milli mücadeleye vaaz ve konuşmaları ile meşale olan Akif, binlerce şiirin on binlerce beytini ezbere bilmesine karşın, söz kendi şiirinden açılınca o mekanı terk edip gidecek kadar da utangaçtı. Hafızlığı onu Kutlu Kitap Kur an-ı Kerim den bir dakika bile ayırmadı. Yıllarını verdiği Kur an mealinin amaç dışı kullanılacağını anlayınca, yakılması hususunda zerre miktar düşünmeyecek kadar İslâm ın aşığı idi. Cahil ve kaba softalara, dinsizlere asla tahammül edemezdi. Yoksulluk içinde dünyadan ayrılırken, milli şairin cenazesinde resmi kişiler yoktu. Bayezid Camii ne çıplak bir tabut gelir. Derken akın akın üniversite öğrencileri gözükür. Büyük şairin çıplak tabutunu görünce hüngür hüngür ağlarlar. Daha sonra etrafa dağılıp al bayraklarla gelirler. Tabutu bayraklara ve Kabe örtüsüne sarıp, elleri üzerinde Edirnekapı ya kadar taşıyıp, Kur an okuyarak defnederler. Bugün Mehmet Akif, sultanları kıskandıracak kadar güzel bir insanlık abidesi olduğunu; soylu yaşam kareleri ile günümüz insanlığına çok daha fazla anlatmakta. İnsan çevremiz böylesi bir zenginlikten ne kadar da yoksul düştü, farkında mısınız

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?