Reklamı Kapat

Mevlânâ Edebiyat Ödülü

Teklif ilk defa ESAM Genel Sekreteri Muhterem Prof. Dr. Arif Ersoy dan geldi. 28-29 Ekim 2006 da İstanbul Dedeman Oteli nde gerçekleştirilen "Millî Görüş Sempozyumu"nda, Arif Ersoy bey, kendi kültür ve değerlerimizin tanıtılması ve kalıcı hale getirilmesi için "Mevlânâ Edebiyat Ödülü" oluşturulması ile ilgili bir kurumsal çalışma teklifini ortaya koydu. Bu teklif, yankı da buldu.

2007 yılı, doğumunun 800. yılı münasebetiyle "Mevlânâ Yılı" olarak ilân edilmiştir. Şimdi de Mevlânâ etkinliklerinin başladığı günlerdeyiz. Hemen arkasından 2007 yılının gireceği dikkate alınırsa, söz konusu teklifin pratiğe geçirilmesi konusunda güzel bir fırsatın oluştuğunu düşünüyorum.

Aktüalitesi hâlâ devam eden, Nobel Ödülü nün hangi şartlarda OrhanPamuk a verildiği kimsenin meçhulü değil. Bu gerçek, "Mevlânâ Edebiyat Ödülü" için kurumsal bir çalışma yapmanın önemini bir kat daha artırmaktadır.

Mevlânâ doğru anlaşılmalı

Senelerden beri, Konya da Mevlânâ etkinlikleri yapılır. Mevlânâ tanıtılır, ney müziği dinlenir, semazenler gösteri sunar, Mevlânâseverler Konya da buluşurlar. Elbette, güzel ve faydalı bir çalışmadır bu. Ancak, Mevlânâ gibi derinlikli bir tasavvuf ve tefekkür adamı için, bu yapılanlar yeterli değil. Mevlânâ, insanı "Bir ayağı sabit, diğer ayağı ile ise dünyayı dolaşan bir pergel"e benzetmektedir. Ondaki bu evrensellik anlayışının dünyaya tanıtıldığını söyleyebilir miyiz

Mevlânâ yı iyi anlayanlar, görevlerini ihmal ederlerse, 2007 yılında Mevlânâ nın Hümanist bir anlayışla takdim edileceğinden endişe ediyorum, "insan sevgisi"ni esas alan Hümanizma 19. yüzyılda Batı aklının ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Halbuki Mevlânâ "vahyi" esas alır. İslâm dininin kaynaklarından taviz vermez. Fikirlerindeki ölçü "Allah rızası"dır. Onun şu Rubai sini anlamadan Mevlânâ yı tanımak mümkün değildir:

"Ben ömrüm oldukça Kur ân ın kölesiyim

Muhammed Mustafa nın ayağının tozuyum

Kim benden bundan başkasını naklederse

Ben o sözden de, o kişiden de uzağım."

Evet!.. Kitap ve Sünnet... İşte, Mevlânâ yı tanımanın iki temel kaynağı... 26.000 beyitten oluşan ve en önemli eseri olan Mesnevi, bu iki kaynaktan beslenerek ortaya konulmuştur. Mevlânâ Mesnevi sini şöyle tanıtır:

Ruhlar Allah ı arıyor

"Mesnevimiz, Vahdet dükkânıdır. Onda Vahid (Allah) dan başka ne görürseniz, hepsi puttur."

Mesnevi şu beyitle başlar:

"Dinle neyden kim hikâyet etmede

Ayrılıklardan şikâyet etmede...

Ney, niçin ayrılıklardan yakınıyor Ney, kamıştan yapılır. Bu bitki, ancak su içinde büyür ve varlığını sürdürür. Ney in asıl vatanı sudur. Ayrıca, kamışın üzerine kızgın şişler sokularak delikler açılmıştır. Ney in inleyişi de bu sebeptendir.

Mevlânâ "öz vatanını özleyen ney" örneği ile, gerçekte insanı anlatmaktadır.

Âlem-i Ervah ta bir araya gelen ruhların yaratılışında, "Rabbimiz Kendi ruhundan üflemiş" ve insanı dünyaya imtihan için göndermiştir. Öz vatanından ayrı düşen insan, devamlı olarak Allah ı aramaktadır. Ruhlar Allah ı özlemekte, ancak Allah ı anmakla huzur ve sükûna erişmektedir:

"ŞüphesizAllah, Kendisine yöneleni hidayete erdirir. Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah ın zikriyle sükunete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalbler ancak Allah ı anmakla huzur bulur." (Ra d sûresi, 27-28)

Edeb ve İnsan-ı Kâmil

Bu sonuç, bir olgunluktur. İnsan-ı kâmil olma noktasıdır. Yunus un "Hamdım, yandım, piştim" sözlerinde ifadesini bulur. Mesnevi nin ilk bölümünün son beyti bu gerçeği ortaya koyar:

Anlamaz, olgun adamdan ham adam

Söz, hem az, hem öz gerektir vesselâm."

Olgun insan, "edebli insan"dır. İbadetlerin meyvesi "edeb"dir. Kur ân-ı Kerîm, istikameti Allah a doğru olan, edepli ve olgun insanlar yetiştirmek için gönderilmiştir. Mevlânâ, bu gerçeği şu sözleriyle dile getirir:

"Kur ân-ı Kerîm e nazar et ve bil ki, bütün Kur ân, nefislerin kötülüklerini bildirmenin ve onun ıslahını göstermenin açıklamasıdır.

İnsanoğlu edebden nasibini almamışsa, insan değildir. Esasen, insanla hayvan arasındaki fark da edebdir. Gözünü aç, Allah ın kelâmına bir bak. Bütün Kur ân ın mânâsı ayet ayet edebden ibarettir."

Peki, bu örnekleri niçin naklettim Mevlânâ ile ilgili olarak yapılacak her çalışmada, onun hassasiyet gösterdiği ölçüler ve fikirlerinin özünün korunması için... Herkesin kafasında farklı bir Mevlânâ anlayışı oluşmaması için... O büyük Üstad ın bize bıraktığı emaneti korumak ve gelecek nesillere, doğru aktarabilmek için...

Mevlânâ Yılı iyi değerlendirilmeli

Mevlânâ dostları, "2007 Mevlânâ Yılı" imtihanına hazır olsunlar. Bakalım, "Mevlânâ yı doğru anlatabilmek" konusunda üzerlerine düşeni yapabilecekler mi

Mevlânâ, ne şair, ne müzisyen, ne de bir seyyah!.. O, bütün malzemeleri "Allah a ulaşma aracı" olarak görmüş. Onu folklorik bir görüntü olarak sunmak isteyenlere fırsat verilmemeli.

Değerlerimizi hoyratça harcamak ve tüketmek lüksüne sahip değiliz. Aksine, değerlerimizi bilmek, tanıtmak ve hatta daha da geliştirmek görevimizi ihmal edemeyiz. Niçin Yeni Mevlânâlar, yeni yıldız şahsiyetler yetiştirebilmek için...

Mevlânâ yı anlamak, eserlerini anlamaktan geçer. Mevlânâ yı küçük-büyük her yaş ve her sınıftan insana tanıtabilmek için seferber olmalıyız. Kitaplarının doğru tercümeleri, küçükler için cazip ve güzel dizayn edilmiş resimli hikâyeler, büyükler için iyi niyetli ve ehli tarafından hazırlanmış inceleme ve araştırma ürünü eserler, film, kaset, CD gibi görsel malzemelerle "Mevlânâ Yılı"nın hakkını vermeye çalışmalıyız.

Mevlânâ yı, vahyi dışlayan kuru Batı aklına emanet edemeyiz. Hümanist mantıkla Mevlânâ anlaşılmaz. Mevlânâ bize kendisini nasıl tanıtmış ve anlatmışsa, biz de onu öylece sunmak ve kabul etmek zorundayız.

Sözün burasında, "Mevlânâ Edebiyat Ödülü" oluşturulması teklifini yapan ESAM a ve onun muhterem Genel Sekreteri Prof. Dr. Arif Ersoy beye görev düştüğüne inanıyorum. Teklifini takip edip sonuca ulaştırmasını bekliyoruz. Mevlânâ istismarı ancak böyle önlenebilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?