Reklamı Kapat

AGB'yi kaldıralım!

Kurda "Neden ensen kalın " diye sormuşlar Demiş ki, "Kendi işimi kendim görürüm de ondan" Zaman zaman Anadolu da genelde Saadet Partisi il veya ilçe teşkilatlarının organize ettiği "Türkiye de Medya Gerçeği" konferanslarımızda, zaman zaman da davet edildiğimiz radyo ve televizyon programlarında ısrarla şu konunun üzerinde dururuz: "Türkiye de toplumu kendi arzuladıkları bir dünyaya ve yaşantı tarzına dönüştürmek için çaba gösteren medyanın etrafa saçtığı kirlilikten, ahlakımıza  yaptığı dejenarasyondan kurtulmanın tek çaresi, yine bu medyayla haşır neşir olan insanımızdadır. Bilinç düzeyinin yükseltilmesi, bize haber, program, dizi, yarışma, şov üretenlerin yapmak isterdiklerini iyi analiz edebilmedir Kumanda aletini nasıl kullanmamız gerektiğindedir Gazeteleri nasıl okumamız gerektiğini iyi anlamamızdadır. Radyo Televizyon Üst Kurulu, kadın ve kuşak programlarının içindeki Tülin-Caner, Ahu-Meriç, Banu-Murat Taşdemir saçmalıklarına müdahele etmiş olabilir RTÜK ün görevi bu değildir O zaman RTÜK, kaliteli programların yayınlandığı bir televizyon kursun örnek olarak Herkes seyretsin Ekranlardaki kalitesizliği kovması gereken, bu programların kendileri için üretildiği insanlardır Ne yapacaksınız Seyretmeyeceksiniz Bu saçmalıkları ekrana getirenleri ekrandan kovacak "isyan kültürlerini" geliştireceksiniz. Siz, televizyonun başına geçtiğinde kendi ailenizin RTÜK ü olacaksınız Denetleyeceksiniz, çocuklarınızı koruyacaksınız, rezil yapımları ise protesto edeceksiniz Kendi işinizi kendiniz göreceksiniz Haftalardır yazılı medyanın da gayretiyle senaryosu ısrarla tartışılan "Patronunun ahlaksız teklifine maruz kalan kadının dramı" konulu dizi, reytinglerde açık ara birinci çıkıyor

Kim seyrediyor bu diziyi İnsanlarımızın ekranlarla ilişkisi noktasında, "Biz ahlaksızlığa prim vermiyoruz Kalitesiz yapımları izlemiyoruz Elemanının donunu aşağı indiren şovmene kızıyoruz" şeklindeki söylemlerinin sadece bizi ve kendilerini kandıran bir tavır olduğunu düşünüyoruz. Çünkü, ya bu reyting raporlarında bir terslik var, ya da ekranlara kızanların durumunda. "Biz ailecek belgesel izlemeyi severiz

Tematik kanallar olan NTV ve CNN Türk ü izleriz TV5 in haberlerini çok beğeniriz" Herşey kabak gibi ortada Türk izleyicisi de, ekranlarla ilişkisinde, "Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar" zihniyetiyle hareket etmektedir. Diyeceksiniz ki, "Bizim evimizde AGB ölçüm cihazı yok ki Bizim eve konulsa, böyle bir şey çıkmaz" Ekrana gelen tüm yapımların istikbalini belirleyen, birkaç hafta üst üste başarısız bir tablo ortaya çıktığında dizileri, şovları, yarışmaları alaşağı eden reyting müessesesi, aslında başlı başına bir "çetrefil tablosu"dur. Ülke genelinde seçilmiş 2 bin kişi, 70 milyon izleyicinin beğeni çıtasını belirlemektedir Saçmalık Hatta saçmalığın daniskası Televizyon ekranlarını olabildiğince kirleten Mehmet Ali Erbil, "Bir Demet Tiyatro seyredilmiyor AGB kendine çeki düzen versin" derken, aslında açık bir şekilde mevcut yapının sürmesini talep ediyor. Aslında ülkede reytinleri ölçen yapının yeniden dizayn edilmesi şart. Televizyon ekranlarına hangi programın konulup hangisinin konulmayacağından daha çok, RTÜK ün böyle bir yapılanmayı organize etmesi gerekir. Herkesin şikayet ettiği bu ekran kirliliğinin nereden kaynaklandığını anlayabilmek için, yeniden çok daha objektif ve daha geniş ölçekli bir "izlenme parametresi" oluşturulmalı. Musluğun başındakiler, 2 bin kişinin verilerine bakarak, "Halk istiyor, biz veriyoruz" diyorlar. Peki, halka kaliteyi sunsanız, ne tepki verecekler Hiç kimsenin bunu tartıştığı yok!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?