Reklamı Kapat

Özgürlüğü çok yanlış anlamışsınız beyler!

İnsan hak ve özgürlükleri kavramının ardına  sığınıp, kuralsızlığa yelken açmak mümkün olabilir mi Her isteyenin, her istediğini yapabilmesini özgürlük sayabilmek olur mu peki O zaman kural, kaidenin, ahlaki ölçütlerin çizdiği çerçeveye göre bir özgürlükten bahsedilmesi gerektiğinde mutabık kalalım.

Malum, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ve sonrasında gelişen olaylar silsilesi, Türkiye’nin açıkça ayarını bozdu. Bir yanda mahkeme kararıyla mı yoksa illegal mi tartışması yaşanan delillerin, dinlemelerin sıhhati konuşuldu, öte yanda da iktidar tarafından açıkça ve kesin bir dille yalanlanamayan iddiaların vahameti toplumu dehşete düşürdü. Türkiye, tarihinin en sarsıcı sürecini yaşarken, her biri ayrı fiyasko açıklamalar duymaya da alıştık. Ancak, medyanın da kontrol altına alınmasının tesiriyle toplumun bir kesimi olan bitene hiçbir tepki vermediği gibi bu fiyaskoları da dert etmedi kendisine.

Yolsuzluk ve rüşvet iddialarına karşı bir türlü kesin bir dille cevap veremeyen iktidarın muğlak tavrı, hem toplumun sinir uçlarına dokunuyor, hem adalet duygusunu zedeliyor, hem de giderek kendi elini kolunu bağlıyor. Bu telaş haliyle yapılan açıklamalar da “zevahiri kurtarma” kabilinden oluyor haliyle. Her gün yeni bir “garip” açıklama gelmesi bundan.

Geçtiğimiz gün bir milletvekilinin, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrasındaki süreci tanımlarken kullandığı ifade, saçmalamanın zirve noktasını oluşturdu resmen. “17 Aralık günah işleme özgürlüğüne darbedir” ifadesi, siyasi mizah olarak mı yoksa fiyaskoların şahı olarak mı değerlendirilmeli bilinmez ama gerçekten hayret verici.

Yolsuzluk, rüşvet, ihaleye fesat, siyasi nüfuz kullanma gibi suçlamaları, bir bireysel özgürlük meselesi gibi sunmaya çalışan bu bakış açısını dikkate alırsak, o zaman suç denen bir şeyin olmaması gerekecek. Suç, bir “bireysel özgürlük” meselesi hâline gelirse, suçlunun cezalandırılması da “özgürlüğün kısıtlanması” anlamına gelecek. Bakış açısı o kadar çarpık ki, günah işleme özgürlüğünü kullananı (yani suçluyu) mağdur olarak değerlendirmek gerekecek.

İnsanoğlu, elbette günahsız değildir ve günah işleme potansiyeline sahiptir. Ancak bir Müslümana düşen, bu potansiyeli bildiği halde kendisini ve diğer insanları günaha sevk etmemek, günahtan alıkoymaktır. Yani, harama değil de helale yönelmek, seçimini helalden yana kullanmaktır. Günah işleme eğilimi var diye, bunu insanın bir özgürlüğü gibi algılamaya başlayınca, hiçbir ahlaki ve dini kaideye de ihtiyaç kalmaz. Günah işlemek özgürlük çerçevesinde değerlendirilen bir şeye dönüşünce de normal karşılanmaya başlar.

Bu zihniyete göre gidersek, mesela zinanın suç olmaktan çıkarılması da “özgürlüğün önünün açılması” gibi tuhaf bir sonuca çıkarabilir. Zinayı suç sayınca, insanın “günah işleme özgürlüğünü” elinden almış olursunuz gibi garabet bir sonuca varabilirsiniz bu kafayla.

Üstüne üstlük, milletvekilinin yolsuzluk, rüşvet vesair suçları “günah işleme özgürlüğü” kapsamında ele alıp, bireysel özgürlük kılıfına sokması, aynı zamanda “idarecinin hesap vermesi” prensibine de aykırı oluyor. İdare mevkiindeki bir kimsenin, yaptığı yanlışın hesabını vermekten kaçması mümkün değildir. Hele ki, “günah işleme özgürlüğü” gibi bir tuhaf gerekçeye dayanarak kaçması hiç mümkün olmamalıdır. Sonuç itibariyle, idareci, bir emaneti korumakla mükelleftir ve bu emanete halel getirecek hiçbir şey de “günah işleme özgürlüğü” gibi bir kavramla yumuşatılamaz.

Sözün özü, insanoğlunun doğası gereği günaha meyli olduğu kadar sevaba da, hayır işlemeye de meyli vardır. Bir özgürlük çerçevesi çizilecekse eğer, meşru ve helal olana göre çizmek daha doğrudur. “Günah işleme özgürlüğü”, özgürlüğü yanlış anlamak veya isnat edilen suçlara karşı bir kılıf arayışıdır sadece.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?