Müslümanların Dünyası Yıkılırken

Bütün bunlar ne uğruna yapılıyor ha, ne uğruna! Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin yasaları İslam kaidelerine göre mi ki de bir kısım Müslümanlar devleti (rejimi) savunup diğer Müslümanları aşağılıyor! Velev ki diğer Müslümanlar devletin içine sızmış olsun, bu yanlış bir şey mi! Bütün Müslüman cemaatlerin nihai amacı bu değil mi; devleti ele geçirip devleti de milleti de Müslümanlaştırmak değil mi Bu amaç Müslüman Türk milletinin en temel amacıdır. Zaten bilinçli Müslüman böyle olmalıdır. Oniki yıldır laik Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten Müslüman bir Başbakan ve avenesinin 17 Aralık operasyonuyla hırsızlıkları ortaya çıktı diye bir kısım Müslümanlar rejimin bekçisi kesildi! Başbakan ve avenesinin kendi yanlışlarını düzeltmek yerine o yanlışları ortaya çıkaranları cezalandırmak hangi insanlıkta, hangi dinde, hangi ayette yer alıyor! Başbakan hangi kitaba göre İslam kavramlarını yerle bir ediyor! Laik Türkiye’nin laik yasalarını değiştirip İslam’a göre mi düzenledi de şimdi Müslümanları cezalandıracak! Hangi hak ve hukuka dayanarak Müslümanları aşağılıyor!

Müslümanların dünyasında hoca kavramı kutsaldır. Müslümanlar hürmet ettiği ve hürmeti hak edenlere hoca der/demiştir. Başbakan hoca kavramını feci şekilde aşındırdı. Eski Türk filmlerinde, bütün hoca karakterlerine üfürükçü hoca olarak yer verilmiştir. Niçin Bilerek bu kavramı Müslüman milletin gözünden düşürmek için. Bunu yapanların Müslümanlık iddiaları olmadığı gibi amaçları da Müslümanlara hakaret etmektir. Ama bunu günümüzde Müslüman olduğuna inandığımız Başbakan yapıyor. Hem de bunu -nasıl Müslümanlıksa- Müslümanlık adına yapıyor. Hoca dediği insan kim olursa olsun, hoca kavramını ağzında sakız gibi çiğnemesi millet hafızasındaki hoca kavramını öldürüyor. Aslında Başbakan sadece hoca kavramını öldürmedi

Geçmiş yıllarda bir demecinde, “O zamanlar kitap okuyan arkadaşlarım şimdi sefilleri oynuyor” demişti Başbakan. Kitap okumayı aşağılamıştı. Sanki kitap okumak kötü bir şeymiş gibi konuşmuştu. Oysa asıl kitap okuyanlar Müslümanlardır ve zaten asıl Müslümanlar kitap okumalıdır. Kitaba inanan bir ümmet kitabı aşağılayabilir mi Ama maalesef bu olmuştu. Ve bu ümmetin yayıncılarının gıkı bile çıkmamıştı. Solcular gazetelere ilan vererek bu lafları kınamıştı da bizimkilerin hepsi iktidardan nemalandıkları için haksızlığa karşı dilsizleşmişlerdi yani hiç tepki vermemişlerdi.

Bir çiftçiye, “Ananı da al git” demişti Başbakan. Ana kavramını ayaklar altına düşürmüştü. Çiftçi haksız olabilir ama bir haksızlık başka bir haksızlıkla düzeltilemez. İslam’da kısasa kısas vardır ama bir haksızlığa başka bir haksızlıkla cevap vermek yoktur. Ana kelimesi Müslümanların dünyasında kutsal bir kelimedir. Müslümanlar iyice politikleştiği için sadece çiftçinin hatasını görmüşlerdi. Oysa koskoca bir Başbakan ana kavramını yerle bir etmişti.

Geçtiğimiz günlerde, “Onların çocuğu yok, onlar çocuktan ne anlar, çocuğu olmayan çocuğun ne demek olduğunu bilmez” diyerek bütün çocuksuz insanlara (çiftlere) hakaret etti Başbakan. Benim çok şükür iki tane nur topu gibi oğlum var. Ama çevremde çocuğu olmayan birçok insan bulunuyor. Allah nasip etmediyse olur mu, olmaz. Biyolojik sorunlardan dolayı çocuğu olmayan, çocuk hasreti çeken birçok insan var. Bu insanları ağlatmak Müslüman bir Başbakan’a yakıştı mı Onların çocuğu yok demeyi bırakın bu zaten büyük bir ayıp, Müslümanlar çocuk meselesini konuşmaya bile utanırlar. Ama Başbakan utanmadan bu konuyu politika meydanlarına taşıdı! O cümleleri söylediği haberleri eşimle birlikte izlerken, hem utandık hem üzüldük. O ne biçim gemi azıya almaktır ki Müslümanların kendi arasında bile konuşmaya utandığı meseleleri Başbakan arsızca mitinglerde konuşuyor! Arsız bir topluluk da karşısında alkış tutuyor! İşin can sıkan tarafı da, karşısında alkış tutanların çoğunun başörtülü kadınlardan oluşuyor olmasıdır! O nasıl bilinçsizlik öyle!

Başbakan kendisine imzalanıp gönderilmiş kitaplardaki imza ithafları’nı bile, “Bana övgüler düzüyordu” diyerek yine konuşulması ayıp bir şeyi dile getirdi. Bir yazar bir insana kitap imzalarken ona güzel ve yüceltici cümleler yazar, bu çok normal bir durumdur. Yazar değer vermediği birine niçin kitap imzalasın ki! Şimdi o sözlerin muhatabı çıkıp şöyle bir cümle söylese yakışır mı; “Seni adam sanıp da kitap imzalamıştım” dese Başbakan ne diyebilir! Şuan Başkan’a dalkavukça övgüler düzen köşe yazarlarının çoğu geçmişte bana kitaplarını imzalayıp göndermişti. Şimdi bunları dile dolamak ayıp olmaz mı Kitap imzalamanın ne demek olduğunu dahi bilmeyen Başbakan, politika uğruna, bilmediği konularda ahkâm kesiyor! 

Koltuk uğruna Müslümanların dünyasına ait bütün kavramlar aşındırılıyor. Müslümanların dünyasına ait bütün değerler ayakaltına alınıyor. Savaşarak korunmuş kelimeler haraç mezat bitpazarında satılıyor. Müslümanlara karşı kin ve öfke had safhada. Bütün bunlar ne uğruna yapılıyor ha, ne uğruna! Cumhuriyetin ilk yıllarında Müslümanların dünyasına ait bütün kavramlar aşındırılmış, aşındırılmakla yetinilmemiş Müslümanlara silah zoruyla, idamla, yıldırarak laik rejim zorla kabul ettirilmiştir. Tanzimat döneminden bu yana yani iki yüz yıldır Müslümanlar kendi dünyasını yaşayamıyor. İki yüz yıldır Müslümanlar laik rejimle savaşıyor. Ama şu son üç aydır Müslümanlar birbiriyle savaşıyor. Laik rejime düşman olmak bir yana konuldu artık Müslümanlar kendi kendileriyle uğraşıyor.

Bütün bunlar ne uğruna ha, ne uğruna! Politika denen tefrika Müslümanları birbirine düşürmek için yaşıyor bu topraklarda. Müslümanlar siyaseti İslam dininin yerine koydu; siyaset en büyük din olarak millet hafızasına çıkmamacasına kazındı. Particilik uğruna Müslümanların dünyasına ait bütün kavramlar aşındırılıyor. Bir kereden bir şey olmaz mantığıyla Müslümanların dünyasına ait her şey ayaklar altına alınıyor. Bütün bunlar ne uğruna yapılıyor ha, ne uğruna! Söyler misiniz bütün bunlar ne uğruna yapılıyor ha, ne uğruna!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?