Mahalli Seçimlere hazırlanmıyor muyuz?

Yürütülen seçim kampanyası mahalli seçimlerle ilgili değil de bir genel seçim söz konusuymuş gibi bir hava estiriliyor. Sanki insanımız 30 Mart’ta sandık başına gittiğinde il ve ilçelerini yönetecekleri değil de ülkeyi yönetecekleri seçecek!.. Özellikle Başbakan Erdoğan seçim kampanyasını öyle bir havaya soktu ki, mahalli adaylara değil de kendisine oy ister görünüyor. Çünkü özellikle ‘paralel yapı’ ile çatışmasında milleti hakem tayin etmiş görüntüsü vererek her konuşmasında,”30 Martta millet gerekeni yapacak. Paralel yapıcılara ve onlarla birlikte hareket edenlere gereken cevabı verecek” anlamına gelen cümleler kuruyor. Seçim sonuçlarına, hem de mahalli yöneticilerin seçileceği seçimlere böylesine bir anlam yüklenmesi en hafif ifadesiyle hedef saptırmak, toplumu yanlış yöne çekmek anlamına gelir. Bunun da ötesinde mahalli seçimlerden birinci parti olarak çıkmış olmak paralel yapının ortaya attığı iddiaların millet tarafından aklanması anlamına gelebilir mi Hükumet üyelerinin yargılanacağı ve aklanacağı yer bizim bildiğimiz kadarıyla Yüce Divan’dır. Bu bakımdan önümüzdeki mahalli seçimlerde iktidar partisinin bir önceki mahalli seçimlere göre daha az  ya da daha fazla oy alarak birinci parti olarak çıkması ileri sürülen iddialardan aklanması anlamına gelebilir mi Bunu söylerken iddiaların doğru olduğunu ileri sürüyor, iddiacıların yanında yer alıyor değilim. Ancak, ciddi bir kavram kargaşası yaşanıyor, sürekli olarak milletimizin kafası tüm taraflarca karıştırılıyor.

CHP’nin isteği üzerine yarın Millet Meclisi olağanüstü toplanarak Meclis Başkanlığı’na gelmiş olan fezlekeler milletvekillerinin bilgisine sunulacak. Arkasından bir araştırma komisyonu kurulur mu bilinmez. Görünen o ki, AK Parti çoğunluğu araştırma komisyonunun kurulmasını en azından seçim öncesi istemeyecek görünüyor. Seçimlerden istedikleri sonucu elde edebilirlerse millet nazarında aklandıklarını, bu bakımdan araştırma komisyonu kurulmasına ihtiyaç olmadığını ileri sürebilirler. Böyle bir yaklaşım toplumun kafasında oluşan/oluşturulan soruları gidermeye yetecek midir Bu sorunun cevabını şimdiden vermek yanlış olur. Egemenliğin kayıtsız şartsız millette oluşu prensibi seçimlerde Yüce Divan görevinin milletçe yerine getirildiği anlamına gelmez diye düşünüyorum. Eğer millet iradisi tüm kurumların yerine geçecek ise o zaman ne diye yasama, yürütme v e yargı diye oluşturulmuş üç kuvvetten söz ediyoruz. Hem de kuvvetler ayrılığının esas olduğunu anayasa hükmü haline getirmişiz. Bu noktada kuvvetler ayrılığının ülkeyi yönetmeyi imkansız hale getirdiği, -zaman zaman böyle durumlarla karşılaşılmıştır- o bakımdan kuvvetlerin birleştirilmesi gerektiğinden söz edilebilir. Ancak, o zamanda bir başka sıkıntı söz konusu olacaktır. Tüm güçleri kendinde toplamış olan iradenin “Millet bana yetki verdi, her istediğimi yaparım. Beni sadece millet denetleyebilir” mantığı ile hareket etmesi gündeme gelebilir. Mevcut uygulamaya göre aslında seçimlerden birinci olarak çıkan ve anayasayı değiştirecek çoğunluğa sahip olan bir partinin iktidarında yasama ile yürütmenin birbirinden ayrı oluşu kağıt üzerinde kalıyor. Buna birde yargının kontrol altına alınması eklenince isteseniz de istemeseniz de tek kişinin hakimiyeti ortaya çıkıyor. Çünkü partilerimizde aday listelerinin belirlenmesinde son sözü liderler söylediği için parti grupları üzerinde liderlerin tam olmasa bile büyük ölçüde hakimiyeti oluyor. Demek istediğim o ki, milletin seçimlerde verdiği oylarla Yüce Divan görevini üstlenmesi söz konusu olamaz/olmamalı. Netice itibariyle 30 Mart seçimlerini bir genel seçim havasına sokmak, seçim meydanlarında böyle bir hava estirmek seçim stratejisi bakımından istenen sonucu verebilir ama, seçime farklı bir anlam yüklemek olur.

NOT: Belediyeler ile belediyelere ait binalar o belediye hangi partide ise o parti tarafından seçim afişleri ve parti bayrakları ile donatılıyor. Yani belediye binaları ile belediyelere ait binalar sanki bir partinin malıymış gibi seçim karargahı olarak kullanılıyor. Halbuki belediye ile belediyelere ait binalar kamuya aittir ve bu sebeple de partiler tarafından siyasi propaganda malzemesi yapılamamalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?