Reklamı Kapat

İşimizi güzel ve sağlam yapalım

“Nev-i şahsına münhasır” diye eski bir tabirimiz vardır. Yani kişinin sahip olduğu özellikler yalnız ona aittir. Kimse ona benzemez, o kimseye benzemez.

Aslında bu deyim, altı milyar insan için geçerlidir. Nasıl ki, el çizgilerimiz altı milyar insandan ayrıdır, ses tellerimiz de ayrıdır. Karakter çizgilerimiz de ayrıdır.

Bir anne, çocuğunu kaybetse, altı milyar insan arasında onu gördüğünde hemen tanır.

Fabrikanın seri üretim malları gibi değiliz.

Bu durum bizim için bir rahmettir. Her birimizin ayrı duygulara sahip olması, ayrı zevklere sahip olması insanlık ailesinin sayısız isteklerine cevap vermektedir.

Hepimiz aynı kiloda, aynı güçte, aynı boyda, aynı akılda olsaydık dünya çekilmez olurdu.

Güzel bir manzaraya baktığında herkes aynı kelimelerle aynı şiiri yazardı. Herkes aynı evi yapar aynı renge boyardı. Sanatta, siyasette, ticarette, ziraatta ilerleme olmazdı, çünkü herkes aynı şeyi düşünürdü.

Rabbimiz, bizim hepimize ayrı özellikler vermiş. Bizim görevimiz o ayrı özelliklerimizi değerlendirmektir.

Başkasının sahip olduğu özellikleri istemeye kalkmayalım.

Bir altmış boyundaki bir insan “ben iki metre olmak istiyordum” dememeli.

Dese de çene yormaktan başka bir işe yaramaz.

Boyumuz, kilomuz, aklımız, bilgimiz, tecrübemiz oranında biz de görevimizi en iyi şekilde yerine getirelim.

Değerli bir dostum, 07 Eylül 1980 yılında Beyoğlu’nda Vitray sergisi açmıştı. Serginin zamanı dolmadan 12 Eylül darbesi oldu. Vitraycı/Revzencimiz sergisinde “Kema tekünü yüvellâ aleyküm =Nasılsanız öyle yönetilirsiniz” hadisini de renkli camlarla yazıp sergilemişti.

Sergiyi gezen Mısırlı bir zengin sanatkarımıza iş teklifinde bulunur. Gidiş o gidiş 34 yıldır yurt dışında sanatını icra etmekte.

İzine geldiği bir zamanda şöyle anlatmıştı: “Vitray sanatında kullandığım renkli camları Avrupa’da iki yerde yapıyorlar ve ben oralardan alıyorum.

Bir gün bir yerde bir renkli cam buldum ki, bizim Osmanlı camlarını andırıyor. Kimin yaptığını öğrendim, adresini aldım, Amerika’ya uçtum.

Amerika’nın en kuzeyinde kimselerin uğramadığı bir yerde deniz kenarında, terkedilmiş gibi bir köyde ustayı buldum. Alış veriş bağlantısını kurduktan sonra ona “Sen bu işi büyük şehirlerden birinde yapsan, müşteri seni daha kolay bulur ve daha kârlı olmaz mı ” dedim.

Usta “Sen işini sağlam yap ve sabret; işin ehli seni on bin kilometre uzaktan da bulur; senin gibi” dedi” demişti.

Sokağı süpürürken de, ülkeyi yönetirken de yaptığımız işin hakkını vereceğiz ve olmadığımız yerin işinin hayaliyle vakit geçirmeyeceğiz.

Başkasının yaptığı yanlışı onun yüzüne vurma malzemesi yapmak yerine o yanlışı kendimiz yapmamaya çalışalım ve başkasının hatalarını anlatarak vakit öldürmek yerine iş üreterek zamanımızı değerlendirelim

Biz, kendi içimizdeki madeni işleteceğiz.

Bu konuda Rabbimiz şöyle buyurur:

“Allah’ın, sizi kendisiyle birbirinize üstün kıldığı şeyleri istemeyiniz. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Allah’tan fazlını (Lûtfunu) isteyin. Muhakkak Allah her şeyi bilendir.” (Nisa süresi ayet 32)

İsterseniz bu ayetin tefsirini benim kaleme aldığım “Şifa Tefsiri”nden bir okuyuverin.

İstemek için (0212) 5111085 Cantaş yayınevi

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?