Reklamı Kapat

AKP-Cemaat çatışmasının asıl sebep ve sonucu 4

“Fadlından îta edince de bahl (cimrilik) ettiler ve i’raz ederek tevelli ettiler.” (Tevbe, 76)

`İzmir’deki Nur Cemaati’ni 1960’ların başında Mustafa Birlik’in Nur medresesinde tanıdım, onlara bazı tavsiyelerde bulundum; tavsiyelerimi kabul ettiler ve uyguladılar. / 1- Devlete karşı gelmeyeceksiniz, bu ülkede oturduğunuz müddetçe bu devlete sadık olacaksınız. / 2- Gizli toplantılar yapmayacaksınız, açık toplantılar yapacaksınız. Risale-i Nurlar suç değildir. Onları buna inandırmak için de konferanslar verdim, her konuşmamda Risalelere temas ettim. Müftülükte görevli İhsan Emci ve Osman Eskicioğlu, Türk Ocağı adına bu konferansları tertip ediyorlardı. Bu konferanslara F. Gülen arkadaşları ile birlikte katılıyordu. / 3- Devletten ve zenginlerden yardım almayacaksınız, doğrudan halka gidecek ve yapmakta olduğunuzu onlara anlatacaksınız; halkımız sizi destekleyecektir. Risale-i Nur şakirtleri hapishanelerde veya mum ışığında evlerde çalışıyorlardı. Onları faal hâle getirmek için çalıştım. / 4- Halktan “yardım almak” değil, “ortaklıklar” kurup iş yapmalıyız ve kazandıklarımızdan hizmetimizi yapmalıyız dedim. Bu amaçla iki sene çalıştık. Nurevleri (kooperatif) sözleşmesini geliştirdik. F. Gülen’le mutabık kaldık. Mustafa Uyar kardeşimiz Hatay caddesindeki 35 dönümlük arsasını Kooperatife sattı, parasını ortaklar katıldıkça alacaktı. / Ancak onlar “kooperatif” değil “vakıf” (Akyazılı Vakfı) kurup F. Gülen’i Kooperatif’ten (Akevler Kooperatifi) ayırdılar. Yukarıdaki önerimin sadece bazı kısımlarını değerlendirdiler ve bugünkü Cemaat/Camia oluştu. Sonra bizimle ilişkilerini kesip i’raz ettiler, İslâm düzenine göre değil, cari düzende büyümekle meşgul oldular...’

`Ne AK Parti ne de Cemaat bu zenginliğin ve imkânların onlara neden verildiğini bilemediler. Bu iktidar ve imkânları Allah niye onlara verdi, bunu bilemediler; hâlâ bilmemektedirler. Medyaları var ama “Adil (Ekonomik) Düzen”i kimseye anlatamıyoruz! Oysa İslâm düzenini gerçekleştirmek için birçok imkânlara sahip olurduk; hâlâ olabiliriz... / 1- Bin hanelik beldeler kurulabilir veya yönetimleri ele alınabilir ve oralarda İslâm düzeninin uygulaması yapılabilir. / 2- Bir “üniversite” açılır ve orada Nizamiye Medreselerinde olduğu gibi Kur’an Arapçası modern teknoloji ile tedris edilebilir ve Arapça olarak asri ilimler telif edilebilir. / 3- “Adil (Ekonomik) Düzen”e göre “bir işletme kurulabilir” ve o işletmede dünyaya hitap edilebilir. Örnek olarak bir “mala-mal marketler zinciri” kurulabilir. Bu marketler para ile alıp satmazlar, kendi senetleri ile alıp satarlar. / 4- Gerçek “faizsiz kredileşme bankası” kurulup insanlığa örnek olarak gösterilebilir. / İşte bunlar (AKP ve Cemaat) zenginliklerinden ve imkânlarından para ayıracaklar. Akevler’e katılıp işletme fıkhının projesini hazırlayacaklar ve uygulayacaklar. / İleride Allah Akevler’e de bu nimetleri verecektir. Akevler bu nimetleri harcamakta cimrilik yapmayacaktır. Nitekim “İzmir Akevler Kooperatifi” Allah’ın kendilerine verdiği nimetlerinden “İstanbul Müçtehit Yetişme Merkezi”ni desteklemektedirler.’

“Ve sırtlarını çevirdiler” / Başlangıçta bizimle beraber yola çıkmış iken, sonra terk ettiler. Yeni dostlar buldular ve i’raz ettiler. Beraberce yola çıktıkları yol arkadaşlarını terk ettiler. / Akevler kırk sene zulüm iktidarları ile mücadele etti. AK Parti tek başına iktidar olduktan sonra da kooperatifimiz hâlâ mağdurdur; 50 milyon dolar değerindeki arazimizi orman olmadığı halde devlet gasp etmiş, öyle duruyor; herkese mallarını iade ediyorlar, bize tapulu malımızı iade etmiyorlar! / “Tevelli etmek” demek ilgilenmemek demek, yapması gerekeni yapmamak demektir.’

“Ve onlar i’raz eder oldukları halde.” / “İ’raz etmek” demek yan çizmek demek, ayrılıp başka tarafa gitmek demektir. / Hedeften ayrıldılar. “Kur’an düzeni” yerine “zulüm düzeni” içinde zalimlerle bir olup halkı ezmeye devam etmektedirler. Dershaneler açtılar; halk çocuklarını pahalı pahalı okutuyorlar. Halk modaya uyulsun diye çocuğunu dershanelere gönderiyor. Bu yan çizmedir. / Oysa bizim önerimiz şu idi: Kooperatif kuralım, oradan elde etiğimiz gelirle dershaneler açıp ortaklarımıza parasız ilim verelim. Para ile ilim satmak haramdır. Mevcut okulların okuttuklarının yanında İslâmiyet’i de öğretecek kitaplar yazalım. O kitaplardan imtihan olup başarılı olanları taltif edelim. Hocalarına da ücretlerini başarılarına göre verelim. / Evet, İslâm düzenini bırakıp cari sistemle başarı peşinde koşmak i’razdır. / Çalışmaları terk edip Akevler’i yalnız bırakmak tevellidir. / Yapılacak iş sade ve basittir. “Adil Düzene göre işletmeler” kurulacak ve orada elde edilen kazançlarla “İslâm düzeni” öğretilecektir. Mevcut faizli düzende helâl-haram demeden kazandıktan sonra da mevcut düzeni desteklemek i’raz ederek tevelli etmektir. AK Parti’nin ve Cemaat’in yaptığını yapmak i’razdır. Akevler’i bıraktıkları yetmedi, şimdi de birbirlerine taarruz etmektedirler. Demek ki i’raz ederek demek saldırarak demektir.’ (s.7-9; “KUR’AN VE İLİM” çalışmamızdaki “tevafuk/lar” devam ediyor… 756. hafta yani geçen haftaki seminerimizden aktarı-YORUM... DEVAMI VAR... Elbette gereğini yapmak üzere ibretle takip etmenizi tavsiye ederim… Reşad / RNE)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?