Reklamı Kapat

Müslümanlar neden birbirini öldürüyor?

29 Ağustos 2014 Tarihinde, bu köşede “Sevgi ve dostluk kapısı”  yazımız yayımlandıktan sonra Veli Demir adlı okurumuzun bir sorusudur yazımızın başlığı. Bu sorunu ve soruyu uzun zamandır irdeliyoruz. Birçok yazımızda insanlığın uzun bir zamandan beri yoğun yaşadığı içler acısı durumu, dramı büyük bir çaba ile bize ışık olabilecek umut kapılarının aralanması için birçok yazı yazdık ve sürdürüyoruz. Müslümanların sahip bulundukları ruh dünyalarının aydınlık yüzlerini ortaya koyma düşüncemiz kendimizi bildiğimizden beri de sürüyor.

İnsanlığın ruh dünyasını bozan, kendisi olmaktan çıkaran, şeytanın iğvalarına kapılanlara karşı bir dirençle konularımızı ele alıyoruz. Dört bir yandan kuşatma altında bulunan insanlığın içler acısı durumunu ortaya koyma bulunduğumuz büyük medeniyetimizin ruhunu kavrama, buradan yola çıkarak yol bulmadan başka bir şey değildir. Sorunların temelinde insanımızın kendi ruh dünyasını yeterince kavramamış olmasından kaynaklanmakta. Düşünce dünyamızı bulandıran yabancılıkların, sıradanlıkların insanların hırs ve tamahıyla buluşması sonucu iş çığırından çıkıyor bir başka kanala, yola evriliyor. O zaman da üzerinde bulunduğu asıl yönünü yitirmiş oluyor. Yanlışlarla doğruya ulaşılmaz. Yanlışlar yanlışlarla düzeltilemez.

Medeniyetimizin ruhunu oluşturan Kitabımız, Sünnetimiz, büyük birikim düşüncemiz insanların yanlış bir yerde durarak yorumlanma ve algılanmasıyla sağlıklı bir sonuca gidilmesi mümkün değil. Yüz yılların birikimi, yol göstericiliği, büyük bir medeniyet düşüncesi bütünlüğü göz ardı edilince yabancı düşüncelerin ortaya koyduğu koşulların belirlemesiyle sağlıklı bir sonuca elbette ulaşılamaz. Kur’an’ın kimi hükümlerini çıkarları doğrultusunda yorumlayanlar en temel vurguları görmezlikten gelirler. İnsanın öldürülmesi sorunu Habil ile Kabil’den beri süregeliyor. Başlangıçta bir aşk ve çekişme sonucu başlayan bu cinayet insanın sapmalara dönük ilk belirtilerini gösteriyor.

İyi ile güzel, doğru ile yanlış kişilerin kendi zihin dünyalarındaki kurgular ile oluşuyor bir bakıma. Oysa İslâm en temel yaklaşımıyla insanlık için belirleyici olan: “Bir İnsanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir, bir insanı diriltmek bütün insanlığı diriltmek gibidir” temel vurgusu salt Müslümanlar için değil bütün insanlık için geçer bir kural. Böyle olunca insanlığın dirilişini sağlayacak yol ve yöntemlerden çok ölümünü oluşturan, gerçekleştiren yol tercihi Şeytanın ve yabancı ruhluluğundan başka bir şey değildir.

Cihad bütün ruhuyla insanlığın dirilişini sağlama çabası olan Müslümanlara özgü en kutlu görev ve sorumluluk eylemi. Silâh insanlığın ölümü değil kurtuluşunun aracı olması gerekirken, silâhlardan akan kan insanlığın yıkımıdır.

Nefret ve öfkenin bu denli alevlendirildiği bir dönemde siyasal çıkar ve hırsların çatışması büyük uçurumu oluşturuyor. Onlar çıkarlarını öncelerlerken, insanlığın kurtuluşunu sağlayacak olan asıl öze varmanın yolunu tıkıyorlar.

İslâm dışında hiçbir düşünce bütüncül olarak insanlığa bakmaz. Yukarıda sunduğumuz ayetin özünde de bu var. Hatta Kur’an’ın girişi olan Fatiha suresi insanlığa bir çağırıdır. Allah âlemlerin Rabbıdır. İnsanlığa olan çağırı bütünedir. Bütündeki saplamaları olan insanlara çağırı süreklidir. Ve Allah kendisine şirk koşan en azgınların bile rızkını kesmez. Rızık ile cezalandırmaz. Kimi zaman yaşanan büyük felaketlerde belli bir kesim korunmuyor. O bölgede bulunan hemen herkes bundan etkileniyor. Dinsizi de, dinlisi de, inanmışı da inanmayanı da rızık konusunda eşit bir durumdadır. Ve insanlığın ceza yeri bu dünyadan çok öte dünyadadır. Sonraya bırakılmıştır.

Müslümanların bugün daha yoğun bir biçimde birbirini öldürmesi yabancı düşüncelerin ruh dünyalarını bulandırması ve oradan bir sonuca varma düşüncesidir. Ve bu çok temel bir yanlıştır. Müslümanlar özlerini ve ruhlarını arındırmadıktan sonra sağlıklı bir sonuca varamazlar. Ancak ve ancak yabancılığın ve emperyalizmin dolaylı kuklaları olurlar. Bugün de yaşananlar bundan başka bir şey değildir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?