Reklamı Kapat

Kadınlar mescidi, kadınlar plajı

Önceki gün kızım burnundan soluyarak girdi içeri.

Şu koca İstanbul da onca cami var, kadınlara yer yok, bu

ne büyük haksızlık, namaz sırası beklemekten otobüsü kaçırdım, eve geç kaldım.

Bizim nesil yine rahattı.

Otuz sene önce camiler pek bir tenha idi.

Hatta o kadar rahvandı ki o terör eylemlerinin, cenaze

yürüyüşlerinin eksik olmadığı gerilimli günlerde fakültelerde ders yapılmaz,

biz de bir anne mabedin kollarına sığınır, tenha büyük mekânlarda birkaç

arkadaş huzur dersleri alırdık.

Şimdi maşallah ülkenin Müslüman ı bol, galiba kadınlar

ibadet yarışında erkeklerden önde ipi göğüslemekteler ki, camilerde kadınlarda

bir namaz kuyruğudur gitmekte.

Aslında yüzlerce yıl önce yapılan camilerin vaktinde

kadınlar, iş hayatında olmadığı için bir Ramazan cemaati olarak

düşünüldüklerinden; dar bir şerit, namaz alanı olarak bırakılmış.

Şimdi neredeyse erkeklerle eşit yüzdelerle kamusal

hayatta görünen kadınlar, Cuma namazlarında bile camilerde yerlerini

almaktalar.

Fakat mekân sorunu had safhada.

O ışıklı ferah sahınlar, erkeklerin olduğu kadar,

kadınların da hakkı.

En arkada karanlık dar bir köşede, yaz günü terler içinde

kadınlara eza çektirmenin hiçbir anlamı yok.

Kızımın önerisi çok güzeldi: Neden, Kadın Camileri

yapmıyorlar ki.

Seksenlerde İslam ı yaşamak isteyenler, düğünleri

haremlik selamlık olarak ayırmıştı.

Şimdi laisist bir baskı olmamasına karşın, Müslümanlar

aileye çok düşkün oldukları için midir, aile fertlerinin ayrılmasından

hoşlanmadılar.

Bile, isteye, beğene; artık birlikte düğün yapmaktalar,

herkes aile bireylerini gözünden ayırmak istememekte.

Ailecek camiye gidenler de, belki bu önerime itiraz edecekler.

Olur mu canım, neden aileler ayrılsın, bu bizim için zor

olur, çocuklar anne ve babalarından ayrılmak istemezler, diyecekler.

Fakat Üsküdar daki karşılıklı iki cami bu proje için çok

uygun.

Gerçi ikisinin de banisi kadın.

Mihrimah Sultan Camii ni kadınlara vermeli.

Karşısındaki Yeni Valide Camii ni de erkeklere.

Böylece o ferah şıkır şıkır vitrayların estetiği altında

asırlardır namaz kılan erkeklerin huzurunu biraz da kadınlar yaşamış olur.

Tam da bugünlerde kadınlar plajı tartışmaları gündemde.

Hele konu Antalya olunca yırtıcı kedilerin tüylerini

kabartarak hırlayıp dişlerini gösterdiği gibi, kızlı erkekli grupların plaj

basma olayları yaşandı.

Aslında söz konusu sahil, Karadeniz in bir kıyı şeridi

olsaydı kimsenin umuru bile olmayacaktı.

Fakat mescitlerin arka bölümleri gibi, eminim kadınlara

yine en kötü yerler ayrılacaktır.

İstanbul da yıllardır Poyraz da böyle bir kadınlar plajı

var.

Küçücük bir alana İstanbul un Anadolu yakasının bütün

kadınları akın ettiği için, onca kalabalığın yanlarında birkaç çocuk da

düşünün, her yer pislikten geçilmiyor.

O avuç içi kadar yerde deniz, kalabalıktan yeşil,

bataklık bir çamur görünümünde.

Etraf bebek bezlerinden geçilmemekte.

Gelenler o bataklıktan, arı kovanı gibi uğultudan bir an

önce kaçmaya bakmakta.

Ne yazık ki kadınlar plajı gibi ismi umut vaat eden

yerler, bir hayal kırıklığı yaşatmakta.

Poyraz da hemen yanındaki karma plajda, daha büyük ve

temiz bir alan hizmet verdiği için tesettürlü hanımlar da örtülü mayoları ile

ailecek o kısma gitmekteler.

Söz konusu kadınlar olunca sahilin en kayalık,

denizkestaneleri ile kaplı, cam gibi keskin taşlı denizini reva görmek de, hiç

adalet değil.

Kadınlar plajı kadar, erkekler plajı da çok elzem zira

pek çok ahlâklı insan kadınların pervasız kılıksızlıkları yüzünden denize

gidememekte, hiç olmazsa o takva kesim de; erkekler plajında denizin nimetinden

faydalanırlar.

Fakat siz hiç plaj basıp sivri tırnaklarınızı

göstermeyin, eminim yine pek çok dindar aile, fertlerinden ayrılmak

istemeyecek, bir köşecikte giriveririz diye karma plajlara gidecektir.

Ama hiç olmazsa insanlar özgürce seçimlerini

yapacaklardır.

Terbiyeli nezih erkekler, oh dünya varmış kafamızı yerden

kaldıramadığımız ar veren görüntüler yok, deyip rahatça denize girecekler.

Umarım kadınlar, nasıl olsa erkekler yok, kapalı

mayolardan kurtulduk deyip örtüsüzlüğü abartmazlar.

Yani karma plaj sevdalıları; Türkiye de o kadar da

korkulacak keskin ayrımlar hiç olmaz, siz fazla sinirlenip de hastalanmayın.

Bu denizlerin suyu herkese yeter.

Yeter ki iklim değişip denizlerimiz çöl olmasın.

Benim bütün korkum odur ki; Ege sahilinde bir gün Yunan

adalarına, karadan yürüyerek mi gidecektir, gelecek nesiller.

Sisam adasına minibüs kalkıyor diyen çığırtkanın sesi,

korkunç rüyalarımdan uyandırıyor.

O masmavi denize bakıp, bu cenneti elimizden alma diye,

Rahman a yalvarmaktayım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?