Reklamı Kapat

İnsanlığın bittiği yerdeyiz

Hayatı olumsuzluklar üzerinden değerlendirmek elbette iyi

bir durum değil. Değil ama gerçeklerden kaçamıyoruz. Günümüzde insan sorununu

irdelemek ve olumsuzlukların künhüne ermek üzere düşünmek zorundayız.

İnsan, en kutlu ve en üstün varlık.

İnsan, Allah ın ruhundan üflediği ve yeryüzüne gönderdiği

sorumluluk yüklediği tek varlık.

İnsan, iradesi ile yaşayabilen tek yaratılmış olanı.

İnsan sorununu irdelerken insana can ve ruh veren en

önemli olgunun din olduğu gerçeği üzerinde ısrarla duruyoruz. Bütün milletlerin

özünü dinler veya kültürler oluşturuyor. Her milletin mizacı farklıdır. İnsan

teklerinin de öyledir.

Bu gün milletlerin ve halkların farklı mizaç ve

karakterlerinden dolayı insanlık ciddî bir çatışma içinde. Özellikle batı

milletlerini kuşatan çıkar, dünyevilik, din dışı hayat çok daha

acımasızlaştırdı insanı. Kavimler veya topluluklar ancak kendilerini

kayırıyorlar. Kendileri dışında kalanlara ise alabildiğine acımasızdırlar. Ve

hatta onları hayatın dışına atmaya çalışıyorlar. İnsanlar kendileri gibi

olmadıkça yaşama hakkına sahip değildirler.

İnsanları çıkarları için kullanıyorlar. Sınırlarını

belirleyenler de onlar. Kendi çıkarları için tehlikeli buldukları anda hemen

engelliyorlar.

İnsanın özgürlük alanını daraltmak bir zulümdür.

İslâm insanlığın zararına olan edimlere yasak getirir.

Bunlar salt Müslümanlar için değil bütün insanlar için geçerli olan

durumlardır. Yasaklanan ve haram olan bütün edimler insanlığın zararına olan

şeyler. Bunların başında da kul hakkı geliyor. Yani insan hakkı. İnsanın en

küçük hakkını gasp etmek ağır bir ceza gerektiriyor, bağışlanamaz bir suçtur.

Bu, salt Müslümanların kendi aralarında geçerli olan bir kural değil. Kul

hakkı, hayvan hakkı ve daha niceleri. Bir Müslüman bir gayrimüslimin hakkını

gasp ediyorsa bu bir zulümdür. Bunun en somut örneği Peygamberimiz döneminde

çok çarpıcı örnekleri vardır. Kişi müşriktir ya da putperesttir ya da başka bir

dine mensuptur diye hakkı göz ardı edilmemiştir. Edilemez de.

Müslümanların ruhlarını yabancılığa kaptırmalarından

sonra bir küçümserlik duygusu altındadırlar. Şöyle ki bir önceki yazımızda ele

aldığımız konudan yola çıkarak batılıların, yani Hıristiyanların çok daha üstün

bir konumda olduklarını ihsas eden ya da açıkça dile getirenler oldu.

Bir insan onuruyla var olur, varlık olur. Kölelik ruhuyla

başkalarını öykünmek onları kendileştirmez. Müslümanlık en kutlu olanı. Bu

Allah tan geldiği ve özgünlüğünü koruduğu için böyle. İlahi diye tanımlanan

diğer dinlerin hiç biri özgün değil. Ya tamamen asıl özünden

uzaklaştırılmışlardır ya da bozuk bir düzlemdedirler. Onlar ancak birer

kültürdürler.

Batıya özenenler, batılı insanların hayatlarına

öykünenler asla kendi gibi olamazlar. Ruhlarında var olan sorumsuzluk

kendilerine yansır. Biz Müslümanlar ümmet-i Muhammed ederiz. Bir kardeşi

diğerinden asla ayırmayız. Bir Fatiha okuyorsak bu bütün Müslümanlar için,

elbette insanlık da bundan nasiplenir.

Bir Hıristiyan ın bırakın dünyanın öteki ucunda biri için,

en yakın komşusu için yaptığı bir duası, bir fatihası var mıdır

İnsanlığın ölümü bir bütün. Herkes bundan etkileniyor.

Bunun en büyük sorumlusu Müslümanların kendileri. Kendi dünyalarını bilinçle

yaşamamaları. Yabancı kültür ve düşüncelerin etkisinde kalmaları, kölelik

ruhuna kapılmaları. Zenginlik gibi dünyeviliklere tutulmaları. Dünyalık edinme

uğruna değerlerini ve kişiliklerini karakterlerini terk edişleri.

Dünyalıklar insan üzerinde ağır bir yük.

İnsan hayata gözlerini yumduğunda geriye hiçbir şey kalmıyor.

Bedenleri de çürüyerek toprağa karılıyor. Onun içindir ki insan, insanlığının

bilincinde ve kendi düşüncesinin özgürlüğünde var olursa anlamlıdır. Yoksa

başkasının sıradanlığında yiter gider.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?