Reklamı Kapat

Bu Bizim Eğitim mi?

Bugünkü eğitimi plânlayanlar için, Bunların eğitim

tarihinden haberleri yok mu, eğitimde kaliteyi yakalamış ülkelerdeki

çalışmaları hiç görmediler mi diye düşünüyoruz. Bakan ından öğrencisine kadar

eğitim sisteminden memnun olan bir Allah ın kulu yok. Çünkü bugünkü eğitim bizi

yabancılaştırıyor, ülkenin ihtiyacına cevap veremiyor.

Batı veya diğer ülkelerin kendilerine has bir eğitim

modelleri var. Ya bize ne oluyor da başka toplumlara özeniyoruz. Bu ülke

Müslüman! Bizim en önemli özelliğimiz bu! Müslümanlık ile şereflenmek Allah ın

bir lütfu. İslâm da bir noksanlık olmadığına göre, eğitim sistemimizi

oluştururken niçin bunu dikkate almıyoruz, dersiniz

İşin mantığından, sistematik bir yapıdan söz ediyorum.

Yoksa imam hatipler, ilâhiyat fakülteleri, seçmeli Kur an ve siyer derslerinin

olmasından değil. Önemli olan sistemin insanımızı geleceğe nasıl

hazırladığıdır.

Allahü Tealâ bize 4 sınıf insanı örnek gösterir:

Peygamberler, sıddîkler (sahabeler), şehitler, sâlihler (Nisâ, 69). Önce

peygamberler Onların meslekleri hakkında hiç kafa yorduk mu Meselâ, Musa

(A.S.) çoban, İdris (A.S.) terzi, Nuh (A.S.) gemici, Davut (A.S.) zırh sanatını

icra etmiş Allah dostlarından Hamit Aksarayî (Somuncu Baba) fırıncı, Yunus

Emre çiftçi

Eğitimin amacı üretkenliktir. Bilgiyi faydalı hale

dönüştürmektir. Ele aldığınız insanı toplumda karşılığı olan bir meslek sahibi

yapmaktır. Bu da uygulama ile gerçekleşir. Öğrenciyi bazı konularda

bilgilendirmek (malûmat sahibi yapmak) eğitimin amacı olamaz. Bunu kitle

iletişim araçları ile de yapabilirsiniz. Ama eğitim başka şey. İnsanı her zaman

ve şart altında geçerli olabilecek bir meslek sahibi yapma işi İnsanı yalnız memur luğa

hazırlamakla eğitim amacına ulaşmaz. 

Sanat Altın Bileziktir

Sanatın çeşitli anlamları var. Eskiden sürekli ve geçim

sağlamak için yapılan iş anlamında sanat veya zanaat kavramları

kullanılırdı. Toplum buna büyük önem verirdi. Bunu şu hikâye ne güzel anlatır:

Vaktiyle bir vezir padişahın kızıyla evlenmek ister. Bu

talebini padişaha bildirir. Padişah sorar: Peki, kızımı ne ile

geçindireceksin, elinde bir sanatın var mı

Vezir, Padişahım, sizin vezirliğinizi yapıyorum ya!

der. Padişah devam eder:

Vezirlik bir sanat değildir. Gün olur, devran döner,

vezirlik elden çıkar. O zaman geçimini nasıl sürdüreceksin

Vezir mesajı almıştır. Bir sanat sahibi olmak için

araştırmaya girişir. O dönemde hasırcılık meşhurdur. Bir ustadan hasır sanatını

öğrenir, o işin ustası olur. Padişaha yeniden gider ve durumu anlatır. Padişah

da:

İşte şimdi oldu. Çünkü sanat altın bileziktir diyerek

kızını vezirle evlendirir.

İşte, peygamberlerin her dönemde geçerliliğini koruyan

kalıcı bir sanata sahip olmalarının sebebi budur. Bugün insanların yüzde

kaçının yaptığı iş, her dönem ve her ülkede icra edilebilecek özelliktedir,

dersiniz

Bugünkü eğitim, insanın yetenek farklılıklarını kabul

edip o yetenekleri geliştirme yönünde düzenlenmiş değildir. Hatta Tevhîd-i Tedrisât

ve tek tipçilik mantığı yetenekleri köreltmektedir. Lütfi Bergen bu çarpıklığın

sonucunu şöyle anlatır:

Türkiye, üniversite eğitimi ile insan kaynaklarını israf

etmekte, üniversite bitirdikten sonra iş, iş, iş diye çırpınan gençliğini

heba etmektedir (Anadolu Gençlik Dergisi, Sayı: 176, sh. 19). 

Teori Değil, Pratik

Türkiye de zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılmıştır. Eğitim

zorla değil, sevgiyle amacına ulaşır. Toplumun dengesi, herkesin yeteneği ve

ilgi sahasına uygun olarak yetiştirilmesiyle sağlanır. Allah ın her insanı

farklı yeteneklerle donatmasının sebebi budur. Bunu dikkate almamak, suyu

yokuşa akıtmaya çalışmak demektir. Tabiîliğe uymaz.

Evlâtlarımızı 12 senelik zorunlu eğitime zorlamak insan

fıtratına da aykırıdır. Hiçbir pedagojik yönü yoktur. Bırak da, isteyen öğrenim

görsün, isteyen yeteneğine uygun bir mesleğe yönelsin. Öyle meslekler var ki,

18 20 yaşından sonra öğrenilmesi zorlaşmaktadır. Nice iş kolundaki işverenler

çırak bulamamaktan yakınmaktadır.

Gelişmiş ülkeler, geri zekâlılar için bile iş sahaları

oluşturmuşlar. Düz liseler gibi, harmanlama yöntemle öğrencileri eğitmeye

çalıştığınız zaman yetenekler dumura uğruyor, öğrenci meslek sahibi olmaktan

mahrum bırakılıyor, zorla yapılan eğitimden sonuç alınamıyor. Çünkü, her insan sevdiği

meslekte başarılı olabiliyor.

Bu anlamda, okulları herkesi üniversiteli yapma

mantığıyla dizayn etmek büyük bir yanlışlıktır. Üniversite akademik çalışma

demektir ki, bu sahada ancak yetenekli olanlar başarılı olabilir.

Maarif davamız başlığı ile verdiği konferanslarla

eğitimi bir dava haline getirmiş Prof. Dr. Necmettin Erbakan ın şu sözleri ile

yazımızı bitirelim: Faydasız, köksüz, teorik bilgiler yerine, fayda ve

gayesine ön plânda yer veren bir eğitim anlayışına geçmeliyiz. Meselâ, ziraat mühendislerimiz

memleketimizin ziraatının kalkınması; tohumun, tohumculuğun gelişmesi için

çalışmalı, bugünkü ziraatımızın verimsiz halden kurtarılması için seferber

olmalıdır (Davam, MGV Yy. sh. 187).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?