Reklamı Kapat

Fen Edebiyatlar da Fecaat

Başlıktaki ifade, Fen Edebiyat Fakültesi nin kısaltması olan FEF ten türedi. Çünkü İİBF lilerin yaşadığı işsizlik kabusu, atanamayan öğretmenler ve Fe...

Başlıktaki ifade, Fen Edebiyat Fakültesi nin kısaltması

olan FEF ten türedi. Çünkü İİBF lilerin yaşadığı işsizlik kabusu, atanamayan

öğretmenler ve Fen Edebiyat mezunları için de geçerli. Geçen hafta İİBF lilerin

yaşadıklarına kısaca bir değinmek bile bir dokun bin ah işit kabilinden oldu.

İleride yine bu durumu hatırlatmak ger diyerek, bu sefer de FEF lilerin

durumuna kısaca değinelim.

Belli branşlar haricinde (ki onlarda da kısıtlı bir kadro

açılıyor) öğretmenlik mezunları iş bulma şansına sahip olamıyor ve umutlarını

bir dahaki KPSS ye bırakıyor. Kadro açılan belli branşlardaki kıyasıya

rekabet ve çok yüksek puan alıp kadro yetersizliğinden herhangi bir atanamayan

öğretmen adaylarının mevcudiyeti de ayrı bir vahim tabloyu oluşturuyor tabi.

Bunun dışında arada sırada kadro verilen ve birkaç kişinin anca alındığı

bölümler için ise umutlar bir sonraki KPSS ye bile kalamıyor.

Geçtiğimiz yıllarda pedagojik formasyon alarak öğretmen

olabilen Fen-Edebiyat Fakültesi mezunlarına bu yol da kapatılınca, işleri daha

da zorlaştı haliyle. Böylece ya dershanelere yönelecekler (dershaneler

kapanırsa o kapı da kapanacak), ya akademik kariyere yönelecekler (ki oradaki

kadro imkanı çok daha sınırlı, hatta denizde damla misali) ya da özel sektörde

ilgisiz bir alanda çalışacaklar (o zaman niye üniversite okuyorlar ). 184 tane

Fen-Edebiyat Fakültesi var, buradaki öğrenciler temel bilimlere dair eğitim

alıyor, ancak mecburiyetten öğretmenliğe yöneliyorlar, çünkü kendi branşlarında

başka iş imkanına sahip değiller. Öğretmenlik kapısı da artık kapalı durumda.

Meseleye diğer taraftan bakarsanız, Eğitim Fakültesi nde

okuyan ve kısıtlı kadrolar içine kendisini atıp öğretmen olmak isteyenler,

Fen-Edebiyat Fakülteleri mezunlarının formasyon alıp öğretmen olmasına sıcak

bakmıyordur muhtemelen. Onlar kendi açılarından haklı olabilir; öte yandan

öğretmenlik dışında iş imkanı olmayan ancak pıtrak gibi çoğalan

Fen-Edebiyatlılar da kendilerince haklı aslında. Bütün sorun, hiçbir hesap

kitaba dayanmayan ve siyasi popülizm uğruna her yere hesapsızca açılan

üniversiteleri eğitim politikası sanan zihniyettedir.

Temel bilimlere gerektiği önemi vermeyen Türkiye, bunlar

olmadan sanayileşebileceğini, gelişmiş bir ülke olabileceğini zannediyor. Misal

matematik, fizik, kimya alanlarını sadece öğretmen istihdamı açısından

değerlendiriyor ve bu bölümleri de o açıdan görüyor. Şimdi o bakış açısı bile

yok. Bu bölümler tamamen işsiz üreten yerler gibi algılanıyor. Üniversite

kontenjanlarının yüzde 11 ini alan Fen Edebiyat bölümlerine memur

kontenjanlarından yüzde 1 bile verilmiyormuş mesela. Tabii gerçek çözüm, bu

bölümleri gerçekten verimli kılabilmek ve gelişmiş ülkelerdeki gibi matematik,

fizik, kimya alanlarıyla sanayi arasında bir bağ kurabilmekten geçiyor. Tabii

işin bir de edebiyat, tarih, coğrafya vs gibi sosyal alanlar ayağı da var.

Akılla mantıkla bağdaşmayan Puanı düşükler sosyal bölümlere gider algısı,

yöneticilere de yansımış olmalı ki, bu bölümlerin mezunlarına da dönüp bakan

bile yok.

Yeni istatistiklere de ulaşmak mümkündür ancak şu

istatistik bile bir şeyler söylüyordur: 2010 KPSS de 22 bin 686 Matematik

mezunu arasından 55 kişiye, 19 bin 809 biyoloji mezunundan 36 kişiye, 17 bin

284 kimya mezunundan 35 kişiye, 14 bin 36 fizik mezunundan 21 kişiye, 19 bin

869 edebiyat mezunundan sadece 1 kişiye kadro verilmiş! 20 bin edebiyat mezunu

içinden şanslı 1 kişi yani

Bu ülkenin eğitim ve istihdam politikalarını birbiriyle

uyumlu ve popülizmden uzak, planlı-programlı ve mantıklı hale getirmedikçe bu

garabetler sürüp gidecek. Diplomalı işsiz ler, işsizler ordusuna nefer olmaya

devam ederken, tek çıkış yolu olarak bir sonraki KPSS ye umudunu bağlayacak

veya ne iş olsa yaparım deyip ilgisiz işlerde mecburen çalışacaklar. O

zaman bu kadar dirsek çürütmeye, bu kadar okul açmaya ne hacet denmez mi !

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?