Reklamı Kapat

Ar'ımız Kâr'ımızdır!

Medyenli iki kızın hikâyesini bilir misiniz Şuayb

aleyhisselamın kızı olmanın çok ötesindedir onların hikâyesi. Kasas Suresi nin

gözdesi, Kur an ın yıldızlarıdır onlar. Belki Hz. Meryem kadar çok yerde geçmez

adları. Belki Hz. Asiye gibi görkemli olmamıştır sonları. Ama aslında

isimlerini bile bilmediğimiz bu iki kahraman, öyle bir ders verir ki bize; tam

da yaşadığımız çağa ve zamana göre.

Sadece üç ayet yeterlidir gerekli dersi almak için.

Hikâye Medyen suyu başında, Hz. Musa ve Şuayb aleyhisselamın iki kızı arasında

geçmektedir. Birinci sahne; hayvanlarını sulayan çobanlar, su başında çobanlar

olduğu için hayvanlarının suya gitmesini engelleyen iki kız ve olayı izleyen

Hz. Musa... Daha sonra yaklaşır Hz. Musa onlara ve Bu haliniz nedir diye

sorar. Onlar da: Çobanlar hayvanlarını sulayıp çekilmeden biz sulayamayız,

babamız da çok yaşlıdır derler. Sonra Hz. Musa onların hayvanlarını sulayıp

bir kenara çekilir.

İkinci sahne; Hz. Şuayb ın kızlarından birisi utana utana

Hz. Musa nın yanına gelir ve babasının hayvanlarını sulamasının karşılığını vermek

üzere kendisini çağırdığını söyler.

Kasas Suresi nin 23 ila 25. ayetlerini anlatan hikâyemiz

bu kadar. Konumuzu daha iyi anlatabilmek için isterseniz şöyle bir özet

geçelim; Medyenli iki kız, su başında erkekler olduğu için kenarda onların

işini bitirmesini beklemiş, yanlarına gitmemiştir. Hz. Musa onların yanına

geldiği zaman sıkıntılarını ne az ne fazla kelimeler kullanarak ve karşı tarafa

soru sorma ihtiyacı bırakmadan tam bir şekilde ifade etmiştir. Babaları yaşlı

olmasaydı bu ortama girmeyeceklerinin ama bu halde mecbur kaldıkları için o

anda orada olduklarının güvenini vermişlerdir. Hz. Musa onları zor durumda

bırakacak bir şey söylemeden, hayvanlarını alarak sulamıştır. Ve sonunda

takdir, teşekkür beklemeden yeniden bir kenara çekilmiş ve küçük de olsa bir

muhabbet ortamının oluşmasını engellemiştir. Daha sonra Hz. Musa yı babalarının

çağırdığını haber vermek için ikisi birden değil, yalnızca birisi gitmiştir.

Kur an da en dikkat çeken ibare, Hz. Musa yı çağırmaya giden kızın Utana

utana gitmesidir. Ve yine muhabbet ortamının oluşmasına izin vermeyecek

şekilde babasının, hayvanlarını sulamasının karşılığını vermek üzere kendisini

çağırdığını söyleyerek, onun soru sormak zorunda kalacağı açık bir kapı

bırakmamıştır. Ve son olarak da Hz. Musa, ne önceki durumdan, ne de sonraki

durumdan kendine bir pay çıkarmadan, her iki ortamda da iffetini korumuştur.

Peki, ama biz bunun neresinden ders çıkaracağız

diyebilirsiniz. O halde şöyle soralım; kadınlar ve erkekler olarak bizler de,

çoğu defa karışık ortamlarda bulunmak zorunda kalmıyor muyuz Çarşıda, pazarda,

okulda, otobüste, alışveriş merkezlerinde, iş yerimizde, hastahanede,

postanede... Ve mecburen konuşmamız gerekmiyor mu Peki, erkeklerin kadınlarla,

kadınların erkeklerle aynı ortamlarda olup da, iffetlerini korumalarının yolu

nedir o zaman Ya da şöyle soralım; Medyenli iki kız dediğimiz zaman,

erkeklerimiz ve kadınlarımız olarak aklımıza ilk gelmesi gereken kelime, onları

en güzel şekilde tarif edecek ibare nedir Hz. Meryem için iffet , Hz. Asiye

için İmanda sebat , Hz. Fatıma için Edep ve hayâ , Hz. Hatice için

Temizlik , Hz. Aişe için İlim olan bu ibare, hiç şüphe yok ki Medyenli iki

kız için AR dır.

İşte bizim de almamız gereken en önemli ders budur; ar

sahibi olmak, utangaç olmak. Bu, pısırıklık ya da içine kapanıklık olarak

anlaşılmamalı elbette. Ar sahibi olmak, Allah ın çizdiği sınırlarda dolanırken,

pür dikkat olmak demektir. Utangaç olmak, atacağımız bir adım için öncesinden

defalarca kez düşünmek demektir. Hassas olmak, titiz olmak demektir.

Evet, yaşadığımız çağ ve sistemin getirdiği mecburiyetler

dâhilinde maalesef her ortamda karşı cinsimizle beraber olmak zorunda kalıyor

ve çoğu zaman da muhatap oluyoruz. Çünkü evinden çıkmak zorunda kalan bir kadın

veya erkek, daha sokağa adımını atar atmaz, karma bir ortamda buluyor kendini

ve bu, akşam evine dönene dek devam ediyor. Bir kadın hastaneye giderse doktoru

erkek olabiliyor. Bir erkek evinin ihtiyacını görmek için markete giderse

kasiyer bayan olabiliyor. Ve bu, hayatımızın her alanında böyle. İlahiyat

fakültelerimizde bile karma eğitim görülüyor olduğunu düşünürsek, durumun

aslında ne kadar vahim olduğunu söylememize gerek kalmaz. Ve bu vahim ortam ve

çağda, Medyenli iki kız veya onların karşısındaki Hz. Musa olmak ne kadar

zordur değil mi

Neyi gerektirir onlar gibi olmak Nasıl davranmayı

gerektirir Kadın olarak ihtiyacımız olmadığı müddetçe evimizden çıkmamayı mı

gerektirir Erkek olarak bulunduğumuz ortama göre şekil değiştirmemeyi, her

ortamda efendiliğimizi korumayı mı gerektirir Kadın olarak keyfi bir şekilde

mahremimiz olmayan erkeklerle konuşmamayı, konuşmak zorunda olduğumuz zaman

ise, karşı tarafın nefsine hitap edecek ses tonu ve vurgulardan kaçınarak,

gayet ciddi ve anlaşılır bir şekilde konuşup; karşılıklı muhabbet ortamı

oluşmaması için çabalamayı mı gerektirir Erkek olarak, fıtrat ve sosyal konum

gereği kadınlara yardım edileceği, onların işleriyle uğraşılacağı bir durumda;

karşı tarafı zor durumda bırakmadan, işlerini yapıyor olmaktan dolayı minnet

duymalarına sebebiyet vermeden ve o durumdan nefsen faydalanmaya kalkışmadan,

is bitirici olmayı mı gerektirir Kadın olarak, erkeklerle aynı ortamlarda

bulunmak zorunda kalsak bile, en hızlı şekilde işimizi halledip o ortamdan

sıyrılmayı mı gerektirir Kadın veya erkek olarak, her ne durum ve ortamda

olursak olalım, ilahi bir gözün bizi hep izlediğini ve şeytanın da sınırları

aşmamız için bu kaygan çizgi üzerinde bizi kaydırmak için beklediğini, bir an

da olsa lakayt bir ortam yakalamak için var gücüyle çalıştığını, en azından iki

nefisten birini azdırmak için uğraştığını, dolayısıyla bizim belki de en çok

karışık ortamlarda dikkatli olmaya, hassas davranmaya mecbur olduğumuzu

bilmemizi mi gerektirir

Elbette bunların hepsini gerektirir Medyenli kızlar ve

Musalar olmak. Fakat hepsine özetle ve hepsinden çok, AR sahibi olmayı

gerektirir. Çünkü ancak Allah tan hakkıyla korkanlar ar sahibi olabilirler ve

önlerine indirdikleri gözlerindeki mahcubiyetlerini vakarla, vakarlarını

yüreklerinde besledikleri arla perçinleyebilirler. Rabbimiz ar ımızı kâra

dönüştürenlerden eylesin inşallah

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Meryem Nida - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?