Reklamı Kapat

Konut üretmek kente çare mi?

Türkiye, uzun yıllardan beri az gelişmiş ile gelişmiş ülke kategorileri arasında sıkışıp kalmış ve “gelişmekte olan” diye nitelenen ülkeler sınıfında...

Türkiye, uzun yıllardan beri az gelişmiş ile gelişmiş ülke kategorileri arasında sıkışıp kalmış ve “gelişmekte olan” diye nitelenen ülkeler sınıfında yer alıyor. Ne tam olarak az gelişmiş sınıfına girmiyor, bazı noktalarda o kategorinin üstüne çıkıyor, ancak kat’i surette gelişmiş ülke vasfını da kazanamıyor. Tam bir “ne köy, ne kasaba” ikilemi yaşıyor.

Büyüme ortalamasına bakınca yüzde 4-5 aralığında bir rakama demir attığımız ve bu büyüme hızıyla da maalesef ne uzayıp ne de kısaldığımız, bu “gelişmekte olan ülke” etiketiyle de sabit oluyor. Gerektiği gibi ve kadar üretemeyen, “2 adım ileri, 1 adım geri” şeklinde büyüyen bir Türkiye, “orta gelir tuzağı”na doğru tam gaz gidiyor. Bu büyüme stratejisi ve hızıyla “ne köy, ne de kasaba” niteliğimiz de pekişiyor yani.

Gelişmişlik düzeyi olarak büyüme hızları ve neticesinde de kişi başına düşen gelir gibi ölçütleri düşünüyoruz, ancak bir de insani ölçütler var. Mesela içinde yaşadığımız çevre, şehirlerimiz, günlük yaşamın kalitesi vs ne kadar bir gelişmişlik sunabiliyor ki bize Apartmanlara boğdurduğumuz şehirlerimiz, betonun en çirkin hallerinin birer resmi geçidinden farksız halde. Plansız, altyapısız, zevksiz ve patavatsız birer numuneyi andırıyor çoğu.

Kentsel dönüşüm olgusu, kağıt üstünde bakıldığında gayet makul görünüyor. Dayanıksız ve eskimiş binaların yıkılıp yenilerinin yapılacak olması akla ve mantığa uygun, ancak işin içine bize has birtakım hususlar dahil oluyor ve işin tadı kaçıyor. Kentsel dönüşüm derken, iş bir anda “rant” odaklı bir durum arz etmeye başlıyor.

Maalesef, şehri “rant” penceresinde gören bir anlayış, şehir kurmayı veya şehre katkı yapmayı da beton yığınlarını dikmekten farksız görüyor. Kentlerimizin birçok sorunu var halihazırda; hem fiziksel altyapının eksikliği, plansızlık, çarpıklık; hem de göçle gelenlerin şehre uyumu, şehirlerin tarihi ve kültürel kimliklerinin korunması vs.. Bunları göz önünde bulundurmadan, sadece konut üreterek ve art arda beton yığınlarının şehri kuşatmasına izin vererek ortaya bir çözüm konamıyor. Sadece, şehir şehir olmaktan çıkıyor.

Ekonomik büyümeyi inşaat faaliyetleriyle ortaya çıkan ranta endeksleyen bir zihniyet, ister istemez “sınırsız inşaat, sınırsız rant” sarmalına girecektir. Bugün Türkiye’de yaşanan durum da bundan farklı değildir. Sürdürülebilir büyümeye ihtiyaç duyan Türkiye ekonomisi, inşaat faaliyetleriyle birkaç sene büyüyebilir, ancak bunu sürekli hale getireyim derken “hababam inşaat” derseniz, kaçınılmaz olarak şehri değil de rantı ön plana almış olursunuz. Neredeyse saksıdaki çiçeği bile rant alanı olarak gören zihniyetin hal-i pür melali budur.

“Toplu konut”, “uydukent”, “”site” ,”rezidans”, “AVM” kelimeleri, bugünün Türkiye’sinde kentlerin başındaki en büyük belaları temsil ediyor artık. Çarpık kentleşmeyi ve plansızlığı düzeltmenin ve alt etmenin yolu ruhsuz, zevksiz, insanı hiçe sayan ve rant odaklı bir konut üretme stratejisi olamaz. Bu rant odaklı kafa, büyük bir bunalım halini yansıtmakta, adı konmamış bir ruhsal patlama manzaraları olarak kentin üzerine çökmektedir. Bulunduğu şehrin hiçbir özelliği gözetmeden heyüla gibi dikilen “toplu konut betonları” manzarası, şehirlerimizin canına okumaktan başka bir şey vaat etmez.

Eski ve bakımsızları yıkıp yerine “birörnek” ve rant odaklı zevksiz, renksiz, ruhsuz yığınları ikame etmek, soruna karşı politika üretmek falan da değildir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?