Reklamı Kapat

Kadir Mısıroğlu'na reddiye? "5"

Selahaddin in Mısır Fatimi Devleti ni yıkması

Selahaddin, hem Nureddin i temsil ediyor ve hem de Fatimi

Devleti nin bir devlet adamı olarak iki tarafı da idare etmeye çalışıyordu.

Nureddin, ordu komutanlarının kendilerine baş olarak Selahaddin i seçmelerini

onayladı. Bir anlamda onların iradesine saygı gösterdi. (Olay biraz da Kavalalı

olayına benzer. Kavalalı da Mısır ı işgal eden Fransızlara karşı savaşmaya

giden Osmanlı ordusunun bir askeriydi. Savaş sırasında ordu komutanı şehit

düşünce askerler onu başlarına komutan seçtiler. Bu durum, Mısır da ilk Türk

devletini kuran Tulunoğlu Ahmet in de durumuna benzer. Abbasiler onu Mısır a

vali olarak gönderdiler. O da burada bağımsızlığını ilan etti. Mısır ın böyle

ilginç bir özelliği vardır.)

Selahaddin, halka kendisini sevdirmeye çalıştı. Ayrıca,

kendisine bağlı bir ordu oluşturdu. Kısa bir süre sonra Fatimi halifesi 1171

yılında ölünce (Allah Selahaddin e yardım ediyor) Selahaddin, Mısır da Şiiliği

yasakladı. Şafi mezhebini yaydı. Hutbeyi Abbasi halifesi adına okudu ve kendini

Nureddin e bağlı Mısır Sultanı ilan etti.

1171 yılında Fatimi halifesi ölünce bu devlet feshedilip,

hutbe Abbasi halifesi adına okunmaya başladı. Halife hayatta iken Nureddin

Mahmut Zengi sürekli Fatimi halifeliğini kaldırması için baskıda bulunuyordu.

Fakat Selahaddin bunu sürekli erteliyordu. Çünkü o birdenbire halifeliği

kaldırırsa tepki ve isyanla karşılaşacağından endişe ediyordu. Önce yerini

sağlamlaştırmalıydı. Fakat halifenin ölümü üzerine yerine birisini seçmeyip

Fatimi halifeliğini kaldırdı. Mısır ı Abbasi halifeliğine bağladı. Şia yı

yasakladı. Şafi mezhebini burada resmi mezhep haline getirdi. Ezher

Üniversitesi nde bundan sonra Sünni ilimler öğretilmeye başlandı. Şii Fatimi

halifeliğini yasakladığından Selahaddin i Şiiler sevmez.

Şu kesinlikle iyi anlaşılmalıdır.  Selahaddin, Nureddin Zengi nin ölümüne kadar

sürekli Nureddin e bağlı olduğunu vurguladı. Her yıl vergisini gönderdi. Askeri

harekâtlarda destekledi. Hatta Haçlılar bir ara Dimyat a saldırdılar.

Selahaddin zor duruma düşmüştü. Nureddin, yardım etmek amacıyla o yaz bütün

Haçlı topraklarına saldırdı. Yağma yaptı. İleri gelenleri öldürüp kellelerini

Selahaddin e gönderdi. Yani öyle anlattığı kadar bir sıkıntı yok. Fakat tabiî

ki iki taraf arasında fitneciler her zaman olmuştur. Zaten Nureddin bunu tahmin

ettiğinden, Selahaddin in genç ve tecrübesiz olmasından dolayı İslam birliğini

bozacak bir yanlışlığa düşebileceğinden korktuğundan ona yardım etmek için

deneyimli devlet adamı Selahaddin in babası Eyyub u gönderdi. Gerçekten de

Eyyub, Selahaddin i olumlu yönlendirmiş oldu.

Yani tarihçimizin iddia ettiği gibi hemen gidip isyan

etmedi. Şeklen de olsa bağlılığını sürdürdü. Hutbede Sultan olarak Nureddin

Zengi nin adını okudu. Hatta Nureddin Zengi nin ölümünden sonra da onun küçük

yaştaki oğlunu sultan olarak tanımış, daha sonra şartlar gereği bağımsızlığını

ilan etmiştir. Bunu da ileride açıklayacağız. 

Tarihçimizin Selahaddin i Atatürk le Kıyaslaması

Tarihçimizin Eleştirileri: Sen memursun, sana bir görev

verilmiş bunu yaparsın. Ama o altı ay sonra bu devleti yıkıp Eyyubi Devleti ni

kurdu. Bu ihanet değil de nedir Böyle bir hareket meşru ise o zaman Mustafa

Kemal de Osmanlı Devleti ni yıkmakta masumdur.

CEVAP: Şimdi burada yanlış olan bilgiler var. Selahaddin

Eyyubi altı ay sonra Fatimileri yıkıp bağımsızlığını ilan etmedi. Bilakis

Fatimi halifesi ölünceye kadar ona ve Nureddin e bağlı yaşadı. (Yani 1169 da

Mısır alındı. 1171 yılında Fatimi Halifeliği kaldırıldı. 1174 yılında Nureddin

ölünce önce oğluna bağlı, daha sonra da bağımsız oldu.)

Şirkuh 1169 yılında Mısır a hâkim oldu ve Şaver in yerine

vezir oldu. Şîrkûh iki ay sonra ölünce Halife Âdıd, kumandanların baskısıyla

onun yerine yeğeni Selâhaddin i el-Melikü n-Nâsır unvanıyla vezir tayin etti

(25 Cemâziyelâhir 564 / 26 Mart 1169). Aslında Şirkuh un ve ardından

Selahaddin in Mısır Fatimi Devleti nin veziri olması, Nureddin in politikasına

aykırı değildi. Çünkü bu yardım sonucunda Fatimi Devleti ne egemen olmak için

kritik noktalara adamlarının gelmesi bir politikaydı ve buna Nureddin Zengi

karşı değildi. Karşı olsaydı zaten bunu bildirir ve orduyu geri çağırırdı.

Nihayet Nûreddin Zengî den gelen emir üzerine 567 de (1171) Fâtımî hilâfetine

son verdi.

Her şeye rağmen Nureddin ile Selahaddin birbirlerine küs

değildi. Hatta Nureddin 1170 yılında Selahaddin in babası Eyyubu oğluna yardım

etmesi ve ülke yönetiminde yanlış yapmaması için gönderdi. Bu da bazı küçük

olayların abartıldığını iki devlet adamının aralarında büyük bir husumet olduğu

iddialarının yanlış olduğunu göstermektedir. Gerçi Selahaddin i sevmeyenler onu

yönlendirmeye çalışsa da Nureddin, İslam birliğine önem veren birisi olduğundan

bu birliği bozacak bir girişime itibar etmiyordu. O, Haçlılara karşı Suriye ve

Mısır işbirliği rüyasını bozmak istemiyordu.

Fakat Selahaddin in hâlâ hutbeyi Abbasiler adına okumamış

olmasına kızıyor ve sürekli ona bu konuda mektup gönderiyordu. Selahaddin ise,

kendisine güvenen hasta Fatimi halifesinin kalbini kırmak istemiyordu. Nihayet

1171 yılında onun ölümüyle devleti fiilen dağıldı. Selahaddin Eyyubi de

kendisine gösterilen itimadı bozmamış oldu. Mısır, artık fiilen Zengilerin bir

vilayetiydi. Selahaddin ise Zengilerin yarı bağımsız valisiydi.

Tarihçimizin iddialarına tekrar dönersek:

1-Nureddin, Mısır seferi görevini Selahaddin e değil

amcası Şirkuh a vermiştir. Yanlış bir bilgi vermektedir.

2-Altı ay sonra Fatimileri yıkıp Eyyubileri kurmadı.

Eyyubi Devleti nin bağımsızlığı ve resmi kurulması Nureddin Zengi nin ölümünden

sonradır. Yani Nureddin ölünceye kadar Mısır ona bağlı bir bölge

hüviyetindeydi. Selahaddin yarı bağımsız idareciydi. Burada Selahaddin in

konumu çok güçlü olduğundan Nureddin onu azledip yerine başkasını

getiremeyeceğini bildiğinden böyle bir teşebbüste bile bulunmadı. Tarihi

bilgileri kronolojik olarak sıralarsak 1169 yılında amcası Şirkuh un üçüncü

Mısır seferiyle Mısır a yerleştiler. 1171 yılında Fatimi halifesinin ölümüyle

hutbe Abbasi halifesi ve Nureddin Zengi adına okunmaya başladı. 1174 yılında

Nureddin Zengi nin ölümü ve taht kavgası sonucu Selahaddin bağımsızlığını ilan

etti ve hutbeyi kendi adına okudu. Yani Nureddin hayatta iken hep ona bağlı

kaldı.

3-Görevine ihanet etti iddiasına da yukarda cevabını

verdik. Yapılan bir ihanet yok Görev zaten Şirkuh undu. Ayrıca Mısır ı

doğrudan Suriye ye bağlamak o dönemin şartları içinde doğru da değildi. En iyi

siyaset, Mısır ın kendi içinde bir güç oluşturmak, Haçlılara karşı

direnebilecek bir yapı kurmak ve Suriye ye bağlı bir devlet yapmaktı. Osmanlı

döneminde bile Mısır ın ayrı bir statüsü olmuştur. Uzaktan yönetim Mısır a

istikrarsızlık getirdiği gibi burayı Haçlı saldırılarına açık hale getirirdi.

Her saldırıda Zengi gelip kurtaramazdı. En iyi siyaset Eyyubilerin yaptığıydı.

4-Böyle bir hareket meşru ise o zaman Mustafa Kemal de

Osmanlı Devleti ni yıkmakta masumdur Bence burada tarihçimiz iyice saçmalamış.

İslamcıları can damarından yakalamaya çalışmıştır. Çünkü iki durum arasında

büyük bir fark vardır. Mustafa Kemal yeni bir ülkeyi fethedip burada

bağımsızlığını ilan etmiyor ki bizzat Osmanlı Devleti ne baş kaldırıp bu

devleti yıkıyor. Hâlbuki Selahaddin Eyyubi nin Mısır ı alması öyle değil.

Burası yeni bir bölge. Üstelik Türklerde ikta (tımar) töresi vardır. Bu töreye

göre bir yeri alan komutana o bölge ikta olarak verilir. Anadolu da kurulan

beylikler de bu şekilde olmuştur. 

5-Selahaddin in Nureddin Zengi nin Dul Karısıyla

Evlenmesi

Bu konuda ayrıntılı bilgiyi önceki yazımızda verdik.

Fakat burada şunu belirtmek isterim ki tarihçimiz, Selahaddin in bu kadınla

evlenmesini bir intikam olarak görmektedir. Sanki Selahaddin ile Nureddin

arasında bir kan davası vardır. İki devlet adamı arasında bir intikam ve

husumet oluşturacak olay olmadığı gibi son güne kadar da birbirleriyle şeklen

de olsa iyi geçindiler. İntikam ve nefret sözleri tarihçimize aittir. Tarihi

hakikatlere aykırıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Halil Er - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Ömer - osmanlı sanki dimdik ayaktaydı da Mustafa Kemal yıktı. Osmanlı mı kalmıştı ortada? Bence siz de tarih bilmiyorsunuz.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 07 Mayıs 17:39

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?