Reklamı Kapat

Lozan'ın ceremesini çekmekteyiz hâlâ?

Lozan tarlasının yanlış ekiminin ceremesidir bu

çektiklerimiz.

O günkü heyetin bu ağır şartları kabul etmesi ile

belalardan yakamızı bir türlü kurtaramamaktayız.

Sonra düzeltiriz umudu ile o ağır şartlara evet demişler

ama elimizle verdiğimiz Musul-Kerkük, Batı Trakya ve Adaların acısı herkesin

yüreğine elem vermiş. Atatürk, Mc. Arthur a: Ömrüm vefa ederse Musul-Kerkük

ile Batı Trakya yı ve Adaları, Selanik dâhil alacağım ,demiştir.

Lozan ın ağır şartları,1.Millet Meclisinde hararetli

tartışmalara sebep olmuş hatta muhalif ikinci grup Lozan karşıtlığı nedeniyle

ikinci meclise alınmamışlar, Ali Şükrü Bey, Lozan muhalefeti nedeniyle

öldürülmüştür.

Fakat ne yazık ki o gün muhalifler ne söylemişse, bugün

önümüze çıkmaktadır.

Ülkenin etinden et koparır gibi Musul-Kerkük ün

koparılması, Şark sorununu doğurur, Anadolu bütünlüğünü korumak güçleşir,

denmiştir.

Son kırk yıldır bu sorunu, canlardan can vererek

yaşamaktayız.

Lozan, H.A Çavdaroğlu nun dediği gibi, Ordularla egemen

olamadıkları Anadolu ya kültür emperyalizmi ile egemen olmayı düşünüyorlar,

bununla ilgili diplomatik çalışmalar yapıyorlardı .

İtilaf devletleri,13 Kasım 1922 deki Lozan konferansına

İstanbul hükümetini de davet etmişlerdi. Fakat M.Kemal in önerisi ile 1Kasım

1922 de saltanat ve padişahlık kaldırıldığından, Lozan a sadece TBMM hükümeti

gitti.

Bu sırada Hariciye vekili Yusuf Kemal Tengirşek idi

konferansın ana dili olan Fransızca yı çok iyi biliyordu. Deneyimli bir

diplomattı. Herkes Onun başkanlığındaki bir heyetin Lozan a gitmesini bekliyordu.

Ancak M.Kemal, İ.İnönü yü seçti. Hâlbuki İsmet Bey in Fransızcası azdı, işitme

sorunu vardı, bir de ittihatçı idi, itilaf devletleri ittihatçılardan nefret

ediyordu, İnönü sürekli M. Kemal ile telgrafla görüşme yapıyordu, bu da

görüşmeleri uzatıyordu. İsmet Paşa, Lozan a 105 kişilik bir danışman, yaver ve

koruma ordusu ile gitti. Osmanlı menşeli olduğundan sadece diplomatlar yoktu.

Diğer devletlerin danışman sayısı onu geçmiyordu.

Aslında İngiliz başbakanı, baş görüşmecisine yazdığı

mektupta: Petrol yataklarının işletme hakkı İngilizlere ait olmak üzere

Musul un Türklere verilebileceğini yazmıştı. Aynı mektupta savaşa meydan

verilmemesi de isteniyordu. Fakat İngiliz tarafı savaş tehdidinde bulunuyor,

Türk tarafı da bu blöfü göremiyordu.

İngiliz, Fransız, İtalyan delegeler şu ithamda bulunmakta

idiler: Biz size savaş açmadık. Almanların yanında savaşa girerek yüz binlerce

askerimizin ölümüne neden oldunuz. Bunun bedelini ödemelisiniz .İsmet Paşa,

memleketi; Almanların yanında savaşa sokan İttihad ve Terakki Cemiyetinin üyesi

idi.

Toprakları işgal edilmiş Türkiye, suçlu idi; ahmakça bir

Alman hayranlığının ceremesini çekmekteyiz hala.

İngilizlerin asıl ağızlarındaki bakla halifelikti. Bu

konu için Hayim Naum Efendi ortalığa düştü, M.Kemal saltanatı kaldırmıştı ama

bütün konuşmalarında halifeliği övmekte idi. Hayim Naum, İzmir de İktisat

Kongresi için gelen M. Kemal ile görüştü. M. Kemal, halifelik aleyhinde ilk

konuşmasını İzmir İktisat Kongresinde yaptı.

Bu arada Lozan bir sonuca varılamadan 4 Şubat 1923 günü

dağıldı.

Mecliste Lozan konusu çok ateşli tartışmalara neden oldu.

Kurtuluş savaşına katılmış kişiler anlaşmayı çok yetersiz ve Türkiye aleyhine

buluyorlardı. Misak-ı Milli sınırları içinde kalan Musul, Batum, B.Trakya ve

Ege adalarının mutlaka Türkiye ye verilmesi gerektiğini dile getiriyorlardı. M.

Kemal, gizli oturumda:

Efendiler Ne istiyorsunuz Karaağaç, Musul vesaire için

harp mi edelim Millet harpten usanmıştır. Harp edemeyiz.

Lozan konferansının 2.dönemi 23 Nisan 1923 de başlamış,24

Temmuz 1923 e kadar sürmüştür. Lozan imzalanmış ama meclisde de müthiş bir

muhalefet hareketi oluşmuştu. Bunlara ikinci Grup adı verildi. Bunlara göre

Lozan ile devletimiz sonsuza kadar yoksulluğa ve güçsüzlüğe mahkûm edilmişti.

Şehitlerimizin kanı masa başında yok pahasına feda edilmişti. Bu mecliste

oylandığı takdirde Lozan Anlaşması kesin olarak reddedilecekti. İkinci grubun

en etkili liderlerinden Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey, Deniz Harp okulunu

bitirmiş, donanmada subay olarak görev yapmıştı, etkili konuşması ile Lozan ı

yerden yere vurmuştu ama faili meçhul bir cinayete kurban gitmişti, katili

olarak Çankaya köşkünün Muhafız Birliğinin kumandanı olan Topal Osman

gösterilmişti ama o da katledilerek yok edilmişti. Ali Şükrü Bey in ölüm

emrini, M. Kemal in verdiğini yazmıştı zamanın aydınları.

Hemen yeni bir seçim düzenlenmiş, Lozan karşıtı

muhalifler ikinci meclise alınmayarak bu itirazlarının bedelini, ömürleri

boyunca yalnız bırakılarak ödemişlerdi. Böylece Lozan ı onaylamayacak kötü

çocuklar atılıp, iyi çocuklar oyladı. Çıkarılan Takrir-i Sükûn yasası ile

Lozan ın aleyhinde konuşmak dolaylı olarak yasaklanmıştı. Lozan ın aleyhine

konuşmak, kelleyi koltuğa almak demekti. İkinci meclis, Lozan ı muhalefetsiz,

korkularla kabul etmek zorunda kaldı.

Bizlere de ceremesini çekmek kaldı.

 Musul da, kimin

bıçağı keskinse o cirit oynamakta. İşgaller, füzeler, kopan kollar, kesilen

başlar bu acılı coğrafyanın sızılarını iyice artırmakta. Dün halifeliği

kaldıranların şimdi yeni bir oyunu ile karşı karşıyayız; eli bıçaklı

infazcılarla, İslamafobi yaygınlaştırılmaya çalışılmakta.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?