Reklamı Kapat

YILDIRIM AKBULUTTAN AHMET DAVUTOĞLUNA

1989’da Yıldırım Akbulut Başbakan olduğunda herkesin merak ettiği soru şuydu; * “Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Hükümet işlerine burnunu sokacak mı, sokm...

1989’da Yıldırım Akbulut Başbakan olduğunda herkesin merak ettiği soru şuydu;

* “Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Hükümet işlerine burnunu sokacak mı, sokmayacak mı ”

Bu soru 1990’lı yıllarda çok konuşuldu, tartışıldı…

Yıllar sonra, Yıldırım bey, Turgut Özal ile aralarında iki konuda düşünce ayrılığı olduğunu belirtirken, bunların Körfez Krizi ve Zonguldak maden işçileri konusu olduğunu anlattı.

Cumhurbaşkanı Turgut Özal Irak’a müdahale edecek güce fiili olarak katılmamız gerektiğini dillendiriyordu.

Tıpkı bugünlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi…

Akbulut, bu görüş ayrılığını şöyle aktardı:

“ABD’li senatör Solares, Türkiye’deydi. ABD elçisiyle birlikte ziyaretime geldiler. Bizden Irak’ın kuzeyinden girerek müdahil olmamızı istedi. Ben böyle bir harekette bulunmamızın bir gereğinin olmadığını belirterek destek vermeyeceğimizi söyledim. Sadece havaalanlarını açtık. Ben o tarihte de fiilen müdahale düşüncesinde değildim, bugün de aynı düşüncedeyim. Özal ile aramızdaki bu düşünce farklılığı anlaşmazlık olarak yansıtıldı.”

Başbakan Akbulut, Cumhurbaşkanı’nın sorumluluğunun bulunmadığını ve bu nedenle düşüncesini rahatlıkla açıkladığını, gerçek sorumluluğun Başbakan’da olduğunu, Bakanlar Kurulu ile Meclis’te konuların ele alındığını bu nedenle temkinli hareket etmek zorunda olduklarını dile getirmişti.

***

Akbulut-Özal arasındaki “bıçak sırtı” konulardan biri de Zonguldak’ta maden işçilerinin maaşlarına yapılacak iyileştirme idi…

Zonguldak, maden işçilerinin bir ay kadar süren gösterileri ülke gündemindeydi.

İşçiler, isteklerinin karşılanması için sonunda Başkent Ankara’ya yürüdüler.

Hedefleri Köşk’tü. Arkalarında muhalefet partilerinin temsilcileri de vardı.

Konu acil olarak Bakanlar Kurulu’nda değerlendirildi. “Bırakalım yürüsünler mi, yoksa taleplerini kabul edelim, bir noktada anlaşalım mı ” görüşleri tartışıldı, Bakanlar Kurulu’nda... 

Sonuçta, Bakanlar Kurulu’nda maddi taleplerin karşılanabileceği gerekli kaynağın bulunabileceği görüşü belirdi ve gereği de yapıldı.

Yıldırım Akbulut, o günleri anlatırken bir sitemini de, şöyle dile getirdi:

“Sorun oturup konuşulur ve kazasız belasız nahoş bir hadise olmadan çözülebilirdi. Bazıları bunu taviz olarak algıladı. Böyle olmadı. Bu bir tercih meselesidir. Ülke kargaşa içinde mi olmalı yoksa uzlaşı ortamında mı olmalı. Uzlaşmak mı iyidir. Ben uzlaşmadan yanaydım. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Zonguldak’taki maden işçilerine verilen zamların ekonomiyi etkileyeceğini belirterek benim tarzımı beğenmedi. Ama kendisi 1987 seçimlerinden sonra önceden yapmadığı zamları yaptı. Seçim öncesi ekonominin sıkıntısından bahsediyordu, ama seçimden sonra zamları yaptı. Ne oldu da üç ayda ekonomi düzeldi. Bu bir tercih meselesidir. Biz işçilerle anlaşma kararını Bakanlar Kurulu’nda aldık ama sonradan hiçbir bakan da çıkıp `biz bu kararı birlikte aldık’ demedi.”

***

Şimdi;

1) Başbakan olur olmaz, Ahmet Davutoğlu’nun ilk demeçlerinden biri, “Üniversite öğretim üyelerinin durumunu iyileştireceğiz.” oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Davutoğlu’na, “Ahmet bey ne yapıyorsun, bu ekonomide dengeleri altüst eder…” dedi mi, demedi mi Ya da Erdoğan, Hakim ve Savcılara yapılan ekstra zamla ilgili kamuoyuna yansımayan-yansıtılmayan bir kritik yaptı mı

2) Yıldırım Akbulut Başbakan olduğunda Körfez Krizi’ni adeta kucağında buldu. Her ne kadar Dışişleri Bakanı olarak gelişmelerin merkezinde olsa da, Ahmet Davutoğlu da IŞİD-Suriye-Irak-sığınmacılar kriziyle baş başa kaldı. Başbakan Davutoğlu, “Gerekirse kara harekâtı da yapılır.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu değerlendirmesi karşısında nasıl bir tutum sergileyecek Zira, şu ana kadar, Davutoğlu bu doğrultuda bir açıklama yapmadı.

3) Başbakan Ahmet Davutoğlu, son olarak gittiği Kırşehir’de sözü, “Ahi”lik kültüründen yola çıkarak Suriye’den ülkemize gelen sığınmacılara getirdi ama “Kara harekatına” hiç girmedi. Çok girift olan, açıklamaya muhtaç böyle önemli-hassas bir konuda Başbakan olarak konuşması gerekmez mi

4) Bu çerçevede hadi bir merakımı da burada dillendireyim; Cumhurbaşkanı Erdoğan acaba ne zaman Bakanlar Kurulu’na Başkanlık edecek Yeni binaya taşınmayı mı bekleyecek yoksa öncesinde de bir gün ansızın, “İşte geliyorum” mu diyecek

5) Bir soru da doğrudan siz değerli okurlara; Bu satırlar ışığında, Turgut Özal-Yıldırım Akbulut formülü, Recep Tayyip Erdoğan-Ahmet Davutoğlu ikilisi ile ne kadar örtüşmekte

 

İSKİ’NİN BORULARI, SARIMTIRAK SULARI!..

Bu fotoğraf dün sabah İstanbul’da Şişli’de çekildi…

Tam belirgin olmasa da bulanık, paslı gibi, normal su renginin dışında olan bir musluk suyu…

İstanbul’da musluklardan akan su içilir mi, içilmez mi

Kimi “içilir” diyor, kimi “içilir ama sen en iyisi içme!” diyor, kimileri de “kesinlikle içilmez” diyor…

Bazı üstü düzey yetkililer ise, “damacana” kullanın demekte…

Ancak…

“İstanbul’da musluklardan akan sular içilir…” diyenlere notumuz şu;

İstanbul’un göbeğinde dün sabah sular böyle sarımtırak bir renkte aktı…

Ben şahidim…

İSKİ’nin haberi var mı acaba

Abonelerine yüksek faturalar gönderen İSKİ, suyun temizliği noktasında aynı hassasiyeti gösteriyor mu, acaba

Çok merak ediyorum; İstanbul Su Kanalizasyon İşletmesi (İSKİ) her aboneden her ay yaklaşık 50 TL tahsil ediyor.

Korkunç paralar toplanıyor İstanbullulardan!

Bu paralar nereye gidiyor

Şöyle ayrıntılı bir açıklama yapsalar da biz de bilgilensek…

NOT: Bugün 29 Eylül 2014, Pazartesi… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?