Reklamı Kapat

KARANLIKLAR IŞİDİ

Ne aklımız karışsın, ne de istismarcılara kanalım!

IŞİD ve bölgede yapılmaya çalışılanları tarihe bakarak anlayabiliriz.

Hafızalarımızı birazcık yoklamaya ne dersiniz

Diktatör Saddam Hüseyin kimin adamı idi

Elbette Amerika’nın. Bölgeyi karıştırmak, çetin cevizleri birbirine vurarak kırdırmak isteyen Amerika, onu önce 1970’li yılların sonlarında Türkiye ile kapıştırmak istemiş, ama bunu Erbakan Hocamız önlemişti. Üzerinde çalıştığımız Erbakan’ın manevi dünyasını yansıtacak olan kitabımızda bu konudaki bulgularımızı yayınlayacağız.

Bunu başaramayan Büyük Şeytan, bu sefer onu 1980’li yıllarda İran’ın üzerine salmamış mıydı Bu anlamsız savaşın tam 8 yıl sürdüğünü yaşı müsait olanlar hatırlayacaktır.

Büyük İsrail’in kurulması için ABD’nin Saddam’dan da kurtulması ve Irak’ı parçalaması gerekiyordu. Bu maksatla kendi adamları olan Saddam’ı nasıl aldattıklarını hatırlayalım.

Amerika Saddam’a akıl verir:

“Sen bir petrol ülkesisin, ama Kuveyt senin petrolünü yeraltından kendi açtığı kuyulara çekiyor. Senin savaşta çok zararın oldu. Bu zararlarını elde edeceğin petrol kuyuları ile karşılaman mümkün. Ortam müsaittir. Kuveyt’e karşı yapacağın bir askeri harekâtta biz önce sana karşıymış gibi davranırız ama bilmelisin ki, aslında seni destekleriz. Kuveyt’in işini bitir!”

Saddam, beleşten bir petrol havzasını kazanıp, diktatörlüğünü pekiştirmek hevesi ile Kuveyt’i işgal edivermişti. Dünyadaki tepkilerin ve tehditlerin kuru sıkı olduğunu zanneden Saddam, kendi arkasında zannettiği ABD’nin, Çöl Fırtınası isimli harekâtıyla Irak’a girmesi ve ordusunu dağıtmasıyla ancak uyanabilmiş ama mahvolmuştu.

Bu arada Milli Görüş Lideri Erbakan, Çöl Fırtınası harekâtından önce Büyük Şeytan’ın gerçek amaçlarını, bir albayın ağzından, İsrail himayesinde bir Kürt devleti kurmak olduğunu, bu maksatla Türkiye’nin de savaşa sokulacağını, Irak’ın parçalanacağını ve güçlü silahların bölücülerin eline verileceğini, daha 1992’de TBMM’de deşifre etmiş, anlatmıştı. Çareyi de ortaya koymuştu:

“ABD ve Avrupa’yı işe karıştırmamalı, İslam Birliği kurulmalı, Irak, Türkiye, Suriye ve İran bir araya gelip sorunu çözmelidir.”

Rahmetli Erbakan, çareyi söylemekle kalmamış, başbakan olur olmaz, Çekiç Güç adlı Amerikan askeri varlığını bölgeden kovmuş ve İslam Birliği’nin çekirdeği olan D-8‘i de kuruvermişti. 

ABD, asıl maksadını daha en başında bu kadar açık ve net ortaya koymuşken, Türkiye’deki basiretsiz iktidarın da desteği ile yalan sebeplerle, Irak’ı 2003’te işgal etmiş, ileride kullanacağı maşalarına silahlarını devretmiş ve yaklaşık 10 yıl sonra sözde bu ülkeden çıkmıştı. Çıkmıştı ama 1992’de açıklanan planlarına göre daha çok işleri vardı bu bölgede.

Saddam’a nasıl önce Türkiye’yi, olmadı İran’ı, o da olmadı Kuveyt’i vaat ederek avladı ise, bugün de aynı yöntemi kullandığı açıktır.

Bizde IŞİD, başka ülkelerde başka isimle anılan bu örgüte aynı şeyleri vaat ederek istikamet gösterdiği besbellidir. Ortalığı karıştırma işi bitince Saddam’ı nasıl askeri harekâtlarla yok ettiyse, bunları da aynı yöntemle yok etmeyi neden düşünmüş olmasın

Bu sefer Türkiye’de savaşa çekilmeliydi. Bu maksatla yapılacak işlerden bir tanesi, Musul’daki personeli rehin alıp kullanmak olabilirdi.

Türkiye’deki yeni hükümet, alelacele bölgedeki bu karışıklığın müsebbibinin ABD olduğunu ağzından kaçırmış, sonra da sus pus oluvermişti. ABD bu örgüte karşı savaş için koalisyon önerdiğinde, Türkiye bu rehineler dolayısıyla pek istekli olmamıştı. Büyük Şeytan bu kerre kendi tertibi olan rehine olayını, dolaylı yollardan “çözdürmüş” Türkiye’nin bahanesini ortadan kaldırıp, planını yürütmeye devam etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı ve yeni hükümet önce mırın kırın ettiyse de, “ikna” edilmeleri üzerine savaş demek olan askeri operasyona razı edilmiştir.

Erbakan Hocamızın 1992’de açıkladığı gibi, plan açık ve nettir. Büyük İsrail’in kurulması. Tarihi belgeler ve olayların gelişmesi bu kadar açık ve net iken, bu plana alet olunması; tarihin, milletin, gelecek nesillerin ve Hakk’ın affedeceği bir hareket değildir.

Çözüm için yapılması gerekenler ortada iken, bunlara hiç tevessül etmeden, şeytan planına hizmet edilmesi, ancak bir tek sebebe dayanır:

İbrik otunda tuzağa düşmüş bulunan kelebeğin, artık son rauntta kaderine boyun eğip şekerli suya kendini bırakması.

Velhasıl şu cümleyle özetlemek mümkün:

Alavere, dalavere, Türk Mehmet savaşa!

TAKIYYECİLER

Millete tahkiyeyle geçti,

Onbir yıl artı on ayınız!

Yıkım, soygun ve katliamlar,

Sizin de var hep onayınız!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?